Irak’taki muhtemel gelişmeler üzerine yapılan soru-cevaplı söyleşide bence en önemli açıklamayı Sn.Hakan Fidan ilk defa olarak Irakta’ki muhtemel gelişmeler üzerine yaptı.
SURİYE’DEN SONRA SIRA IRAK’TAKİ PKK’DA MI?
Dün akşam CNN TÜRK’de Ahmet Hakanın programının konuğu Dışişleri Bakanı Sn. Hakan Fidan idi.
ABD-İran gerginliği, Suriye’de ki gelişmeler ve Irak’taki muhtemel gelişmeler üzerine yapılan soru-cevaplı söyleşide bence en önemli açıklamayı Sn.Hakan Fidan ilk defa olarak Irakta’ki muhtemel gelişmeler üzerine yaptı.
Sn. Fidan’a, Irak’ta bölücü PKK unsurlarına Suriye’de YPG ve SDG’nin tasfiyesi sonrası ne olacağı soruldu.
Gerek yüz ifadesi ve gerekse sessiz bir kaç saniyelik sert bakışları ile net ve kararlı bir duruş ifade eden şu sözleri söyledi
Sn. Fidan:
“-Gereği yapılacak. Irak hükümeti bunu yapmak zorunda.”
“-Irak topraklarında da PKK ve bileşenleri tasfiye olmalıdır.”
Ahmet Hakan’ın “Irak’ın buna gücü yeter mi”
sorusuna da net bir cevap verdi: “-evet kesinlikle yeter.”
Hatta şu ifadeleri de ekledi.
“-Aslında Haşdi şabi ile bir çok kez görüştük.
Bizzat ben de liderleri ile görüştüm.
Onlar karadan biz havadan 3 gün de işleri biter” dedim.
Ama henüz Irak hükümeti buna onay vermiyor.”
Bu söyleşi de Sn. Hakan Fidan net olarak Suriye’den sonra ki hedeflerinin Irak’taki PKK ve Bölücü unsurların olduğunu ilk kez ve kararlı bir ifade ile açıkladı.
Zaten Türkiye’de ve Suriye’de dağıtılan örgütlü bölücü unsurların asıl beyni ve merkezi olan Irak’taki PKK kamplarının varlığına müsade edilmesi düşünülemezdi.
Bu süreçle ilgili bir zamanlama sorusuna da “bir iki ay içinde netleşir” diye cevap verdi.
Türkiye’nin güvenlik ve dış politika stratejilerinde belirlediği hedeflere ulaşma konusunda kararlı ve güçlü olduğu açıkça görülüyor.
Önemli olan bu hedeflere ulaşmak için gerekli zamanı Türkiye’nin önündeki diğer sorunlar dolayısı ile sıkıntıya girmeden bulabilmesi.
Türkiye ciddi ekonomik bir kıskacın içinde kıvranmakta.
Ödemeler dengesi açığı ve borç faizleri ile zorunlu harcamalar toplamı gelirlerinin çok üstünde.
Borcu döndürebilmek ve ihtiyaç olan nakit döviz ihtiyacına ulaşabilmek için gerekli süreç, Türkiye’nin güvenlik ve dış politika hedeflerine ulaşması için gerekli olan zamanı inşallah kısıtlamaz ve sınırlamaz.
Çünkü bölgemizdeki emperyal çatışmanın yoğunluğu ve tarafların çokluğu şu an dünyanın hiçbir bölgesi ile mukayese edilmeyecek büyüklükte.
Bu emperyal güçlerin bir kısmı ya da hepsi ile Türkiye’nin güvenlik ve dış politika hedeflerinin çatışması halinde işler daha da zorlaşacaktır.
Bu arada Türkiye’nin güven kaybeden siyasi iktidarı ile hala millete güven veremeyen ana muhalefeti de ayrı bir sorun olarak milletimizin önünde duruyor.
Siyasetin kalitesi ile siyasilerin kalitesi doğru orantılıdır.
Maalesef günümüzde siyasi tartışmalar da yapılan savunma ve tenkitlerin seviyesi de iyice düştü.
Normal kavgada ağır tahrikle cinayete sebeb olacak lafları siyasiler birbirlerine kamuya açık olarak saydırıp duruyorlar.
Özetle bir devletin gücü ve güvenliği sadece “güvenlik bürokrasisinin” ve dış politik kadrolarının görevlerini yapması ve başarılı işlere imza atması ile değil; sivil siyasetin hem muhalefette ve hem de iktidarda güçlü karakter ve ehliyetli siyasi şahsiyetlerin varlığı ile temsil edilmesi ile de temelden ve doğrudan ilgilidir.
Topal yürüyen devlet olmaz!
İki ayağıda sağlam olacak!
Bu düşüncelerimi niye Sn. Fidanın Irak’la ilgili açıklamalarının sonuna koydum derseniz nedeni açık.
“Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” süreci ne kadar çabuk biterse sivil siyasetin düzelmesi ve güven veren bir çizgiye gelmesi için de fırsatlar işte o zaman ortaya çıkacaktır.
Hakkı Şafak Ses