Ahmet Doğan hoca Milli Görüş geleneğinin Adıyaman’daki yaşayan temsilcilerinden, kürsüde konuştuğunu hayatında yaşayan nadir insanlardan biriydi.

AHMET DOĞAN HOCA

2 Nisan 2023…
Adıyaman, sessiz ama derin bir değerini daha toprağa verdi.
Eski vaiz, eski milletvekili ve her şeyden önce “insan” olan Ahmet Doğan bu dünyadan bir hoş seda bırakarak göçüp gitti.

O, sadece bir siyasetçi değildi…
Ahmet Doğan hoca Milli Görüş geleneğinin Adıyaman’daki yaşayan temsilcilerinden, kürsüde konuştuğunu hayatında yaşayan nadir insanlardan biriydi.

BİR ELİN TUTUŞU, BİR SÖZÜN AĞIRLIĞı

Kendisiyle tanışıklığımız 70’li yıllara dayanır.
Ama hafızama kazınan asıl anı, 1995 seçimlerinin hemen öncesine aittir…

Ulucami’nin önünde, gece geç saatte karşılaştık.
Hal hatır sorduk. Elimi tuttu…
Ama öyle sıradan bir tutuş değildi o.
Sanki bir sözün teminatı gibi sıkı, bir dostluğun mühürü gibi samimiydi.

“Zeynel kardeşim, kime oy vereceksin?” diye sordu.

Ben de açık yüreklilikle söyledim:
“Hocam, kapımı çalan olmadı. Ben MHP geleneğindenim ama kararsızım.”

Elimi bırakmadı…
Gözlerimin içine bakarak dedi ki:
“Ben karşındayım. Senden bana oy vermeni istiyorum.”

İşte o an, bir siyasetçinin değil; bir insanın sınavıydı.

Ben de dedim ki:
“Hocam, iki şartım var…”

Birincisi…
“Çıkar ayakkabını, altına bakacağım.”

Hiç tereddüt etmedi.
Ayakkabısını çıkardı, bana uzattı.

Baktım…
Ve dedim ki:
“Hocam, oraya gidince değişmeyeceksin. Ahmet Hoca olarak gidip Ahmet Hoca olarak döneceksin.”

“Tamam” dedi.

İkinci şartım daha ağırdı:
“Erbakan Hoca bile istese, Çekiç Güç’ün Türkiye’ye konuşlanmasına evet demeyeceksin.”

Yine tereddüt etmedi:
“Ona da peki” dedi.

El sıkıştık…
Ve yollarımız ayrıldı.

Ama aslında o gece bir oy değil, bir karakter anlaşması yapılmıştı.

ADIYAMAN VE ANKARA’DA AYNI AYAKKABI

Seçimler bitti.
Ahmet Doğan seçildi.
Adıyaman’dan iki Ahmet Meclis’e gitti: Ahmet Doğan ve Dr. Ahmet Çelik.

Aradan aylar geçti…
TBMM’ye gittim.

Odalar arasında dolaşırken Ahmet Hoca’nın kapısını çaldım.
Kucaklaştık.

Daha oturmadan…
Hiçbir şey söylemeden…
Ayağındaki ayakkabının tekini çıkardı.

Bana uzattı.

“Zeynel kardeşim” dedi,
“Sana verdiğim sözü tuttum.
Seçim arifesindeki ayakkabı bu…
Altını diktirdim ama değiştirmedim.”

İşte o an…
Ahmet Hoca’nın sözünün eri olduğunu bir kez daha anladım.

Sözünü tutan bir adamın, bir çift ayakkabıyla verdiği ders…
Koca nutuklardan daha büyüktü.

Ve sadece ayakkabısını değil…
Duruşunu da değiştirmedi.

Ne Çekiç Güç konusun da, ne NATO konusunda…
Ne de hayatın herhangi bir yerinde.

SİYASETİ DÜZEYLİ YAPTI VE KAZANDI KAZANDI

Erbakan Hoca’nın başbakanlığı döneminde Adıyaman’a ne geldi, ne gelmedi…
Bunlar tartışılır.

Ama tartışılmayacak bir şey vardır:
Ahmet Doğan’ın insanlığı.

Nezaketiyle…
Dostluğuyla…
Mütevazılığıyla…

Adıyamanlıların gönlünde yer etmiş bir isim olarak kaldı.

Çünkü bazı insanlar makamla büyümez…
Ahlakıyla büyür.

ÜÇ HOCA’NIN KAMUOYUN’DA İTİBARI

Adıyaman’da bir dönem vardı…
Cami kürsülerinden sadece vaaz değil, karakter yükselirdi.

O dönemin yerelde üç önemli ismi:
Ahmet Doğan, Abdulkadir Gözleyici ve Mehmet Emin Yağımlı, genelde ise Şevki Yılmaz Türk kamuoyunun saygı duyduğu isimdi.

Bu hocalar vaaz verdiğinde cemaat yarım saat önceden camiye gelir, diz çöker, saygıyla dinlerdi.

Çünkü onlar sadece konuşmazdı…
Yaşardı. Bizler öyle görürdük, öyle değerlendirirdik…

İMAMLIK MESLEĞİNİN ONURU VE SİYASETİN TOZU

40 yıllık meslek hayatımda şunu açıkça gördüm:

Diyanet mensuplarının siyasete girmesini doğru bulmuyorum.
Çünkü siyaset, bu insanların saygınlığına çoğu zaman katkı sunmadı.

Aksine…
O yüksek makamın vakarını zedeledi.

İmamlık ve vaizlik, sıradan bir meslek değildir.
O makam, taşınması gereken bir emanettir.

SON SÖZ

Bu dünyada önemli olan ne makamdır ne şöhret…
Önemli olan, arkanızdan söylenecek tek bir cümledir:

“İyi insandı… mekanı cennet olsun”

Ahmet Doğan Hoca…
İşte o cümleyi hak ederek gitti.

Ve geride gerçekten bir “hoş seda” bıraktı.

Mekânı cennet olsun…