iyilik-kötülük denkleminde vardığım son nokta; medeniyet adına hukuk dahil ne üretildiyse insan beyninin PREFONTAL KORTEKS bölümü ve sisteminin ürünüdür
Orta Doğu yine yanıyor. Barutun kokusu haritaların kaderini, paranoya haline getirilmiş korkunun dili, toplumların istikametini tayin ediyor.
Dolayısıyla sahadaki askeri hareketliliği artık yalnızca “İran’ı sınırlama operasyonu” olarak okumak çok eksik kalır. Asıl okuma, “mevcut küresel sistemi tahkim edecek
Toplumların kaderi çoğu zaman büyük ideallerle değil, küçük hesap hatalarıyla belirlenir. Bir ülkenin geleceğini yalnızca jeopolitik hamleler, askeri güç ya da siyasi irade değil
Bu iki yaklaşım farklı görünse de aslında aynı soruya işaret eder: İnsan davranışları nasıl sınırlandırılacak ve toplumsal düzen nasıl korunacaktır?
Köklü problemlere kafa yorarken, kitlesel anafora kapılarak, adeta büyülenmiş gibi beynimizin limbik sistemine mahkum olmasını nasıl izah edebiliriz ki?
İnanç, bireyin vicdanından çıkıp dogmatik bir ideolojinin yakıtına dönüştüğünde işler değişiyor. Çünkü dogmatizm, inançtan farklıdır. İnanç tevazu üretir;
İnanç, bireyin vicdanından çıkıp dogmatik bir ideolojinin yakıtına dönüştüğünde işler değişiyor. Çünkü dogmatizm, inançtan farklıdır. İnanç tevazu üretir;
Devlet eliyle yukarıdan aşağıya doğru yapılan modernleşme çabaları kimlik krizleri ürettiğinden, din kültürel ve zihni kodlar üzerinden sertleşir.
Dünyanın çok yerinde– siyaset tehlikeli bir indirgemeciliğe sürükleniyor. Karmaşık toplumsal meseleler karşısında en kolay ve en hızlı refleks şu oluyor:
Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde kurulan komisyonun açıkladığı rapor, teknik bir güvenlik metni olmanın ötesinde tarihsel bir iddia taşıyor
Dinler, ideolojiler, doktrinler ve büyük öğretiler… Hepsi de bir kırılma anında doğarlar. Bir itirazla, bir başkaldırıyla, bir “artık yeter” çığlığıyla yola çıkarlar. Statükoya karşıdırlar
Bu bağlantı sizi https://www.gapolaygazetesi.com dışındaki bir siteye yönlendiriyor.