Halk üslubuyla KABALTI diye bilinen, İbrahim paşa tarafından yaptırılan, Urfa’da kazancı pazarı ( Bakırcı) diye bilinmektedir. Şimdi ise, bakırcılık sanatı değerini kaybetmiş olarak bulunmaktadır
KARA TALİHLİ KAZANCI USTASI
İmarda beşik tipi kemerler sınıfında yer alan . Halk üslubuyla KABALTI diye bilinen, İbrahim paşa tarafından yaptırılan, Urfa’da kazancı pazarı ( Bakırcı) diye bilinmektedir. Şimdi ise, bakırcılık sanatı değerini kaybetmiş olarak bulunmaktadır. bu tarihi Kazancı pazarı o zamanın ağır sanayisi gibi bir mekan olarak bilenmekteydi. Bakırcı esnafının Son kuşak Gazelhanı, kazancı BEDİH’İN , hem sanat, hem Gazel han üstadı olan, kazancı Hasan DİYAR ise bu çarşının öncüsü, sözü yere düşmeyen kamil biri olarak sevilip sayılan bir şahsiyetiydi.
şuan mevcut olan çarşının orta kısmındaki sol tarafta bulunan, kuzey yönündeki kazancı Dükkanında, iki ayaklarını uzatmış bakır siniyi nakışlamakta olan bakırcı ustası çalışmaktadır. çalışan ustanın ayakları arasındaki boşluğa, bitişik dükkanın üst çatısından inşaat ustalarının çalıştığını unutarak, kendini işe kaptırmışken, Aniden iki bacaklarının arasına LAHİT bir TAŞ düşer. Çalışan ustayı aniden bir korku sarar. Rengi benzi geçmiş olarak şaşkın bir hale girer. Çevrenin tamamı yardıma koşarak gelen esnaf, çalışan kazancı ustasının bir taraftan başına su dökerler, kaldırıp silkelerler, biraz su içmesini sağlarlar ,uzatıp dinlemesine yardımcı olurlar. Bu işler yapılırken, Çarşının öncü üstatları Hasan DİYAR ,ARAP MAKSUT, Kazancı BEDİHİN Ortağı ,Gazel han Kazancı Salih Usta, Ömer KAZANCI gibi esnaf büyükleri gurup halinde toplanmış, olayın değerlendirmesini yapmaktalar.
İçlerinde yaşlı olan kazancı ustası ; “ Bu adam bu korkudan kırk güne kadar yaşarsa kurtulur. Ama kırkı bulmazsa ölümcüldür hazırlıklı olun” diye uyarıda bulunur. – Çalışan usta kırk günü bulmadan düşen Lahit taşın korkusundan ölür. Yaşlı adamım dediği gibi Merhum kırk gün yaşamadan ölür. Taziyede, merhumun babasına, Allah Rahmet merhamet etsin diye Baş sağlığı dileyen esnafından birine, korkudan ölen merhumun babası ; Ne bana hep başın sağ olsun , başın sağ olsun diyorsunuz. Söyleyin Allah’ta senin başını ömrünü yesin, ölüp kurtulasın. benim bu yaştan sonra elim iş tutar mı? Ben bundan sonra ne iş yapa bilirim? Ne kazana bilirim? Merhumun Geride kalan bu çocuklarını ben nasıl geçindirir bakarım. Hangi kazancımla bunları besler, adam ederim? Ben bu yaştan sonra bana söyleyin Allah’ta senin başını ömrünü yesin kurtulasın deyin. bana başın sağ olsun demeye ne gerek? Hep bir ağızdan görülmez kaza diyorsunuz Gözlerinden yaşlar süzülürken ağıtlı sesiyle şu DÖRTLÜĞÜ SÖYLER ; DERDİ TANI.
TABİB OL DERDİ TANI.
GÖZÜM GÖRSE TANIRAM
ÜSTÜME DERT ATANI. “ ÜSTÜME DERT ATANI, TANIYIP BİLİYORUM AMA NE FAYDA! ALLAH BENİMDE CANIMI ALSIN ÖLÜM KURTULUM DİYEREK YAKINIR”
Başta GÜZELCE Dedik ya….! KARA TALİHLİ
KAZANCI USTASI.