Meselemiz partilerden çok daha büyüktür. Bu yazının konusu kimin haklı, kimin haksız olduğu da değildir.
İnsanlık, son üç yüzyılda tarihinin en büyük zihinsel devrimlerinden birini gerçekleştirdi. Binlerce yıl mutlak hakikat iddiasıyla insan zihnini şekillendiren dogmaları sorguladı.
Bu itiraz ilk bakışta makul görünüyor. Elbette ahlaksız bir akıl, kötüye kullanılabilir; bilim etik dışı amaçlara hizmet edebilir; hukuk adaletsiz düzenlerin aracı olabilir.
TÜRKİYE JEOPOLİTİK FIRSAT KAPILARINI AÇABİLECEK Mİ? (Sonuçların değil, rasyonel zeminin manifestosu)
Türkiye’de siyasi tartışmaların merkezinde genellikle rejim, ideoloji, partiler ve anayasal düzen yer alır. Rejimler, iktidarlar değişir, söylemler dönüşür, yeni dönemlerin başladığı ilan edilir.
Bu itiraz ilk bakışta makul görünüyor. Elbette ahlaksız bir akıl, kötüye kullanılabilir; bilim etik dışı amaçlara hizmet edebilir; hukuk adaletsiz düzenlerin aracı olabilir.
iyilik-kötülük denkleminde vardığım son nokta; medeniyet adına hukuk dahil ne üretildiyse insan beyninin PREFONTAL KORTEKS bölümü ve sisteminin ürünüdür
Orta Doğu yine yanıyor. Barutun kokusu haritaların kaderini, paranoya haline getirilmiş korkunun dili, toplumların istikametini tayin ediyor.
Dolayısıyla sahadaki askeri hareketliliği artık yalnızca “İran’ı sınırlama operasyonu” olarak okumak çok eksik kalır. Asıl okuma, “mevcut küresel sistemi tahkim edecek
Toplumların kaderi çoğu zaman büyük ideallerle değil, küçük hesap hatalarıyla belirlenir. Bir ülkenin geleceğini yalnızca jeopolitik hamleler, askeri güç ya da siyasi irade değil
Bu iki yaklaşım farklı görünse de aslında aynı soruya işaret eder: İnsan davranışları nasıl sınırlandırılacak ve toplumsal düzen nasıl korunacaktır?
Köklü problemlere kafa yorarken, kitlesel anafora kapılarak, adeta büyülenmiş gibi beynimizin limbik sistemine mahkum olmasını nasıl izah edebiliriz ki?
Bu bağlantı sizi https://www.gapolaygazetesi.com dışındaki bir siteye yönlendiriyor.