Oruç; elin harama, dilin yalana, kalbin haksızlığa uzanmamasıdır. Oruç; midemizi terbiye ederken ruhumuzu arındırmaktır. Soframızdan önce vicdanımızı temizlemektir.
Artık kimse kelimelerle gerçeğin üzerini örtmeye çalışmasın. Bu millet neyin ne olduğunu görüyor, kimin neyi temsil ettiğini biliyor.
Bugün Erzurum Kongre Binası, “depreme dayanıksız” olduğu gerekçesiyle kapatıldı. Kâğıt üzerinde teknik bir karar gibi sunulan bu hamle, pratikte siyasi ve ideolojik bir tercihten başka bir şey değild...
Ne de ciddiye alınabilecek bir siyasal ağırlık. Geriye ne kalıyor? Yapay zekâyla üretilmiş ucuz bir görsel ve altına iliştirilmiş tek kelimelik bir provokasyon: “Sıradaki.”
Nankör insanlar birbirine çok benzer; simaları farklıdır ama ruhları aynıdır. Elinden tutarsınız, yol açarsınız, yükünü hafifletirsiniz… Gün gelir YOK SAYAR
Bir yanda cam kenarında oturup sıcak kahvesini yudumlayanlar vardır; “Ne güzel kar yağıyor,” derler, beyazın sessizliğinde huzur ararlar.
Kaderine terk edilen emekliler nereye gidiyor, bilen var mı? Bu soru artık bir serzeniş değil; büyüyen bir toplumsal çığlığın adıdır.
Büfeler, çay ocakları, kahvehaneler ve mahalle bakkalları, büyük toptan marketlerden ucuz fiyatlarla aldıkları ürünleri vatandaşa fahiş fiyatlarla satıyor.
Yıllardır göç veren Pasinler’de fabrikalar kurulamadı, çünkü bazı toprak ağaları “tarlalarımızda çalışacak işçi bulamayız” diyerek kalkınmanın önüne set çekti.
Günümüzde insanlar birbirine tahammül etmekte zorlanıyor. Fikir ayrılıkları düşmanlığa, eleştiriler hakarete, farklılıklar ise ötekileştirmeye dönüşüyor.
İnsan bazen “artık yol bitti” der. O an görünmeyen bir el devreye girer. İşte o el, Rabbimizin rahmet elidir. Bir kapı kapanır, bin kapı açılır.
Kars milletvekilleri hızlı tren için mücadele ederken, Erzurum milletvekilleri adeta sessizliğe bürünmüş durumda. Oysa Erzurum’un beklemek değil, öncülük etmek zamanı geldi!
Bu bağlantı sizi https://www.gapolaygazetesi.com dışındaki bir siteye yönlendiriyor.