Takvimler yaprak yaprak düşerken; gönülleri huzurla dolduran, küskünleri barıştıran, uzakları yakın eden bayrama bir kez daha yaklaşmanın heyecanını yaşıyoruz
Viranşehir’de Bayram Heyecanı
Takvimler yaprak yaprak düşerken; gönülleri huzurla dolduran, küskünleri barıştıran, uzakları yakın eden mübarek bayram günlerine bir kez daha yaklaşmanın heyecanını yaşıyoruz. Kadim Mezopotamya’nın bereketli topraklarında yükselen Viranşehir ise bugünlerde bambaşka bir güzelliğe bürünmüş durumda. Şehrin hangi sokağına başınızı çevirseniz; geleneklerin sıcaklığı, samimiyetin huzuru ve tatlı bir bayram telaşı insanın ruhunu sarıp sarmalıyor.
Bayramın gelişi, her şeyden önce Viranşehir’in mütevazı ama bereket dolu evlerinde hissedilir. Günler öncesinden başlayan hummalı hazırlıklar, yalnızca camları, kapıları, duvarları temizlemekten ibaret değildir. O evlerde aslında yorgun gönüller arınır, kırgınlıklar unutulur, umutlar yeniden filizlenir. Annelerimizin özenle yaptığı temizlikler, misafire verilen değerin, geleneklere duyulan saygının en güzel ifadesidir.
Bir yandan fırınlardan yükselen külünçe ve yöresel bayram lezzetlerinin kokusu mahallelere yayılırken, diğer yandan çocukların neşeli telaşı evlere ayrı bir canlılık katıyor. Büyüklerin düzen kurduğu, küçüklerin heyecanla bayram sabahını beklediği o evlerde aslında bir kültür yaşatılıyor. Çünkü bayram; sadece bir takvim günü değil, nesilden nesile aktarılan bir gönül mirasıdır.
Evlerde başlayan bu hareketlilik, kısa sürede Viranşehir’in çarşı ve pazarlarına taşınıyor. Sokaklarda oluşan insan kalabalığı, bayram alışverişinin o kendine has coşkusunu gözler önüne seriyor. Her dükkânda ayrı bir telaş, her sokakta ayrı bir heyecan hissediliyor. İnsanlar yalnızca alışveriş yapmıyor; birbirleriyle selamlaşıyor, hal hatır soruyor, “Hayırlı bayramlar” dilekleriyle gönül köprüleri kuruyor.
Hayatın yükü ağır olabilir… Ekonomik sıkıntılar insanları zorlayabilir… Ancak bütün bu zorluklara rağmen Viranşehir halkının bayram kültürüne ve dayanışma ruhuna sahip çıkması, takdir edilmesi gereken büyük bir toplumsal değerdir. Çünkü bu şehir, yoklukta paylaşmayı, zor zamanda dayanışmayı bilen insanların şehridir.
Unutulmamalıdır ki bayramı gerçek anlamda bayram yapan; yeni kıyafetler ya da dolu sofralar değildir. Bayram; paylaşabilmektir. Bir yetimin başını okşayabilmek, yaşlı bir komşunun kapısını çalabilmek, ihtiyaç sahibinin sofrasına katkı sunabilmektir. Asıl bayram, gönüllerin birbirine açıldığı yerde başlar.
Evlerimizi temizlerken kalplerimizi de kırgınlıklardan arındırabildiğimiz, alışveriş yaparken komşumuzun halini de düşünebildiğimiz sürece; bayram Viranşehir’e çok daha fazla yakışacaktır.
Bu vesileyle; günlerdir evini bayrama hazırlayan fedakâr annelerimize, çarşıda rızkı için mücadele eden esnafımıza ve tüm Viranşehir halkına huzur, bereket ve sağlık dolu bir bayram diliyorum.
Gönülleriniz huzurla dolsun, sofralarınız bereketle çoğalsın, bayramınız birlik ve kardeşlik içinde geçsin.
SONGÜL ÖZER