Artık kimse kelimelerle gerçeğin üzerini örtmeye çalışmasın. Bu millet neyin ne olduğunu görüyor, kimin neyi temsil ettiğini biliyor.
Kardeşliğe Kurulan Tuzak
Artık kimse kelimelerle gerçeğin üzerini örtmeye çalışmasın.
Bu millet neyin ne olduğunu görüyor, kimin neyi temsil ettiğini biliyor.
PKK’nın da, onun siyasi vitrinlerinin de meselesi Kürt halkı değildir.
Hiçbir zaman da olmamıştır.
Onların derdi; Kürt kardeşlerimizi istismar etmek, acıları siyasete dönüştürmek ve Türk–Kürt kardeşliğini hedef alarak bu devleti içeriden zayıflatmaktır.
Bu, bir “siyasi görüş” değildir.
Bu; açık bir provokasyondur, bilinçli bir ihanettir.
Barış dediklerinde çatışma çıkar.
Hak dediklerinde kaos üretirler.
Özgürlük dediklerinde geriye kan ve gözyaşı kalır.
Çünkü beslendikleri yer huzur değil, kargaşadır.
Şu gerçeği herkes artık yüksek sesle bilsin:
PKK da, onun uzantıları da Kürt halkının iradesini temsil etmiyor.
Etmiyor.
Etmiyor.
Aksine Kürt kardeşlerimizi dünyada ve bölgede sürekli suçlanan, yalnızlaştırılan, hedef haline getirilen bir konuma sürüklüyorlar.
Kürt çocuklarının geleceğini karartan, Kürt annelerinin yüreğini yakan bizzat bu yapılardır.
Soruyoruz:
Bugüne kadar Kürtlere ne kazandırdınız?
Hangi şehri imar ettiniz?
Hangi genci hayata kazandırdınız?
Cevap açıktır:
Yıkım…
Gözyaşı…
Mezar…
Ve bitmeyen nefret.
Bu milletin artık sabrı tükenmiştir.
Kardeşliğine pusu kuranları tanıyor.
Ve bilinmelidir ki Kürt kardeşlerimiz de bu kirli oyunun farkındadır.
Buradan açık ve net söylüyoruz:
Artık uyanma vaktidir.
Provokasyonlara gelmeyeceğiz.
Sokak çağrılarına, bayrak düşmanlığına, kutsallara uzanan dillere asla geçit vermeyeceğiz.
El ele vereceğiz.
Yüreklerimizi ve vatan sevgimizi birleştireceğiz.
Saflarımızı daha da sıklaştıracağız.
Türk’üyle Kürt’üyle bu vatanı birlikte savunacağız.
Şunu herkes aklına kazısın:
Vatan bizimdir.
Toprak bizimdir.
Devlet bizimdir.
Bayrak bizimdir.
Ve hepsinden önemlisi:
Kardeşlik bizimdir.
Kim bu kardeşliği hedef alıyorsa;
ister elinde silah olsun,
ister kürsüde mikrofon,
ister dağda saklansın,
ister Meclis koridorlarında dolaşsın…
Kürtlerin de Türklerin de ortak düşmanıdır.
Bu millet düşmanını tanıyacak ferasete sahiptir.
Bayrağa saygısızlık bir “ifade özgürlüğü” değildir.
Bu, milletin onuruna saldırıdır.
Bu, devlete meydan okumaktır.
Bu ülkede devlet vardır.
Hukuk vardır.
Ve bu milletin kutsallarına uzanan hiçbir el, hiçbir dil, hiçbir zihniyet karşılıksız kalmaz.
Hesap sorulacaktır.
Gecikse bile mutlaka sorulacaktır.
Türkiye sokaklarla yönetilecek bir ülke değildir.
Türkiye tehditlerle diz çöktürülecek bir ülke değildir.
Türkiye kardeşliğini bozduracak kadar sahipsiz hiç değildir.
Bu oyun tutmaz.
Bu senaryo çökmüştür.
Bu topraklarda kazanan;
ayrılık değil birliktir,
nefret değil kardeşliktir,
ihanet değil millet iradesidir.
Bu bayrak düşmeyecek.
Bu devlet yıkılmayacak.
Ve bu kardeşlik asla bozulmayacak.