Para; bir avuç kâğıt, birkaç parça metal parçası... Ama koca dünyayı parmağında oynatan, insanı insana kırdıran o amansız güç.

Para; bir avuç kâğıt, birkaç parça metal parçası... Ama koca dünyayı parmağında oynatan, insanı insana kırdıran o amansız güç.
​Geldin geleli huzur bırakmadın şu fani dünyada. Seni ilk basan, seni harf harf, rakam rakam icat eden eller utansın. Bir terazi koydun ortaya; bir kefesine haysiyeti, öbür kefesine seni koydun. Kiminin insanlığını çaldın, kiminin gururunu tepeletip ayağının altına aldın.
​Kaç dostluğu bitirdin bir gecede? Kaç vicdanı sattırdın yok pahasına? Kaç yürekli, delikanlı insanı yokluğunla diz çöktürdün de; kaç içi boş, ruhu fakir insanı sadece çil çil döküldün diye adamdan saydırdın?
​Gerçekten de öyle; kimini rezil ettin şu ömür yolunda, kimini durduk yere vezir... Yokluğun boyun büktürdü, varlığın sarhoş etti. Oysa ne boyun bükülecek kadar kutsaldın, ne de insanı adam yapacak kadar kıymetli. Seni icat eden bile tahmin edemezdi belki de, insanın insana boyun eğmek için senin gibi bir kâğıt parçasına muhtaç kalacağını.
​Ah ulan para, senin geçmişine de geleceğine de... İnsanı insandan eden, teraziye sığmayan şu adaletsizliğine tüküreyim.

Songül Özer ✔️