Dünyanın dört bir yanında milyonlarca emekçi için 1 Mayıs; yalnızca bir bayram değil, aynı zamanda bir hafıza, bir mücadele ve bir duruştur.
Bugün 1 Mayıs…
Takvim yapraklarında bir tarih gibi görünse de aslında bu gün; alın terinin, emeğin ve insan onurunun yeryüzüne kazınmış en güçlü ifadesidir. Dünyanın dört bir yanında milyonlarca emekçi için 1 Mayıs; yalnızca bir bayram değil, aynı zamanda bir hafıza, bir mücadele ve bir duruştur.
Tarih boyunca işçiler; ağır çalışma koşullarına, uzun mesailere ve adaletsiz ücretlere karşı seslerini yükseltmiş, hak arayışlarını sokaklara, meydanlara taşımışlardır. Bu nedenle 1 Mayıs, sadece geçmişin bir hatırası değil; bugün hâlâ devam eden bir mücadelenin canlı simgesidir. Çünkü emek, yalnızca bir üretim aracı değil, insanın varoluşunun, onurunun ve geleceğinin temelidir.
Bir ülkenin kalkınmışlığı sadece rakamlarla ölçülmez. Asıl kalkınma; sabahın ilk ışıklarıyla işine giden işçinin yüzündeki umutta, akşam evine dönerken taşıdığı huzurda gizlidir. Fabrikada makine başında duran işçi, tarlada toprağa can veren çiftçi, atölyede üretim yapan usta, masa başında çalışan memur… Hepsi bu ülkenin görünmeyen kahramanlarıdır. Onların emeği olmadan ne şehirler yükselir ne de hayat akıp gider.
1 Mayıs, bu yönüyle bir farkındalık günüdür. Emeğin görünür kılındığı, hakkın ve adaletin yüksek sesle dile getirildiği bir gündür. Aynı zamanda bize şunu hatırlatır: Güçlü toplumlar, ancak emeğe saygı duyulan, adaletin tesis edildiği ve insan onurunun korunduğu zeminlerde yükselir.
Bugün, sadece kutlamak yetmez. Bugün, anlamak gerekir.
İşçinin derdini, emeklinin sıkıntısını, gençlerin iş arayışını görmek; sadece bir kesimin değil, toplumun tamamının sorumluluğudur. Çünkü dayanışma, sadece aynı sınıfın değil, aynı kaderi paylaşan insanların ortak dilidir.

Unutmamak gerekir ki; emeğin olmadığı yerde üretim olmaz, üretimin olmadığı yerde kalkınma olmaz, kalkınmanın olmadığı yerde ise güçlü bir gelecek kurulamaz. Bu nedenle emeğe değer vermek, aslında geleceğe yatırım yapmaktır.
1 Mayıs, bizlere bir kez daha şunu hatırlatıyor:
Adalet gecikirse huzur da gecikir. Emeğin karşılığı verilmezse umut zedelenir. Ama dayanışma varsa, umut da vardır, gelecek de vardır.
Bu duygu ve düşüncelerle; başta basın emekçileri olmak üzere, gece gündüz demeden çalışan, hayatın yükünü omuzlarında taşıyan tüm işçi ve emekçi kardeşlerimizin 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum.
Temennimiz; emeğin değer gördüğü, adaletin hüküm sürdüğü, alın terinin karşılığının eksiksiz verildiği bir Türkiye’dir.
Çünkü biliyoruz ki;
Emeğin olduğu yerde hayat vardır, adaletin olduğu yerde ise gelecek…