Susarız… O’nun bir bildiği var diye… Susarız… Kurunun yanında kazara yanmayalım diye… Susarız… Ezelden ebede öğrenci olmaya rıza gösterdiğimizden… Susarız…

HİKAYESİNİ KAYBEDEN İNSAN

"Anlatı"mız Gerçekleşti...

Başkent Ankara'daki Yazarlar Akademidinde "Hikayesini Kaybeden İnsanı" anlattık, bugün.

Aralarında edebiyat üstadları, eski-yeni bürokrasi ve eğitim erbabı, Mesvak Vakfımın Başkanı ve yönetim kurulumuz üyeleri, mesaidaşlarım, kıymetli yazarlar, yazar arkadaşlarımız, basılı dijital basın mensupları ile gençlerin, dostlarımın da bulunduğu ve bir salon iki yönetim odasını dolduran tüm misafirlere; Yazarlar Akademisi Genel Başkanı Mehmet Sait Ulucay ile kıymetli yönetimine ayrı ayrı çok teşekkür ederim.

İnsan oldukça anlatı ve "hikâye" var olacaktır.

(Kapanış "anlatısı" aşağıdadır)

'Sükût’ Denince:

SUS ve DİNLE

“Susmanın birçok anlamı vardır… Yaratılışın sırrına ermek için, sükûnetle, muazzam sanatı temaşaya yüreği olanlar için elbet…

Susarız… O’nun bir bildiği var diye… Susarız… Kurunun yanında kazara yanmayalım diye… Susarız… Ezelden ebede öğrenci olmaya rıza gösterdiğimizden… Susarız… Kendini bir şey bilen sayan ama aslında ‘haddini hiç bilmemişe’, her şeye ve herkese rağmen, insanlık ve yürek adına, yürüyecek bir yol bırakabilmek için ve işte bu yüzden ‘bilerek’, ‘bilmez’ görünmeyi seçtiğimizden…

Susarız… Muazzam Sanat’a lâl olduğumuzdan… Susarız… Yokluk denizinde kul olduğumuzdan ve yürek kayığı ile yol aldığımızdan…

Susarız… Yüreklere yaklaşmak, ‘yazı’mızı yazmak ve ‘hayat’ı okumak için…

Susarız!.. Ve en çok da susanları, susayanları dinleriz.

Dinleriz!.. Edebinden dilini kısıp yüreği ile konuşanları, yüreği ile yazanları, yüreği ile okuyanları…

Dinleriz!.. Yüreklilerin sessiz ama vakar içinde kürek çekişlerini…

Yolunda, susmanın ve dinlemenin sırrına erenlere, Sükût’un Hikmeti’ni görenlere ne mutlu…

Sus dilim! Şimdi, kürek çekme vaktidir… “

(Reng-i Sükût) –Ankara