Bazen hayatın gürültüsü içinde, ruhumuzun en kuytu köşelerine nazlı, ince ve iyileştirici bir el uzanır… Tıpkı baharı müjdeleyen o ilk kırlangıcın kanat sesindeki umut gibi.
Sadece biraz yürümek istiyorum; kırılmış dalların arasında yeniden nefes almak, bildiğim ve anlamadığım her şeyin içinde aydınlanmak istiyorum.
Hakikat yolculuğunda perdeler bir bir indirilecek kalp gözü açılacaktır. Bu öze dönüş çabası, hayata yeniden başlamanın sancılarıdır; bir adım at ve çık
Güzel yıllarını ayağının taşıdığı yükle, yüzü koyun uyuyup sabah güneşin doğuşunu izleyemeden karanlığın içinde başka bir karanlığa doğru yürüyen bir nesil..
Yolun sonunda ölüm mü bekler, yoksa sonsuz bir aydınlık mı? Sorgularken kaybolur insan, Zamanın içinde asılı kalır,
Neşet Ertaş’ın o güzel deyişiyle; "Kadınlar insandır, biz insanoğlu." Bugün kız olan evlatlarımız, yarının kadınları, anneleri olacak.
Öz yurdunda her şeye uzak kalırsın içinde bin bir hikayeler geçse de hiçbirine şahit olamayıp bir habersiz uzaktan sadece tınılarını duyarsın
Binlerce yıldan gelen nice alimlerin yüzleri beliriyor. Aristo, Eflatun, İbn-i Haldun, Fuzûlî, Romalı Cicero vb. her biri daha iyi bir insanlık için
Hayallerimizin bir ukde de olsa sarsıldığı anlar da bir umut ışığının devasa kanatları altında sevdayı yaşamaya çalışıyoruz.
Soğuk havaların dem vurduğu bir ayazı yaşıyoruz. Her yanımız üşüyor, tükenmişlik sendromunu hissediyoruz. Gözlerimizde ışıltının ahenkli yansımasını göremiyoruz
Her bir seçim arifesinde yeni hayallerin dehlizinde kendimize umutlar bağlıyoruz. İçimizde büyüyen ve bizi bir dünyanın merkezine alan her bir fikirde başka bir düzen arıyor hiçbirinde kalıcı olamıyor...
Felaketin eşiğinden dönüyoruz, Her geçen gün biraz daha sınanıyoruz. Yitik geri gelmeyen zamanda biraz daha yoruluyoruz.
Bu bağlantı sizi https://www.gapolaygazetesi.com dışındaki bir siteye yönlendiriyor.