Komşu şehirler sanayilerini büyütüp istihdam oluştururken Adıyaman hâlâ aynı sorunlarla boğuşuyor.
KENDİNİ BULAMAYAN ŞEHİR: ADIYAMAN
Adıyaman…
Tarihiyle, kültürüyle, insanıyla çok daha fazlasını hak eden ama yıllardır hak ettiği yere ulaşamayan mahzun şehir.
Dar caddeleri, plansız yapılaşması, yetersiz sosyal alanları, gelişmeyen sanayisi ve işsizlik sorunuyla yıllardır aynı meseleleri konuşuyoruz.
6 Şubat depremleri ise bu şehrin omuzlarına ağır bir yük daha bindirdi. Binlerce insanımızı, evlerimizi, iş yerlerimizi, hatıralarımızı kaybettik.
Devletin yeniden inşa çalışmalarını elbette görmezden gelemeyiz. Ancak bir şehrin ihyası yalnızca konut yapmakla olmaz. Üretim, istihdam ve modern şehircilik de gerekir.
Peki, biz ne yapıyoruz?
Sosyal medyaya bakıyorum…
Adıyaman'ın geleceğini konuşmak için bir araya gelemeyenler, bir siyasetçiyi övmek ya da yermek söz konusu olduğunda adeta seferber oluyor.
Şehrin imarı ve gençlerin işsizliği için sesini yükseltmeyenler, destekledikleri siyasetçiye yönelik en küçük eleştiride ortalığı ayağa kaldırıyor.
Bir taraf tuttuğunu göklere çıkarırken diğer taraf karşısındakine ağza alınmayacak sözler söyleyebiliyor.
Adıyaman'ın bütün meseleleri bitti de geriye yalnızca siyasetçileri övmek ve birbirimize hakaret etmek mi kaldı?
Komşu şehirler sanayilerini büyütüp istihdam oluştururken Adıyaman hâlâ aynı sorunlarla boğuşuyor.
Devletimizin yatırımları ve hükümetlerin destekleri elbette var.
Ancak soruyorum:
Yıllardır alkışladığımız, uğruna birbirimizle kavga ettiğimiz siyasetçilerimiz Adıyaman'ın kaderini değiştirecek hangi kalıcı projeleri hayata geçirdi?
Bir siyasetçinin başarısı sosyal medyadaki övgülerle değil; kazandırdığı yatırımla, açılan fabrikayla, istihdam edilen gençle ve çözülen sorunlarla ölçülür.
Siyasetçiyi sevmek başka, yanlışını görmezden gelmek başka şeydir. Eleştirmek başka, hakaret etmek başka şeydir.
Bir siyasetçinin adı Ali olmuş, Veli olmuş, hangi partiden seçilmiş…
Bunların hiçbiri Adıyaman'ın geleceğinden önemli değildir.
Çünkü siyasetçiler gelir geçer, Adıyaman bizimdir!
6 Şubat bize büyük acılar yaşattı. Böylesine ağır bir felaketin ardından birbirimize daha sıkı sarılmamız gerekirken siyasi çekişmelerle ayrışıyoruz.
Oysa Adıyaman'ın yeniden ayağa kalkması yalnızca Ankara'dan gelecek kaynaklara değil, bizim ortak irademize ve dayanışmamıza da bağlıdır.
Yaklaşık 25 yıldır yıldır gazetelerde yazıyorum, bir çok yayın kuruluşunun hukuk danışmanlığını yaptım.. Bu şehrin iyi günlerine de kötü günlerine de tanıklık ettim. Siyasetçiler, yöneticiler geldi geçti ama Adıyaman yıllardır potansiyelinin gerisinde kaldı.
Bunun bütün sorumluluğunu siyasetçilere yüklemek de doğru değil. Bizlerin de kendimizi sorgulamamız gerekiyor.
Neden ortak meselelerde birleşemiyoruz? Neden eleştiriyi düşmanlık, övgüyü sadakat olarak görüyoruz?
Adıyaman'ı sevmek, bir siyasetçinin fotoğrafının altına övgüler yazmak değil; işsiz bir gencin derdini kendi derdi bilmek, şehrin sorunlarına sahip çıkmak ve gerektiğinde desteklediğin siyasetçiye bile “Bu memlekete ne kazandırdın?” diye sorabilmektir.
Adıyaman'ın üzerinde yıllardır bir ölü toprağı var. Bu yalnızca yetersiz yatırımların değil, bizim suskunluğumuzun, yanlış tercihlerimizin ve gereksiz kavgalarımızın da sonucudur.
Artık silkelenmek zorundayız.
Siyasetçilerin değil, Adıyaman'ın tarafında olmalıyız. Şahısların değil, hizmetin peşinden gitmeliyiz.
Önce kendimizi değiştirelim, gerçek bir Adıyamanlılık bilinci oluşturalım.
Yoksa biz birbirimizi övmeye, yermeye ve tüketmeye devam ederken kaybeden yine Adıyaman olacak!