BEN BU GECE AĞLAMAK İSTİYORUM 12 Eylül.... Bende, bizde, koskoca bir nesilde zamanın durduğu o kapkaranlık gece....

BEN BU GECE AĞLAMAK İSTİYORUM
12 Eylül.... Bende, bizde, koskoca bir nesilde zamanın durduğu o kapkaranlık gece.... Gençliğin en güzel hayallerinin, sevdalarının o soğuk ve karanlık zindanlarında çürütüldüğü bir kara Eylül.... İnsanlık dışı binbir işkencenin reva görüldüğü, “Ben vatanıma, özgürlüğüme sahip çıkarım, ülkeme, ülküme sahip çıkarım!” diyen fidan gibi gençlerin yağlı urganlara tebessümle, bir gül bahçesine girercesine yürüdüğü bir hazan mevsimi....
Bizim geleneğimizde “Erkekler Ağlamaz” derler.... Ama ya Rabbi maziyi, o omuz omuza yürüdüğümüz ülküdaşlarımı, dostlarımı, çekilen dayanılmaz çileleri ve koca bir hayatı düşündüğümde; geçen zamanı şöyle bir muhakeme ettiğimde gözyaşlarımı tutamıyorum! Bir ömrün tek bir kutsal davaya, senin rızana ve vatan sevdasına verdiğim için, yarın Yüce Divanda, Senin huzurunda yüzümün akıyla çıkacağımı düşündükçe içim ürperiyor, gözlerimden şükür damlaları dökülüyor ya Rabbi!
Ben bu gece ağlamak istiyorum,
Hayatımı, geçmişimi düşünüp sana şükretmek için ağlamak istiyorum.
Ben bu gece; hıyanetleri, kahpelikleri, yalnızlıkları ve kimsesizlikleri birer birer hatırlayıp içimi sana döke döke ağlamak istiyorum.
İnsan bu; bazen sevinçten, bazen hüzünden ağlarmış;
Yaşarken çok ağlamışım amma, ömrümün bu deminde, şu fani ömrün sonunda çok şükür ki sevinçten hamd'tan ağlamak istiyorum.
Bizler mazlum bir nesildik, geldik dünyaya....
Yokluk vardı, gariplik vardı, ekmek kavgası ve hayat mücadelesi vardı.
Ama hepsinden öte, Başbuğumuzun, töremizin, tarihimizin, yüce dinimizin yüreğimize naksettiği bir hakikat vardı:
Vatan sevdası, ezan sevdası, bayrak sevdası.....
Dediler ki "Bu sevda ocaklarda pişermiş"
Piştik sonuna dek, Elhamdulillah.
Henüz 18-20 yaşlarında, hayatının ve gençliğinin baharındaki nesildik.
Vatanına, milletine, özgürlüğüne, dinine ve tarihine sahip çıkmaktan başka suçu olmayan; bir Başbuğun etrafında kenetlenen o lekesiz gençliğin serencamıydık....
Dediler ki "size mi kaldı vatan kurtarmak?
Devletin askeri var, polisi var; yalnızca size kalacak o taş duvarlar var."
Bize bunları söyleyip, kardeşi kardeşe vurdurup ihtilal için şartların olgunlaşmasını bekleyenler var.
Yargılandık TCK 450'den,
Yüzümüze karşı utanmadan dediler ki "Bir sizden bir onlerden asacaklarımız var...."
Amma Harput'un eteğinde sıkıyönetimde, buz gibi hücrelerde yatarken,
Biz de diyorduk ki "Allah var, ahiret var!"....
Bir de bilmiyorlardı ki rüyalarımıza giren, Harput'ta yatan, bize "Sabır Allah var gam yok" diyen eren bir Arap baba var.....
Aldılar astılar yanımdan Cengiz'imi, Cevdet'imi....
On yıl sürdü o zindan,
On yıl sonra ironik bir edayla kapıyı açıp dediler ki "Çık git mankurt artığı...."
Çıktılar zindanlardan Ülkü devleri,
Liderim, Başbuğum bedel ödemiş; "Hadi çocuklar nerde kalmıştık, düşse de yiğitler kara toprağa ölmez bu hareket, ölmez bu dava"----
Dediler ki "10 yıl yatıp, okuyamazsın..."
Vardım gittim Bilge Liderim'e, dedim ki "Elimden alınmış eğitim hayatım,
Sağ olsun Devlet beyim tuttu elimden,
Baktım ki yedi diplomam olmuş,
Hayalim Hukuk'ta ders vermek idi;
Bunu da bana nasip etti Allah'ım, şükredip sana sevinçten ağlamak istiyorum,
Ağlamayayım da ne yapayım bu gece?
Dedi ki Liderim Devlet beyim, "Ömrümüzün sonuna geldik,
Gelecek nesillere barış, kardeşlik, terörsüz bir ülke verelim Allah'ım oğul ve torunlara,
Allah'ım ne istedik ise verdin bu cana,
Sevinçten, hüzünden ağlamak istiyorum bu gece..."
12.09.2026
Av. Dr. Müh. Zafer Gülseven
MHP MYK Üyesi