Ankara’mın kışı çetin, baharı ılık… Her şeyin çok yakıştığı bu şehir, aynı zamanda siyaset rüzgârlarının efendisi, esintilerin hanımefendisidir.

TEK KİŞİLİK (SİZ) OYUN!

Lodos rüzgârları esmeye başladı. Ankara’mın kışı çetin, baharı ılık… Her şeyin çok yakıştığı bu şehir, aynı zamanda siyaset rüzgârlarının efendisi, esintilerin hanımefendisidir. Politikanın rüzgâr gülü…

Herkes idealist, herkes dönence; herkes binmiş bir dönme dolaba. Yel değirmenlerine savaş açmış, rüzgârsız rüzgâra boyun eğenler ordusu!
Etrafım iyi bilir beni; siyaseti onların bildiği şekilde bilmem. Oysa ki hayatın her alanı aslında bir siyasettir. Salt siyasi aktörler arasında okunan siyaseti reddettiğim gibi; fikirler, ideolojiler ve doktrinler her zaman kulak kabarttığım, beslendiğim yerlerdir.
Uzun süredir tiyatroya gitmedim. Sanırım izlediğimiz döneklik şovlarından sonra reel bir oyun izliyoruz. Bazen gazino arenası, bazen fikir merdivenleri…

Bazen de para takılamayacak kadar dönek pardon ya da dönen dansözler…
Hangi ara bu kadar şahsiyetsiz oldunuz? Hangi ara çıkarlarınıza komedi maskesi taktınız? Hangi ara soysuzluğun adını ideoloji yaptınız, sahi? Yoksa siz doğuştan mı böylesine kıvrak bir bedene sahipsiniz?
Rezaletin son perdesini izliyoruz. Seçilenin değil, seçenin; rüzgârsız havada dönen fırıldakların, omurgasızların kendilerini sahneye atışlarını izliyoruz.
Pardon ama bu sahnede size yer yok:
“Alaylı figüranlar.”

Kıymet Şahin
11 Mart 2023