ömür süren yaşlılarımız, yüzlerindeki her çizgide geçmişten bir hatıra, ellerindeki her nasırda yılların emeğini taşır. Onlar yalnızca bir ailenin büyüğü değil; bu kadim coğrafyanın yaşayan hafızasıdır.

Viranşehir’de Yaşlıya Hürmet Bir Başkadır

Bazı değerler vardır; kanunla yazılmaz, kitaplardan öğrenilmez. İnsan onları ailesinden, mahallesinden, yaşadığı topraklardan öğrenir.

Viranşehir’de yaşlıya hürmet de böyledir.

Mezopotamya’nın bereketli topraklarında ömür süren yaşlılarımız, yüzlerindeki her çizgide geçmişten bir hatıra, ellerindeki her nasırda yılların emeğini taşır. Onlar yalnızca bir ailenin büyüğü değil; bu kadim coğrafyanın yaşayan hafızasıdır.

Viranşehir’de bir büyüğün yanında oturup onun anlattıklarını dinlemek, bazen yıllarca okuyarak öğrenemeyeceğiniz kadar çok şeyi öğretir insana. Çünkü onların sözlerinde hayat vardır. Yokluk vardır, mücadele vardır, sabır vardır. Toprağa ekilen tohumun nasıl ürüne dönüştüğü, zor zamanlarda ailenin nasıl ayakta tutulduğu, komşuluğun ve kardeşliğin ne anlama geldiği onların hayat hikâyelerinde saklıdır.

Bizler böyle bir kültürün içinde büyüdük.

Evimize bir misafir geldiğinde sofranın başköşesinin kime ayrılacağını bilirdik. Bir büyüğümüz odaya girdiğinde ayağa kalkmayı, elini öpmeyi, hâlini hatırını sormayı kimsenin bize ayrıca öğretmesine gerek kalmazdı.

Çünkü bunlar Viranşehir insanının terbiyesinin bir parçasıydı.

Bir işe başlanacaksa büyüğün duası alınırdı. Aile içinde önemli bir karar verilecekse önce onların fikri sorulurdu. Düğünde, taziyede, bayramda ve kalabalık meclislerde büyüklerin yeri her zaman ayrı olurdu.

Bazen onların söylediği birkaç kelime, uzun uzun konuşmalardan daha etkili olurdu.

Çünkü o sözün arkasında yılların tecrübesi vardı.

Viranşehir’de yaşlanmak, toplumdan uzaklaşmak anlamına gelmemelidir. Tam tersine, yaş ilerledikçe insanın tecrübesinin kıymeti daha iyi bilinmelidir. Bir çınarın gölgesi nasıl yaz sıcağında insanlara serinlik veriyorsa, aile büyüklerimizin varlığı da evlere huzur ve güven verir.

Akşam sofralarında anlatılan eski Viranşehir hikâyeleri, geçmişte yaşanan yokluklar, çekilen sıkıntılar, eski düğünler, bayramlar, dostluklar ve komşuluklar aslında sözlü tarihimizin parçalarıdır.

Bugünün gençleri belki başka bir dünyanın içinde büyüyor. Teknoloji hayatımızı değiştirdi, şehirler büyüdü, aile yapıları değişmeye başladı. İnsanlar daha hızlı yaşıyor, daha az konuşuyor, birbirlerini daha az dinliyor.

Tam da bu nedenle yaşlılarımızın kıymetini daha fazla bilmemiz gerekiyor.

Bir yaşlının elindeki poşeti taşımak, otobüste yer vermek, çarşıda karşılaştığımızda selam verip hâlini sormak küçük davranışlar gibi görülebilir. Oysa bunların her biri bir toplumun medeniyet ölçüsüdür.

Çünkü yaşlıya gösterilen saygı aslında insanın kendi geçmişine gösterdiği saygıdır.

Bugün ellerinden tuttuğumuz insanlar, dün bizim elimizden tutanlardır.

Bugün bastonuyla yürüyen bir baba, yıllar önce çocuklarını omuzlarında taşımıştır. Bugün elleri titreyen bir anne, vaktiyle o ellerle çocuklarını büyütmüş, sofrasını kurmuş, yuvasını ayakta tutmuştur.

Bunu unutmamak gerekir.

Viranşehir’in en büyük zenginliği yalnızca bereketli toprakları, tarihi veya kültürel mirası değildir. Bu şehrin asıl zenginliği, geçmişten bugüne taşıdığı insanî değerleridir.

O değerlerin başında da büyüğe hürmet, küçüğe sevgi gelir.

Modern hayatın hızına kapılıp bu güzel geleneğimizi kaybetmemeliyiz. Çocuklarımıza sadece başarılı olmayı değil; dedesinin, ninesinin elini öpmeyi, onların yanında sesini yükseltmemeyi, sözlerini dinlemeyi ve ihtiyaç duyduklarında yanlarında olmayı da öğretmeliyiz.

Çünkü atasına sahip çıkmayan toplum, köklerinden uzaklaşır.

Köklerinden uzaklaşan bir ağacın ise dalları ne kadar güçlü görünürse görünsün, ayakta kalması zordur.

Öyleyse evlerimizin bereketi olan büyüklerimizin kıymetini hayattayken bilelim.

Kapılarını çalalım.

Bir bardak çaylarını içelim.

Anlattıkları hikâyeleri bir kez daha dinleyelim.

Belki aynı hikâyeyi defalarca anlatacaklar. Varsın anlatsınlar…

Çünkü bir gün o hikâyeleri anlatan sesleri arayacağız ama bulamayacağız.

Dualarıyla yolumuzu aydınlatan, nasihatleriyle hayatımıza yön veren bütün çınarlarımıza sağlık ve huzur diliyorum.

Onlar dünümüzün emektarları, bugünümüzün baş tacı, yarınlarımızın hafızasıdır.

Viranşehir’de yaşlıya hürmet bir başkadır. Çünkü bu topraklarda sevgi hürmetle, hürmet vefayla, vefa ise sadakatle yoğrulur.