Parti büyüdükçe seveniniz azalır. Liyakat ve ehliyet beklerken kapının önüne konursunuz. Aslanım koçum diyenler sırtınızı sıvazlayanlar. Bir anda Üç maymunu oynarlar..
Kimi zaman yollar ayrılır. Bu durum sadece İYİ Parti’ye özgü değildir. Türkiye’deki bütün siyasi partiler kuruluşundan bugüne kadar benzer süreçlerden geçmiştir.
Hâlâ “partiyi arkadan yönetiyor”, “Müsavat Dervişoğlu onun gölgesinde” gibi iddialar ortaya atılıyor. Ne somut bir belge var ne de delil. Sadece söylenti.
En son iyi parti kurultaya geldiniz herkesin elini sıktınız, iYi parti ile ilgili güzel şeyler söyledikten sonra şimdi bakıyorum iYi partiden ayrılma kararı almışsınız.
Anayasası açık hükmünü koymuştur: “Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür.” Bu tanım bir ırk bildirgesi değil, bir siyasal aidiyet tarifidir.
Son seçimde alınan ağır yenilginin ardından hâlâ bazı teşkilatlar Sur borusunun çalmasını bekliyor. Sanki biri gelecek, silkelenin diyecek de öyle harekete geçilecek.
Bazen bir komutan çıkar, bazen bir fikir adamı, bazen de bir devlet adamı… Eskilerin tabiriyle: “Aslan meydana indiğinde kurtlar susar.”
İYİ PARTİ'de Kongre öncesi ortalıkta dolaşan “değişim” havasına kapılıp bizde umutlanmıştık ancak gel gelelim kongrede ortaya çıkan manzarayı görünce. Şöyle bir ah çektim
Ancak uzun zamandır Atatürk ve cumhuriyete bağlı hiç kimseyi ayırıp bölmeden milletinin tamamını kucaklayan Müsavat Dervişoğlu gibi yiğit bir daha görmemişti.
Milliyetçilik, Türklerin tarih sahnesine çıkmasıyla başlar. Oğuz Kağan milliyetçiliği, Alparslan milliyetçiliği, Fatih milliyetçiliği ya da Atatürk milliyetçiliği veya şahıslara indirgenmiş
Çünkü milliyetçilik, Avrupalıların masa başında ürettiği bir fikir değil; Türk’ün at sırtında, savaş meydanında, devlet kurarak yazdığı bir fikirdir.
Siyasi hayatında zikzak çizmemiş, rüzgâra göre saf değiştirmemiş, fikri omurgasını hiçbir iktidarın kapısına bırakmamış bir isim vardır: Müsavat Dervişoğlu
Bu bağlantı sizi https://www.gapolaygazetesi.com dışındaki bir siteye yönlendiriyor.