siz gitmeseniz de gelmeseniz de orada bir şehir var, o hepimizin şehri olan Malatya’yı, yerel yöneticileri sorgulamaya, yaptıklarını ve yapamadıklarını anlatmaya çalışacağım.
KAYISININ BAŞKENTİ MALATYA
Beydağ’ının Eteğindeki Bal Diyarı, Kaysının Başkenti Malatya.
Sevgili okurlarım bugünkü köşe yazımda uzun uzadıya siz gitmeseniz de gelmeseniz de orada bir şehir var o hepimizin şehri olan Malatya’yı, yerel yöneticileri sorgulamaya, yaptıklarını ve yapamadıklarını anlatmaya yazmaya çalışacağım. Sabrınız için şimdiden teşekkür ederim.
Bazı şehirlerin kaderinde, o şehri yönetenlerin önemli bir yeri vardır. Çünkü belediye başkanlığı sadece bir makam değildir. Hele söz konusu olan Malatya gibi deprem yaşamış, büyük bir yıkımın ardından yeniden ayağa kalkmaya çalışan bir şehir ise Şehrül-emin çok daha büyük bir sorumluluk ister.
Şehirle bağ ister.
Vizyon ister.
Tecrübe ister.
Ve en önemlisi, zor zamanda taşın altına elini koymayı gerektirir. Bugün Malatya'ya baktığımda ister istemez geçmişle bugünü mukayese ediyorum. Ve bu kıyaslamayı yaparken de bazı gerçekleri söylemek gerektiğine düşünüyorum.
Malatya'nın şehirleşme hafızası
2009-2018 yılları arasında Malatya Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapan Ahmet Çakır döneminin, şehrimizin şehirleşme tarihinde önemli bir yeri olduğunu düşünüyorum. Bunu söylememin bir nedeni de o döneme yakından tanıklık etmiş olmamdır. Ben Ahmet Çakır'ın belediye başkanlığı döneminde başkan danışmanı olarak görev yaptım. Yani 2009 yılından itibaren yerel yönetimlerde Ahmet başkanla tanışma fırsatı buldum. Üstelik kendisine yakın bir çalışma arkadaşı olarak. Tabi otuz yılı aşkın gazetecilik mesleğimde hep dışarıdan yerel yönetimleri eleştiren ve takip eden biri olarak bu defasında masanın diğer tarafında olmanın farkıyla duygularımı kaleme alıyorum. Dolayısıyla yapılan çalışmaları, hazırlanan projeleri ve belediyenin çalışma anlayışını yakından görme fırsatım oldu.
Ahmet Çakır'ın en önemli özelliklerinden biri, Malatya'nın yalnızca bugünüyle değil, geleceğiyle de ilgilenmesiydi.
Şehrin ulaşımından altyapısına, yeşil alanlarından sosyal tesislerine, kültür ve fuarcılıktan, ekonomik yatırımlara kadar birçok alanda bir şehir vizyonu ortaya koymasıydı.
Bugün geriye dönüp baktığımızda, o dönemde yapılan bazı çalışmaların sadece o günün ihtiyacını karşılamadığını, Malatya'nın geleceğine yönelik bir altyapı oluşturduğunu görüyoruz.

Kayısının ekonomik değerinin artırılması amacıyla lisanslı depoculuk konusunda atılan adımlar bunun önemli örneklerinden biriydi. Merak edenler Ahmet başkanın bu projedeki rolünü dönemin resmi kayıtlarına da bulabilir.
Fuarcılık, sosyal tesisler, yeşil alanlar, tabiat parkları, meydan düzenlemeleri ve ulaşım gibi konularda da ciddi bir hareketlilik vardı. Ahmet Çakır döneminin bir başka önemli özelliği ise şehirde bir ekip ruhunun bulunmasıydı. Ve sayın başkan seçim manifestosunda şehri ortak akılla yöneteceğiz demişti öyle de yaptı. Ayrıca ekibine tam yetki vermesi onu farklı kılan en önemli özelliğiydi.
Ben o dönemde belediye başkan danışmanı olarak çalışırken Başkan Çakır'ın personeliyle kurduğu ilişkiye de yakından şahit oldum. Nezaketi, beyefendiliği, samimiyeti ve insanlarla kurduğu iletişim, onu Malatyalıların gözünde farklı bir yere taşıdı.
Benim açımdan da o dönemde kendisine yakın çalışmak önemli bir tecrübe ve şans oldu.
Bugün geçmişe baktığımda Ahmet Çakır'ı Malatya'ya ciddi eserler kazandırmış bir belediye başkanı olarak değerlendiriyorum.
Elbette hiçbir dönem kusursuz değildir.
Ancak bugün Malatya'nın şehirleşme hafızasına baktığımızda, o dönemin emeğini ve ortaya koyduğu vizyonu yok saymak da doğru değildir.
Üstelik hazırlanan birçok proje, kendisinden sonraki belediye başkanlarının da önünü açtı.
Peki sonra ne oldu?
6 Şubat 2023...
