Artık kalpler daha kolay kırılıyor… Güven daha çabuk tükeniyor… Merhamet ise çoğu zaman unutulmuş bir kelime gibi hayatın kıyısında bekliyor…
KİRLİ DÜNYADA TEMİZ KALABİLMEK
Bir Vicdan, Bir Mum, Bir Umut…
Bazen insan kendi içine çekilir… Gürültünün, kalabalığın, kirlenmiş duyguların ortasında bir köşe arar kendine. Ve o an, içinden şu cümle dökülür:
“Keşke hiç doğmamış olsaydık bu kirli dünyaya…”
Bu cümle bir isyan değil; bir yorgunluğun, bir kırgınlığın, bir arayışın ifadesidir. Çünkü içinde yaşadığımız çağ, insanın en saf duygularını bile kirleten bir çağ haline gelmiştir. İyiliğin sessizliğe gömüldüğü, kötülüğün ise sıradanlaştığı bir zaman dilimindeyiz.
Artık kalpler daha kolay kırılıyor…
Güven daha çabuk tükeniyor…
Merhamet ise çoğu zaman unutulmuş bir kelime gibi hayatın kıyısında bekliyor…
İşte böyle anlarda insan, varlığını sorgular. “Bu karmaşanın içinde neden varım?” diye sorar. Ama tam da o sorgunun en derin yerinde bir hakikat belirir:
Karanlığın en koyu olduğu yerde bir mum yanıyorsa, o mum insanın kendisidir.
Belki de mesele bu dünyadan kaçmak değil…
Bu dünyanın kirine rağmen temiz kalabilmektir.
Çünkü asıl zafer;
kirletilen duyguların içinde sevgiyi koruyabilmek,
acımasızlığın ortasında merhameti ayakta tutabilmek,
umutsuzluğun en dibinde bile umut olabilmektir.
Bir çocuğun gülüşünde saklı olan masumiyet,
bir insanın gözlerindeki samimiyet,
bir kalbin içinde hâlâ varlığını sürdüren iyilik…
İşte bütün bunlar, bu dünyanın hâlâ dönmeye değer olduğunun kanıtıdır.
İnsan hayatı, çoğu zaman planlarla, hedeflerle, hesaplarla şekilleniyor gibi görünür. Ama günün sonunda vardığımız yer hep aynı noktadır:
Bir teslimiyet…
Ne kadar güçlü görünürsek görünelim,
ne kadar kontrol ettiğimizi zannetsek de hayatı,
aslında her nefeste görünmez bir kudretin koruması altındayız.
Bu yüzden Anadolu’nun o derin ve sade cümlesi, tüm felsefelerin ötesinde bir hakikati anlatır:
“Allah’a emanet yaşıyoruz.”
Bu söz; bir çaresizlik değil, bir teslimiyetin huzurudur.
Bir korku değil, bir güvenin ifadesidir.
Çünkü insan bilir ki;
Allah’ın koruduğunu kimse incitemez,
Allah’ın yazdığını kimse silemez.
Bugün dünya belirsizliklerle dolu…
Savaşlar, krizler, adaletsizlikler, kırılan hayatlar…
Ama bütün bu karmaşanın içinde ayakta kalmamızı sağlayan tek bir şey var:
İmanla yoğrulmuş bir umut.
Her sabah “Bismillah” diyerek kapısını açan bir insan, aslında en büyük güce sığınır.
Geleceğin kaygısını da, geçmişin yükünü de o kapının dışında bırakır.
Çünkü bilir ki;
her zorluk bir imtihandır,
her sabır bir kapıdır,
her karanlık mutlaka bir aydınlığa gebedir.
Belki bu dünya gerçekten kirlenmiş olabilir…
Belki kalpler yorulmuş, duygular aşınmış olabilir…
Ama unutulmaması gereken bir gerçek var:
Dünya, biz temiz kalabildiğimiz sürece hâlâ yaşamaya değerdir.
Ve belki de en büyük direniş;
kirlenmemek,
bozulmamak,
iyiliği terk etmemektir.
Son söz olarak;
Bu hayat bir yolculuk…
Bazen ağır bir imtihan, bazen de beklenmedik bir mucize…
Ama biz, her şeye rağmen yürümeye devam edeceğiz.
Sevgiyle, merhametle, umutla…
Çünkü biliyoruz ki;
Biz, emaneti zayi etmeyen en yüce makama emanetiz.
Ve o emanete layık kalabildiğimiz sürece,
bu dünya hâlâ umutla dönecektir…