Son yükselen, en çok konuşulan ve en çok talep gören yine değerli madenler olur. Altın ve gümüşte son dönemde yaşanan hareketlilik tam olarak bu tablonun ürünüdür.
Altın ve Gümüşte Neye Dikkat Edilmeli?
Dünya uzun süredir korku ve belirsizlik ikliminde yaşıyor. Bu ortamın doğal sonucu ise enflasyon. Enflasyon; yalnızca paranın değil, emeğin, ürünün ve hammaddenin de değerini yukarı çekiyor. Böyle dönemlerde piyasaların refleksi hep aynıdır: Son yükselen, en çok konuşulan ve en çok talep gören yine değerli madenler olur. Altın ve gümüşte son dönemde yaşanan hareketlilik tam olarak bu tablonun ürünüdür.
Ancak bu yükselişi yalnızca “doğal piyasa hareketi” olarak okumak eksik olur. Çünkü bu noktadan sonra devreye devletler ve büyük finans aktörleri girer.
Bugün ABD, altın rezervleriyle dünyada ilk sırada yer alırken; Çin, gümüş birikiminde lider konuma yükselmiştir. Bunun nedeni sadece geleneksel güven arayışı değildir. Teknolojide altının kullanım alanı giderek daralırken, gümüş; enerji, savunma ve yüksek teknoloji sektörlerinde altının yerini almaya başlamıştır.
Şu anda hem altın hem de gümüşte arzın üzerinde bir talep söz konusudur. Yani üretilen miktardan daha fazlası talep edilmektedir. Bu durum fiyatların ivmelenerek yükselmesine neden olmuştur. Buraya kadar tablo normaldir.
Asıl mesele bundan sonra başlar.
Sürekli spekülasyon hareketler ile altın ve gümüş piyasa dalgalanmaktadır. Küçük yatırımcının bunu fırsata çevirmesi imkansızdır. Küçük yatırımcı bu işi sadece uzun vadede yapabilir.
Fiziki altın, karşılığı olan, elle tutulur bir değerdir. Ancak bugün borsa ve bankalar üzerinden yapılan işlemlerde, var olmayan altın defalarca alınıp satılmaktadır. Küresel ölçekte, bir gram altının yüzlerce kez satılabildiği bir sistemden söz ediyoruz. Bu durum altını gerçek değerinden koparıp spekülatif bir araca dönüştürmektedir.
Altın zengin etmez. Altın, paranın emtia karşısında erimesini yavaşlatır. Bir başka ifadeyle altın bir kazanç aracı değil, bir koruma kalkanıdır.
Aslında altın, halktan çok devletlerin elde tutması gereken stratejik bir rezervdir. Ancak Orta Asya’dan Doğu toplumlarına uzanan geniş bir kültürde; taşınabilir olması, her yerde parasal karşılığının bulunması nedeniyle altın halkın doğal birikim aracına dönüşmüştür.
Önümüzdeki Dönemde Ne Olabilir?
Enflasyonist ortam sürdüğü müddetçe altının yönü yukarı olmaya devam edebilir. Ancak bundan sonra aynı hızda yükselişler beklemek gerçekçi değildir. Bu seviyelerden piyasaya girecek yatırımcının çok dikkatli olması gerekir.
• Uzun vadeli (1 yıl ve üzeri) düşünenler için altın hâlâ bir seçenek olabilir.
• Kısa vadeli al-sat yapan yatırımcı için ise risk oldukça yüksektir.
Son dönemde ABD’nin borç ödemeleri ve bilanço dengeleri nedeniyle altın satışı ihtimali piyasaları ciddi şekilde baskılamıştır. Kaldıraçlı işlemlerde teminatların artırılmaması sonucu, trilyon dolarlar seviyesinde altın ve gümüş satışı gerçekleşmiş; çok kısa sürede sert düşüşler yaşanmıştır.
Bu tür hareketler tekrar edebilir mi?
Evet, edebilir.
Büyük oyuncular fiyatı düşürüp tekrar yükselterek, daha yukarıdan yavaş yavaş satış yapabilir ve küçük yatırımcıyı uzun süre beklemeye mahkûm edebilir. Tarihsel olarak da sistem hep böyle işlemiştir.
Bugün gelinen noktada hem altın hem gümüş, normal değerlerinin üzerinde seyretmektedir. Bu da piyasayı kırılgan hale getirmektedir.
Gümüş Neden Ayrışıyor?
Gümüşün hikâyesi burada biraz ayrışıyor. Çünkü gümüş sadece bir yatırım aracı değil, aynı zamanda bir sanayi ve teknoloji metalidir.
Güneş panelleri, elektrikli araçlar, elektronik, savunma sanayi… Yeşil dönüşüm ve teknolojik gelişmeler gümüşe olan ihtiyacı her geçen gün artırmaktadır. Bu da gümüşü uzun vadede daha ayakları yere basan bir yatırım aracı haline getirebilir.
Ancak bu, gümüşün risksiz olduğu anlamına gelmez.
Dalgalıdır, sert hareket eder. Bu nedenle yatırımcı, gümüşte makul seviyeler oluşmadan alım yapmamalıdır. Mevcut fiyatların, kısa vadede yatay bir bantta oyalanması olasıdır.
Gümüşü heyecanlı kılan da tam olarak bu hikâyedir: Artan kullanım alanları ve sınırlı arz.
Sonuç:
Bugün altın ve gümüşte küresel ölçekte ciddi bir belirsizlik vardır. Bu belirsizlik, kısa vadeli al-sat işlemlerini yüksek riskli hale getirmiştir. Bu nedenle: Şu fiyat olur, bu fiyat olur demek mümkün değildir. Çünkü bu metallerin fiyatını halk değil, devletler ve büyük finans yapıları belirlemektedir. Sürekli rakam verenlerin yaptığı şey, çoğu zaman tahmin ve kehanetten öteye gitmez.
Benim kanaatim; son görülen zirvelerin yeniden yoklanıp küçük yatırımcının heyecanlandırılacağı, ardından sert bir dip dalgasıyla piyasaların uzun süre oyalama sürecine gireceği yönündedir. Bu süreçte rezervler yavaş yavaş küçük yatırımcıya devredilecek, ardından fiyatlar tekrar baskılanacaktır.
Bu, piyasanın doğasıdır.
Mehmet Hakan Karaaslan