Malatya'nın kaderinin değiştiği tarih.
Büyük bir deprem yaşadık.
Şehrimiz yıkıldı, binlerce insanımız hayatını kaybetti, yüz binlerce insanımızın hayatı değişti.
Böylesine büyük bir felaketin ardından 31 Mart 2024 yerel seçimleriyle göreve gelen belediye başkanının önünde sıradan bir belediyecilik görevi yoktu.
Önünde tarihî bir sorumluluk vardı.
Depremden çıkmış bir metropolün yeniden ayağa kaldırılması gerekiyordu.
Böyle bir dönemde belediye başkanı olmak elbette kolay değildi.
Ancak tam da bu nedenle daha fazla çalışmak, daha fazla proje üretmek ve vatandaşın yanında olmak gerekiyordu.
Ben bugün geçen süreye baktığımda Büyükşehir Belediyesi açısından ciddi bir proje ve hizmet açığı olduğunu düşünüyor ve görüyorum.
Bunu söylemekten de çekinmem.
Çünkü belediyeciliğin temel görevleri vardır.
Vatandaşın ilk beklentisi bazen çok büyük projeler değildir.
Düzgün bir yol ister.
Temiz bir sokak ister.
Asfalt ister.
Altyapı ister.
Şehrin düzenli ve yaşanabilir olmasını ister.
Bugün Malatya'nın birçok noktasında hâlâ yol, asfalt ve şehir düzeni konusunda vatandaşların ciddi şikâyetleri bulunuyorsa burada durup düşünmek gerekir.
Üstelik belediyenin kendi görev alanında yapılması gereken işler ortadayken, başka yerlere hizmet götürülmesi de kamuoyunda doğal olarak soru işaretleri oluşturuyor.
Elbette büyükşehir belediyeleri ihtiyaç duyulduğunda başka ilçelere, köylere ve komşu şehirlere yardım edebilir.
Bu dayanışmadır.
Buna kimsenin itirazı olamaz.
Ama önce kendi evimizin önünü temizlememiz gerekir.
Terzi kendi söküğünü dikmeden başkasının elbisesini dikmeye kalkarsa, ortaya ister istemez garip bir görüntü çıkar. İnsanlar sizinle alay eder ve sizi yetersiz görür.
Benim Büyükşehir Belediyesi ile ilgili kanaatim bundan ibarettir.
Ancak bu konuyu burada bitirmiyorum.
Önümüzdeki yazılarda Malatya Büyükşehir Belediyesi'nin özel kaleminden tutunda, kocaman odya sığmayan küçük adamların, geçmişte ilçe belediyesindeki yolsuzluktan dolayı kovulan bugün şehrin imarının teslim edildiği ailesinde FETO bağları güçlü olan şahıstan tutunda Pensilvanya’dan Feto elebaşının saati ile o dönmelerde caka atan zata, başkandan habersiz çevirdikleri dalga ve dümenlerle onlarca insanın ekmeğiyle oynayanları isimleri ile birlikte sizinle paylaşıp, ne yaptıklarını ve yapamadıklarını daha ayrıntılı olarak ele alacağım.
Çünkü Malatyalının hesabını sorması gereken yer, sandıkta oy verdiği yönetimdir. Biz minibüsteki 5-6 kişi ile seçimi kazandık! Burada il ilçe teşkilatlarını ve halkın iradesini hiçe sayıp, şahsına 10 tane şehirde oyu olmayan adayların, sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a sırtlarını dayayıp fiyaka atması ile hadlerini aşan sayın yönetici size de yöneteceğim o kadar çok sorula olacak. Elbette bu sorularla yüzleşeceğiniz bir zaman dilimi olacak.
Malatya'nın deprem sonrası şansı
Bütün bu tartışmaların içerisinde Malatya'nın bir başka şansı olduğunu düşünüyorum.
O da Vali Seddar Yavuz.
Vali Yavuz'un göreve başlamasının ardından deprem sonrası yeniden yapılanma sürecinde sahadaki koordinasyonun daha görünür hale geldiğini gördük.
Rezerv alanlar, yıkımlar, kalıcı konutlar, kırsal konutlar ve kamu yatırımları konusunda kurumlar arasında daha yoğun bir koordinasyon başladı.
Göreve geldiği günden itibaren, Vali Yavuz başkanlığında AFAD, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü, kaymakamlıklar, belediyeler ve diğer kurumların katıldığı çok sayıda koordinasyon toplantısı yapıldığına tanıklık ettik.
Bakan Murat Kurum'un Malatya ziyaretlerinde de rezerv alanlar, konutlar, ticari alanlar, ağır ve orta hasarlı binalar ile yıkım çalışmalarının doğrudan ele alındığına şahitlik ettik.
Burada hakkaniyetli olmak lazım.
Malatya'nın bugün yeniden ayağa kalkması sadece bir kişinin başarısı değildir elbet.
