Asker, gelen mektupların kime ait olduğunu avazı çıktığı kadar bağırarak okuyor, tüm tutuklular da kendi isminin okunacağı ümidiyle kapıya yakın durmaya çalışıyorlardı.
MAMAK'TA GÜREŞ -1
Mamak Cezaevi'ndeki üçüncü ayımdı. Koğuş kapısına gelen asker, "Dinleyin laan" diye bağırınca tüm kulaklar pür dikkat kapıdaki sese yöneldi. Asker, gelen mektupların kime ait olduğunu avazı çıktığı kadar bağırarak okuyor, tüm tutuklular da kendi isminin okunacağı ümidiyle kapıya yakın durmaya çalışıyorlardı.
Benim ismim de okundu. Yüksek sesle “Emret!” komutanım diyerek mektubu aldım. Heyecanla mektubu açtım. Beklediğim haber gelmiş miydi? Selam, hal hatır sorma, özlem ve teselli dolu satırları atlayarak hızla okuyordum. Arka sayfayı çevirdim. Beklediğim haber gelmişti. “Olmuş, olmuş” naralarıma! Dursun Amca’nın sesi karıştı:
- Kim ölmüş, hastan mı vardı?
- Yok! Dursun Amca hasta değil, ölen de yok. Olmuş. Olmuş.
- Ne oldu kardeşim, ne olmuş?
- Oğlum olmuş, oğlum! Bekliyordum, haberi geldi Dursun Amca.
Dursun Amca ile sarmaş dolaş olduk. Acı ve sıkıntılarla dolu bir günümüzü bu sevinç doldurmuştu. Koğuş arkadaşlarım beni tebrik ederek sevincime ortak oluyorlardı.
Bu arada Dursun Amca koğuşun ortasına çıkıp peşrev çekmeye başlamış, güreşmek için beni o daracık meydana davet ediyordu.
- Töredendir, oğlu olan güreşe davet edilir, hadi gel bakalım bekliyorum, dedi. Bir yandan peşrevine devam ediyor açıkça bana meydan okuyordu.
Dursun Amca, güreşin kurallarını bilen eski bir pehlivandı. Düğünlerde yaptığı güreşlerden söz etmişti. Köylerin harman meydanlarında, yağlanıp güreşirlermiş. Yıllarca güreş tutmuş. Hala gücü kuvveti yerindeydi. Silah kaçakçılığından tutuklanmıştı. Hakkında bildiğimizin hepsi bu kadardı.

Cezaevi değişik birçok suçtan alınmış insanlarla doluydu. Aramızda detayları hiç konuşmazdık. Belli ki, böyle olması daha güvenliydi. Kim olduğunu çok iyi bilmediğimiz birçok insan vardı. Dışarıdan tanıdıklarımızın durumunu az çok bilirdik ama o halde iken bile, cezaevine alınmamıza sebep olan olayları konuşmazdık.
Mecburen meydana çıktım. Dursun Amca’yı biraz yokladım. Adam çok güçlüydü. Bu güreşin sonucunu artık biliyordum. Bunun usulen bir güreş olduğunu, Dursun Amca kendini yere bırakınca anladım. Oğlu olan bendim. Yenilmek olmazdı. Öyle de oldu, Dursun Amca beni yıkmamıştı.<<<devam edecek>>> #ülkücüedebiyat #ülkücühikayeler
(Kaynak: Ülkücü Hikayeler Seçkisi Haz. Recep Küçükizsiz - Oyhan Hasan Bıldırki, Yusufiye Vakfı Yay., İst. 2020)