“Bir Cuma sabahı Suriye’ye girdik mi 6 saatte Şam’a ulaşır Cuma kılarız” anlamındaki bir sözü yaklaşık 6 yıl önce söyleyen Erdoğan, askeri yönden şimdiye dek çok başarılı görünen Barış Pınarı Harekatı’nın 6’ıncı gününde henüz 30’uncu km’ye ulaşmadığımızı görünce ne türlü bir belaya çattığımızı daha iyi anlamış olmalıdır. Suriye şimdilerde hegemonya, nüfuz veya egemenlik savaşlarının en yoğun yaşandığı yerdir. Başarılı olmak sadece askeri gücümüze bağlı değildir. Küresel güç dengesi içerisinde de çok dengeli durmak ve diplomatik alanda başarılı olmak şarttır.

***

Bir harekat sadece askeri alanda kazanılmaz. Askeri alanda kazanılıp, masada kaybedilen savaşlar çoktur. Askerin, diplomatik, istihbarat, lojistik, iletişim alanlarında da başarıyla desteklenmesi şarttır. Askeri alanda ki başarımız maalesef diplomatik alanda yok. Erdoğan’ın aylardır söylediği bu harekat için maalesef diplomatik alanda yeterli hazırlığı yapmamışız ki uluslararası alanda perişan edildik. Arap Ülkeleri, AB ne ise de Kıbrıs’a bile gerekçelerimizi anlatamamışız. Zaten Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu dışarıdan çok içeriye yönelik konuşan bir bakan. En son ABD’ye de götürülmemişti. Golf performansı yükselirken, iş performansı gittikçe düşüyor. Kişisel ilişkileri çok zayıf. Bakanlık kadrosu ile ve yabancı karşıtlarıyla sağlıklı iletişim kuramadığı çok sık söyleniyor. Umarım, Dışişleri Bakanımızın hatalarıyla daha çok zarar görmeyiz…

***

Barış Pınarı Harekatı’ının askeri yönden şimdiye kadar gördüğüm en zayıf tarafı tek bir yerden giriş yapıyor olmamız. Türkiye-Suriye sınırı 900 km’den fazla iken Harekatın sadece 120 km’lik bir alanda kalması ve 30 km’yi hedeflemesi sorun çıkarır. Aslında harekatın ilk adının “Barış Pınarları” olmasından da askeri yönden birkaç yerden girilmesinin planlandığını anlamak mümkün fakat sonuç böyle olduğuna göre yine diplomatik görüşmelerde yetersiz kalmışız anlamı da çıkıyor. Nedenini tam olarak bilmiyorum.

Askeri alanda dikkatimiz çeken diğer bir konu Genelkurmay Başkanı’nın ve kuvvet komutanlarının ön planda olmaması şimdiye kadar ki neredeyse tüm açıklamaların Cumhurbaşkanı tarafından yapılması. Halbuki Anayasa’ya göre savaş, harekat durumlarında  komuta genelkurmay başkanındadır…

***

Harekatın başlamasının üzerinden henüz 24 saat geçmeden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Millet İttifakını mutlaka yıkacağız” söylemi çok üzücüydü. Milli meselelerin bir parti meselesi gibi görülmesi milli birlik ve beraberliği bozucu çok önemli bir yanlıştır. Erdoğan’ın iç siyaset paniği içerisinde olmasını anlıyorum, biliyorum ama bu ortamda bile bir Cumhurbaşkanı kendini tutamaz mı?

***

Yazmadan geçmeyeceğim bir konu da Harekatın 2’inci günü Cumhurbaşkanlığı sitesinden yapılan fotoğraflı açıklamaydı. “Barış Pınarı Koordinasyon Toplantısı” yapıldığını haberini veren açıklamaya ve fotoğraflara göre toplantıya ilgili bakanlar, MİT Başkanı, bürokratlar katılmış ama o da ne, çok garip bir katılım durumu var.

Dışişleri Bakanı yok…

Galiba Dışişleri bürokratları da yok…

Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Genel Sekreteri de yok…

Ama Ak Parti milletvekilleri var…

Gerçekten tam bir skandal durum. Erdoğan’ın devlet geleneklerimize ters düşen devlet anlayışı maalesef bu…

***

Tüm bunlardan sonra aklıma gelen bir soruyu sormak istiyorum;

Erdoğan hala BOP’un Eş Başkanı mı?

Değilse görevi ne zaman bitti?

Bülent KUŞOĞLU