Evcilik oynadığım yıllarıma döndüm; pespembe... Kızmadığım, kırılmadığım, hesapsız, kitapsız, sorgusuz; en güzel şeker pembesi, pamuk helva tadında, allı güllü yıllardı...
RENKLERİMLE VE BENİMLE ÇOK MUTLUYUM!
Evcilik oynadığım yıllarıma döndüm; pespembe...
Kızmadığım, kırılmadığım, hesapsız, kitapsız, sorgusuz; en güzel şeker pembesi, pamuk helva tadında, allı güllü yıllardı...
Tek kural vardı: Akşam ezanında evde olunacak, o kadar!
Usul usul, söz dinleyen bir kızdım. Ezan vakitleri kaçardı hâlâ... Ezan okununca içime anlamsız bir huzursuzluk çöker: “Geç mi kaldım yine?”
Kimse inanmaz ama ben bu yaşımı çok sevdim. Nasıl iyi geldi, anlatamam.
Ben yeni büyüdüm, biliyor musunuz?
Hiç kimseden bir şey bekleyecek kadar ne yakınım ne de uzağım artık. Beklentim yok. Gönül koymalarım, kırgınlıklarım, dönüşlerim yok. Kırıldığım anda uzaklaşıyorum; hem de kızmadan...
Hoşgörüm sınırsız.
O kadar çok üzüldüm ki... En sevdiklerimden, en yakınımdakilerden öğrendim acıyla yaşamayı. Artık kimseyi beni üzecek kadar içimdeki çemberin içine almıyorum.
Yürekten sevdiğim birkaç kişiyle mutluyum.
Azaldım, azalttım çevremdekileri...
Mutlu olduklarım heybemde; mutsuz, sorunlu, hep ağlayanlara elveda!
Artık içimdeki şahane kadınla çok iyi anlaşıyorum. Birlikte çok keyifli vakitler geçiriyoruz.
Biz mutsuz değiliz.
Üstelik eğlenecek ne çok şeyimiz var!
Hatta sessizlik bile bizi mutlu ediyor.
Hiçbir şey beni şaşırtmıyor artık. Herkesten her şeyi bekliyorum. Bu, huzurlu bir kabulleniş...
Üzüleceklerimden uzak duruyorum.
Sezgilerimin tavan yaptığı yaştayım. Uyarı sinyallerimi alıyorum ve arkama bile bakmıyorum.
Siz ne diyorsunuz bilemem ama ben bu yaşımın seçimlerini, huzurunu, dinginliğini çok sevdim.
Önce ben ve ailem geliyoruz.
Sonra birkaç dostum...
Hırslarından arınmış, beklentisiz, en keyifli birkaç insanımla mutluyum.
Doğa, okumak, aşkla yazmak..
Benim için hayat bunlar.
Dedim ya; ihmal ettiğim kendimden hep özür diliyorum. Çünkü başkaları hep benden önceydi.
Yüklerimden arındım.
Sırtımdakileri bıraktım insan ormanında.
Şimdi masmavi denizinde yüzüyorum huzurun ve mutluluğun...
Gökyüzünün enginliğinde, güneş doğarken ve batarken söylediğim şarkılarla; yapayalnız müziğim, içimde notalar, ayaklarımda dans eden kızla çok mutluyum.
Bugün de güzel.
Her gün harika.
“Bugün yine başka güzel!” sloganıyla sarıldım uç uç böceğime, beyaz güvercinlere...
Dilimde karanfil kokusu, burnumda beyaz zambaklar ve zaman tünelini hatırlatan tarçın kokularıyla başladım güne.
Sorarım size:
Beni kim mutsuz eder ki?
Gitmek isteyenleri bile saygıyla uğurlarken, bir daha dönmelerini beklemeksizin...
Sahi, nasıl bu kadar beklentisiz oldum?
Evet...
Beni kıran, üzen; dostluğuma, arkadaşlığıma ihanet eden herkese binlerce teşekkür!
Sizin sayenizde büyüdüm.
Sizin sayenizde yol aldım.
Kendime geldim.
Yaşımı da kendimi de, beni büyütenleri de suçlamıyorum.
Bilakis, teşekkürler!
Hoş geldin, içimdeki güzel kadın...
Sana ve bize; kulaklarımıza kiraz, burnumuza çilek sürüyorum.
Dilimde çikolata tadıyla başladım güne.
Şimdi aynaya bakıp öpeceğim o güzel kadını...
Ve en sevdiklerimle, sevdiğim planlarımla:
Hoş geldin güzel gün.Hoş geliyorsun...
Yeni yaşım, seni bekliyorum heyecanla.
Az kaldı...
Yaş aldığım mutluluğuma!
Kıymet Şahin
30.07.2026 20:45