Yağışların ardından ilçemizin ana arterlerinde ve mahalle aralarındaki yollarda meydana gelen derin çukurlar ve asfalt çökmeleri, günlük hayatı ciddi şekilde zorlaştırmaya başlamıştır.
Bugün geldiğimiz yerde, bir emeklinin maaşıyla oturduğu evin kirası arasındaki o ürkütücü eşitlik, basit bir rakam benzerliği değildir.
Takvimler 6 Şubat’ı gösterdiğinde, zamanın donduğu o karanlık saniyelerde yalnızca binalar yıkılmadı. Kelimeler çöktü. Planlar sustu. “Yarınlar” enkaz altında kaldı.
Yalnızca bugünün değil, yarının da umuduyum. Ancak kalbimde her gün yeniden büyüyen bir korku değil; bastırılmak istenen ama haklı olan bir öfke taşıyorum
Artık her sabah, ruhun değil hırsın hüküm sürdüğü bir iklime uyanıyoruz. Devir öyle bir hâl aldı ki; bir zamanlar canından can bilinenler, bugün birbirine can düşmanı kesiliyor
Dünyanın hangi köşesinde bir “ah” yükselse, insan kalbinin orada durup dinlenmesi mümkün değildir. Çünkü vicdan, haritalara sığmaz; sınır kapılarında durdurulamaz.
Sana bu satırları, bir ömre sığdıracağıma inandığım hayallerin enkazından yazıyorum. Umut, bazen en büyük yanılgıdır; insanın kendine kurduğu en masum tuzak…
Şemsettin Virani ve Eyyüp Nebi gibi manevi merkezleriyle kültürel derinliğe sahip Viranşehir’in artık günü kurtaran değil, geleceği planlayan adımlara ihtiyacı vardır.
Bu cümle, bir tanımdan ibaret değildir. Bu cümle; var olmanın, direnmenin, üretmenin ve yeniden başlamanın adıdır.
Yeryüzünün gökyüzünden aldığı en saf, en sessiz hediyedir. Düştüğü anda dünyayı değiştirir; çirkinlikleri örter, yaraları gizler, hayatı kısa süreliğine bir masala dönüştürür.
Değişen şehir yaşamı, çocukluğun en doğal hakkı olan oyunu tehdit ederken; güvenli ve modern oyun alanları artık bir tercih değil, toplumsal bir zorunluluk haline geliyor.
Hayat, çoğu zaman ilerledikçe hafifleyen değil; aksine biriktirdikçe ağırlaşan bir yolculuğa dönüşüyor. Yanlış insanlar, samimiyetsiz gülüşler, üzerimize yapışan beklentiler
Bu bağlantı sizi https://www.gapolaygazetesi.com dışındaki bir siteye yönlendiriyor.