Yaz boyunca kavurucu sıcakların hüküm sürdüğü, öğle saatlerinde sokakların sessizliğe büründüğü Viranşehir, eylül akşamlarıyla yeniden nefes almaya başlar.
VİRANŞEHİR’DE EYLÜL BAŞKADIR
Eylülün gelişiyle birlikte Viranşehir’de yalnızca takvim yaprakları değişmez; hayatın ritmi de değişir.
Yaz boyunca kavurucu sıcakların hüküm sürdüğü, öğle saatlerinde sokakların sessizliğe büründüğü Viranşehir, eylül akşamlarıyla yeniden nefes almaya başlar. Günün yakıcı sıcağı çekilir, Mezopotamya Ovası’nın üzerinden usul usul esen rüzgâr, toprağın kokusunu şehrin üzerine taşır.
İşte o saatlerde hayat yeniden sokaktadır.
Evlerin geniş avluları dolar, damların üzerine tahtlar kurulur. Gün batımının ardından demlenen kaçak çayın kokusu, serinleyen havaya karışır. Çayın yanında başlayan sohbet bazen memleket meselelerine uzanır, bazen eski günlere, bazen de yıllardır anlatıla anlatıla ailelerin ortak hafızasına dönüşmüş hatıralara…
Viranşehir’de eylül akşamlarının bir başka güzelliği de budur.
İnsanlar birbirine biraz daha yaklaşır. Komşuluk, dostluk, akrabalık yeniden hatırlanır. Bir bardak çayın etrafında kurulan sofralarda zaman biraz daha yavaş akar.

Eylül aynı zamanda bereket ayıdır Viranşehir’de.
Mezopotamya’nın bereketli topraklarında bir mevsimin daha emeği karşılık bulur. Tarlalar son ürünlerini verirken pamuk tarlaları yavaş yavaş beyaza bürünür. Aylar boyunca toprağa emek veren insanların hasat telaşı başlar.
Gündüz güneşin altında çalışan çiftçi için akşam serinliği yalnızca havanın ferahlaması değildir; gün boyunca dökülen alın terinin ardından gelen küçük ama kıymetli bir mükâfattır.
Evlerde ise başka bir telaş vardır.
Kış hazırlıkları…
Biberler kurutulur, salçalar hazırlanır, yazın bereketi kış sofralarına taşınmak üzere damlara serilir. Eylül güneşi ve rüzgârı, evlerin damlarındaki bu geleneksel hazırlıkların adeta son dokunuşunu yapar.
Ve gece…
Viranşehir’de eylül gecelerinin gökyüzü bambaşkadır.
Şehirden biraz uzaklaşıp Mezopotamya Ovası’na baktığınızda yıldızlar sanki biraz daha yakınlaşır. Gökyüzü berraklaşır, ovanın sessizliği insanı kendi düşünceleriyle baş başa bırakır.
Ne temmuzun nefes aldırmayan sıcağı vardır artık ne de kışın insanın içine işleyen ayazı…
Belki de bu yüzden Viranşehir’de eylül yalnızca bir ay değildir.
Toprağın bereketini sunduğu, çiftçinin emeğinin karşılığını beklediği, insanların yeniden avlulara ve damlara çıktığı; çayın, sohbetin, dostluğun ve komşuluğun yeniden demlendiği bir zaman dilimidir.
Mezopotamya’nın binlerce yıllık toprağında mevsimler gelip geçer.
Ama Viranşehir’de eylülün yeri başkadır.
Çünkü eylül burada biraz toprak kokusudur, biraz kaçak çay…
Biraz alın teri, biraz bereket…
Biraz yıldızlı gökyüzü, biraz eski zaman hatırası…
Ve hepsinden önemlisi, Viranşehir’de eylül biraz da memleket demektir