Devletin, Bakanlığın, AFAD'ın, TOKİ'nin, Valiliğin, Büyükşehir Belediyesinin, ilçe belediyelerinin, kamu kurumlarının ve sahada çalışan binlerce insanın emeği var burada
Ama bütün bu çalışmaları şehirde takip etmek, kurumları bir araya getirmek, sahaya çıkmak ve vatandaşın sorununu yerinde görmek de yöneticilik meselesidir.
İşte Vali Seddar Yavuz'un burada farklı bir yerde durduğunu düşünüyorum.
Vali Bey'in Malatya'da yalnızca makamında oturan bir yönetici görüntüsü vermediğini, şehrin dört bir tarafında vatandaşla bir araya geldiğini ve devam eden çalışmaları yerinde takip ettiğini biliyoruz.
2026 yılı yatırım ve koordinasyon toplantılarında da kamu ve belediye yatırımlarının genel değerlendirmesinin Valilik koordinasyonunda yapılmaya devam ettiğini görüyoruz.
Bana göre bu çok önemli.
Çünkü depremden çıkmış bir şehirde vatandaş yalnızca ev istemiyor.
Devletini yanında görmek istiyor.
Sesinin duyulduğunu bilmek istiyor.
Bir yöneticinin kendisini dinlediğini görmek istiyor.
Burada sayın valinin defaten koordinasyon toplantılarında, katıldığı programlarda olsun söylediği şu cümle beni çok etkilemiştir. Malatyalılar siz hani diyorsunuz ya! Malatya sahilsizdir diye... Malatya’nın sahibi benim yani devletimiz…
Sayın vali bu anlamda vatandaş devlet arasındaki gönül köprülerini derinden kurarak, siyasetçilerin bu şehirde rahatça azda olsa halkın karşısına çıkmalarının da önünü açmış oluyor. Zira şehrin onca sorunu ve vatandaşın onlarca problemi varken seçilmiş muhatap bulamamalarının kırılganlığını ve kızgınlığını bertaraf etmekte…
Vali Seddar Yavuz'un Malatya'da bunu büyük ölçüde başardığını düşünüyorum.
Belki de bu nedenle Malatya ve Malatyalılar açısından kendisini bir şans olarak görüyorum.
Şimdi sıra Malatya'nın geleceğinde
Malatya'nın geçmişte yaşadığı şehirleşme tecrübesini unutmadan, bugün yaşananları doğru değerlendirmek zorundayız.
Ahmet Çakır döneminde ortaya konulan şehircilik vizyonunu da, sonrasında yaşanan eksiklikleri de konuşmalıyız.
Çünkü geçmişi konuşmadan geleceği şekillendiremeyiz.
Bugün Malatya yeniden kuruluyor. Birçok eksiği ile birlikte.
Bu yeniden yapılanma sadece binaların yükselmesinden ibaret olmamalı.
Daha geniş yolları olan, meydanları bulunan, ulaşım sorununu çözmüş, yeşil alanları artmış, modern ve yaşanabilir bir Malatya'yı yeniden inşa etmeliyiz.
Geçmişte konuştuğumuz hafif raylı sistem gibi projeleri yeniden gündeme almak, Malatya'nın 50-100 yıl sonrasını düşünmek zorundayız.
Çünkü bugün yaptığımız yanlışın bedelini yarının Malatyalıları ödeyecek.
Bugün atacağımız doğru adımların nimetini de onlar görecek.
Benim derdim birilerini övmek, birilerini yermek değil.
Benim derdim Malatya.
Bu şehir bizim.
Bu şehirde doğduk, bu şehirde yaşadık, bu şehrin acısını da sevincini de birlikte yaşadık.
O nedenle doğru yapılanı alkışlamak, yanlış gördüğümüzü de söylemek benim gazeteci olarak sorumluluğumdur.
Bugün Malatya yeniden ayağa kalkıyorsa bunda devletimizin, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın, AFAD'ın, TOKİ'nin, Valiliğimizin, yerel yönetimlerin ve sahada çalışan herkesin büyük emeği vardır.
Ben özellikle zor bir dönemde şehrin yeniden ayağa kalkması için gösterdiği gayret nedeniyle Vali Seddar Yavuz'a teşekkür ediyorum.
Malatya'nın yarınları için daha çok çalışmamız gerektiğine inanıyorum.
Çünkü Malatya'nın kaybettiği zamanı geri getiremeyiz.
Ama bundan sonraki zamanı doğru kullanabiliriz.
Ve bunu başarabilirsek, 6 Şubat'ın yaralarını sarmakla kalmaz, çocuklarımıza çok daha güçlü, modern ve yaşanabilir bir Malatya bırakabiliriz.
Malatya'nın kaybettiklerini konuşmak geçmişe takılıp kalmak değil; aynı hataları bir daha yapmamak içindir.
Benim mücadelem de, yazılarım da bunun içindir.
Kalın Sağlıcakla.
Hamit ÖZPOLAT
Uluslararası Türk Yolu Gazeteciler ve Yazarlar Birliği Genel Başkanı
GAP Gazeteciler Birliği Gen.Bşk.V.