Uzaklaşınca sevdiğim, özlediğim, kendisi için bir şeyler yapmak için çırpındığım ama yakınlaştıkça uzaklaşmak istediğim bir şehir..

Ne olduğunu bilmediğim ve adını bir türlü koyamadığım bir şey var bu şehirde.

Kast ettiğim enkazlar molozlar toz bulutları değil arkadaşlar, bunlara alıştık.

Kast ettiğim konteynerler prefabrik evler çadırlar değil, bunlara da alıştık.

Kast ettiğim gece çökünce ışıklarının üçte biri yanmayan ağır hasarlı binalardan dolayı zifiri karanlığa bürünen şehir de değil, buna da alıştık...

Adını koyamadığım ve gittikçe beni kendisinden uzaklaştıran bambaşka bir şey var bu şehirde.

Mesela doğup büyüdüğü, okul askerlik ve zorunlu yolculuklar dışında neredeyse hiç çıkmadığı ve her karış toprağını avucunun içi gibi bildiği bir şehirde gün ortasında dolaşmaya korkar mı insan, ben korkuyorum.

7 ay öncesine kadar karşılaştığı her insanı ismen değilse bile simaen tanıyan, simaen tanımasa bile bir yerlerden tanıyormuş gibi yakınlık hisseden biri, bugün her karşılaştığı yüzü ilk kez görüyormuş gibi yabancılık çeker mi, ben çekiyorum.

Uzaklaşınca sevdiğim, özlediğim, kendisi için bir şeyler yapmak için çırpındığım ama yakınlaştıkça uzaklaşmak istediğim bir şehirden bahsediyorum, gittikçe yabancılaştığım ve kendimi okyanusların ortasında çaresiz gibi hissettiğim bir şehirden...

Ne olduğunu bilmediğim ve adını bir türlü koyamadığım bir şey var şehirle aramızda bizi birbirimize yabancılaştıran. Bunlar gün geçtikçe biraz daha çoğalan tanımadığım yüzler mi, yüzlerde gördüğüm vahşet ya da tahammülsüzlük mü, açgözlülük mü yoksa doyumsuzluk mu, her şeyin ederini değerinden daha çok önemseyen anlayış ya da anlayışsızlık mı bilmiyorum...

Bildiğim, evlerde başlayan ve gittikçe şiddetini artıran soğuk savaşlar gibi bir savaş var şehirle aramızda. Ne eskisi gibi oturup konuşabiliyor ne konuşunca birbirimizi anlayabiliyor ne de onca yıl yaşadığımız acı tatlı güzel hatıraların hatırına birbirimize anlayış gösteriyoruz... Yakınlaştıkça uzaklaşıyoruz birbirimizden, uzaklaştıkça yakınlaşıyoruz; uzaktayken birbirini özleyen, yan yana gelince kendini korkunç bir çatışmanın içinde bulan sevgililer gibi...

"Sevgili

Ey sevgili

En sevgili"

Ya büsbütün uzaklaş benden

Ya göğsüne tak bir demet çiçek gibi

18 Eylül 2023 Pazartesi