Sizleri bilmem ama ben, biz kadınlara çok üzülüyorum. Hep söylerim, yanlış kültürde, yanlış doğada, yanlış coğrafyada dünyaya gelmişiz.
Bu uzun yolculukta bana eşlik eden, hayatıma renk katan, bazen yolumu değiştiren, bazen de yolumu aydınlatan; doğum günü konvoyuma sevgiyle katılan tüm güzel yüreklere en içten sevgilerimi gönderiyoru...
Evcilik oynadığım yıllarıma döndüm; pespembe... Kızmadığım, kırılmadığım, hesapsız, kitapsız, sorgusuz; en güzel şeker pembesi, pamuk helva tadında, allı güllü yıllardı...
Bir kez hissettin mi güvensizliği, yalın ayak, nefes nefese koştuğun uyuyan sevginden de kaçarsın. Duyguların şah damarı patlamıştır artık.
Bir kuş, güvenmediği dala yuva kurmaz. Bir nehir, önüne set çekilen yerde türküsünü söyleyemez. Bir tohum ise ne kadar güçlü olursa olsun, ışık bulamadığı toprağı yırtamaz.
Ben bugün, yaşımın değil; farkındalığımın baharındayım. Duygularımla mantığımın el ele yürüdüğü, kuralların değil ruhumun renk seçtiği, içimde açan çiçeklerin mevsimindeyim.
Penceremden gökyüzünü seyrederim. Yıldızların sessiz yürüyüşünü, ayın her hâlini izlerim. Hele bir de dolunay varsa, gece bana yetmez. Sanki gökyüzü en eski sırlarını o saatlerde açar.
"Seviyor, sevmiyor..." diye diye büyüdük papatya fallarıyla. Sevginin en saf hâliydi o; bembeyaz bir sevda masalı yatardı her yaprağında. Kopardığımız her yaprak, sevgimize dair bir umuttu.
Roma kapısını çalmak üzereydik neredeyse. Ben artık yorulmuş, "Şehre varalım da bir kahve içelim," derdindeydim.
kimseyle hesabım nede kırılmışlıklarım kırgınlıklarım var, hoşgörünün sınırsız tabiatındayım ruhumun sınırlarıyla şifresi yüreğimin iznidir.
Deli olmayanların da aklını kurcalayan şey; özgürlüğün, yaratıcılığın, duygusallığın ve zekânın sınırlarını belirlemeyenlerin varlığı, dünyaya ve akıllılara karşı bir direniş midir acaba?
sevgiyle anılan sevgili Nana’nın çiftliğine vardık. Yol boyunca içimde hem merak hem de geçmişin izlerine dokunmanın sessiz bir tedirginliği vardı.
Bu bağlantı sizi https://www.gapolaygazetesi.com dışındaki bir siteye yönlendiriyor.