Dört gün önce Trabzon karşısında oynanan oyun ve alınan galibiyetin Nottingham Forest maçında tekrarlanacağı umuluyordu. Seyirciyi maça koşturan bu umuttu.

Fenerbahçe- Notthingham maçı ve...

Maç başladığında stat ağzına kadar dolmuştu. Dört gün önce Trabzon karşısında oynanan oyun ve alınan galibiyetin Nottingham Forest maçında tekrarlanacağı umuluyordu. Seyirciyi maça koşturan bu umuttu.

Maç başladı ama oynayan, topa basan, oyunu domine eden Nottingham'dı.

Dakikalar ilerledikçe o umudun yerini kaybetme korkusu aldı. Nottingham sahaya yayılmış, Fenerbahçe'ye adım attırmıyordu. Kısa sürede baskı sonuç verdi ve ilk golü yedik.

Fenerbahçe'nin geriden gelerek aldığı çok maç vardı, yine öyle olur, bu kuşatmayı yarar, oyun üstünlüğünü ele geçirir diye umudunu koruyanlar takımı desteklemeye devam ettiler. Ancak seyircinin kulakları patlatan tezahüratı da fayda vermedi, ardından ikinci gol geldi. Bu, maçın kaybedileceği,Fenerbahçe'nin tarihi bir farkla yenilebileceği anlamına geliyordu. Umudunu kaybedenler yavaş yavaş stadı terk etmeye başladılar.Kimse Fenerbahçe'nin kalesinde yeni goller görmenin acısına katlanmak istemiyordu. Zaten son yıllarda oynanan futbol bir var bir yok, bir iyi bir kötü futboluydu. Galatasaray şampiyon oldukça seyircisi artıyor, Fenerbahçe kaybettikçe özellikle gençler arasında taraftarı azalıyordu. Kazanan sadece maç kazanmıyor yeni taraftarlar da kazanıyordu.

Üçüncü golden sonra bütün umutlar kırılmış maç bittiğinde seyircinin yarısı çoktan stadı terk etmişti.

Demek ki maçın gidişatı ve sonucu ile taraftarın azalıp çoğalması arasında bir ilişki vardı.

Kazandıkça büyür, kaybettikçe küçülürsünüz.

Siyasette de öyledir.

AKP-MHP siyaseti bir yıldır APO'ya övgüler diziyor. Onu yere göğe sığdıramıyor.Sayın yapıyor, barış elçisi yapıyor, kurucu önder yapıyor. Kadrosu boş olsa, onu Mehdi de yapacaklar ama o kadro dolu.

Siyaset sahasında da bir maç var. Seyircisi de tıpkı futbol maçı seyircisi gibi. Kazanacak algısı taraftarı siyaset stadyumunda da motive edip tezahüratını, takımına(Parti veya örgütüne)desteğini, artırıyor. Kaybetme ihtimalinin artması ise seyirciyi takımından uzaklaştırıp, sonucuna göre hareket etmeye itiyor.

Öcalan'a düzülen övgülerle öyle bir hava yaratıldı ki, seyircide Öcalan kazandı algısı oluşturuldu. Kimse kaybeden tarafta olmaz, siyasetin belki de futbola çok benzemeyen tek yönü bu. Siyasette yenilmenin, kaybetmenin bazı maliyetleri var, bu maliyetler futboldaki gibi değil, insan hayatına dokunup onu etkileyen maliyetler. İşin ucu mahpushaneye, esarete kadar gidebiliyor. Futbolda yenilirsin, takımın çekiciliğini kaybeder,taraftarın bir kısmı," yeter bu çektiğimiz " diye her hafta yenilginin işkencesine katlanmaktansa takımı veya maçlara gitmeyi bırakır.Siyasette ise kaybetme korkusu desteği tersine çevirir, umutlar kırılır, bu, taraf değiştirmeye kadar gider. Düne kadar Örgütüm diyenler, kendilerini ibra etmek için örgüte lanetler yağdırmaya başlar.Yenilgi, "buraya kadarmış, bundan sonrası yok" algısı oluşturur.

Bir ülke düşünün ki, bir yılı aşkın bir süredir en yetkili ağızlar tarafından Apo'ya övgüler diziliyor. Onun on binlerin katili olduğu unutturulmaya, yerine başka bir kimlik ikame edilmeye çalışılıyor. Bunun için açık yalanlar söyleniyor. Söylemediği sözler, söylenmiş gibi kamuoyuna aktarılıyor.İkinci çözüm sürecinde söylediklerinden bir milim geri adım atmamasına rağmen başka bir noktaya gelmiş gibi hareket ediliyor. Zafer kazanmış bir kumandan muamelesi yapılıyor. İktidarla bir örgütün değil, bir toplumun temsilcisi gibi pazarlık yapıyor.Kürtlerin meşru hükümdarı gibi kabul görüyor. Hitap ettiği toplumda maçı zanmış algısı oluşturuluyor. Bu durumda o kitle stadyumu terk edip,takımını desteklemeyi bırakır mı? Kazandı algısı hem taraftarını artırıyor, hem de eski taraftarlarının bağlılık ve sadakatini güçlendiriyor.Ondan sonra da kendisine altın tepsi içinde bir zafer algısı sunduğumuz kişinin örgütünün dağılmasını, bölücülüğün bitmesini bekliyoruz.

Bu siyasetle, biz Fenerbahçe, Nottingham maçındaki Fener seyircisi gibi, Örgüt ve hitap ettiği çevre ise Nottingham seyircisi gibi oldu. Bazıları kulakları patlatan Nottingham seyircisinin GOOOOL diye bağırışını duymasa da gerçek bu.

Şimdi soruyorum,bu kafa ve siyasetle bölücülük biter mi?

Ahh Fenerbahçe!