Geçen Perşembe rahatsızlığım nedeniyle biraz erken eve dönüyorum. Yolda dinlediğim radyoda TCMB’nın o gün aldığı 325 baz puanlık faiz indirim kararının ne kadar doğru olduğu anlatılıyor. Akademisyenler, yorumcular kararı desteklediklerini yabancı kelimelerle bezenmiş ekonomi terminolojisi ile gayet güzel anlatıyorlar. Dinleyince her şeyin düzelmekte olduğunu anlıyorsunuz. Ekonomimiz düzeliyor…

Kim itiraz edebilir?

Zaten itiraz edenlere sormuyorlar…

Markete uğrayıp bir şeyler alayım istedim. Alacaklarımı aldım kasaya geçtim, kasiyer yok ve uzun kuyruk oluşmuş. Bağırıp-çağrışmalar. İki sıra önümdeki kadın sinirlenip aldıklarını bıraktı gitti. Neyse ki bir kasiyer hemen geldi. O da belli ki öfkeli ama belli etmemeye çalışıyor. Ortamdaki öfke manyetik bir alan yaratmış gibi herkes tarafından fark edilmiş durumda ancak öfke dozu aşırı olmadığı için patlama yaşanmadan herkes normale dönüyor. Kasiyer önündeki parayı soruyor; 22 lira. Az önce sinirlenip giden kadın sanırım bir veya iki parça olan alacakları için parayı da hazırlamış ama unutup gitmiş. Kim bilir kafasında ne sorunlar var dı?

Ödememi yaptım dışarı çıktım. Arabama binerken genç bir delikanlı yanaştı, ”Abi bir şey sorabilir miyim?” Anladım tabi sormak değil maksat istemek. İş bulamadığını, aç olduğunu mırıldanırken kendisini konuşturmuyorum. Delikanlı bu durumda iken numara yapıyorsa da bir şey vermemek olmaz. Yardımcı oluyorum. Belli ki çok seviniyor peşimden bağırıyor, “Abi sen nerelisin?” Hafif gülümsüyorum, cevap vermiyorum. Yoluma devam ediyorum.

Radyoda hala ekonominin iyi gidişatı anlatılıyor.

Kavşakta kırmızı ışığa yakalanmadan dolayısıyla dilenci veya mendil satıcısına rastlamadan eve geçiyorum.

Perşembe bitti, ben yazımı Pazar gecesi yazıyorum hala faizler düştü, döviz düştü, ekonomi iyileşti edebiyatı…

Bulgaristan’ın nüfusu 7 milyon bizdeki işsiz sayısı 8 milyonun üzerinde…

Sekiz milyondan fazla işsiz var ve uzman geçinenler ekonomi iyi diyebiliyor…

Ekonomi iyimiş…

Bir işletmeniz olsa ve kredi kullansanız, bu krediyi ödeyebilmek için üretim yapmanız ve ödediğiniz faizin üzerinde kazanmanız nasıl şart ise bir ülke ekonomisinin de yurt dışından aldığı yabancı para borçlarını ödeyebilmek için üretmesi ve ihracat yapması şarttır.

Borçla bir süre yaşayabilirsiniz…

Üretmek ve ihracat olmazsa olmazdır!

Türkiye günde 50 milyon $ faiz ödüyor.

Bir daha yazayım; Türkiye günde 50 milyon $ faiz ödüyor. (Sakarya’da Katar’a sattığımız Tank-Palet fabrikasının gerekçesini Erdoğan 50 milyon $’a olan ihtiyacımız şeklinde açıklamıştı.)

Türkiye’nin mutlaka yapması gereken ama nedense yapamadığı, borca ve tüketime dayalı şimdiki büyüme modeli yerine üretim ve ihracat odaklı yeni bir büyüme modeline geçmektir.

Ayrıca konunun bir diğer boyutu var; Üretmek mutluluktur.

Üretmediğiniz sürece markette, evde, işte, trafikte, her yerde kavga eder, tartışır, mutsuz olursunuz…

Üretim, ihracat ve istihdam yoksa ekonomi iyi değildir.

Toplum mutlu değildir…

Unutmayalım; Ekonomi insan içindir…

Bülent KUŞOĞLU