Penceremden gökyüzünü seyrederim. Yıldızların sessiz yürüyüşünü, ayın her hâlini izlerim. Hele bir de dolunay varsa, gece bana yetmez. Sanki gökyüzü en eski sırlarını o saatlerde açar.
KUTSAL BERABERLİK!
İyi bilirim; geceleri iyi uyumanın, bedeni ve ruhu dinlendirmenin ne kadar kıymetli olduğunu. Ama ne yapayım, ben biraz gecenin bekçisiyim.
Dünya kısmen uyuduğunda, ışıklar birer birer söndüğünde ve sesler yavaşça çekildiğinde benim vaktim başlar.
Penceremden gökyüzünü seyrederim. Yıldızların sessiz yürüyüşünü, ayın her hâlini izlerim. Hele bir de dolunay varsa, gece bana yetmez. Sanki gökyüzü en eski sırlarını o saatlerde açar.
Odamın penceresi göğe açılır; yüreğim gibi... Biri sonsuzluğu taşır içinde, diğeri derinliği.
En çok da sessizliği severim. İnsansızlığı değil belki ama kimsenin bir şey istemediği, hiçbir yere yetişmek zorunda olmadığım o dingin saatleri...
Çünkü insan bazen kalabalıklardan değil, kelimelerden yorulur. Sohbetlerden, açıklamalardan, yetişmelerden, beklentilerden yorulur.
İşte o vakitlerde içimdeki kızla, içimdeki kadınla, yıllardır benimle yürüyen o güzel insanla baş başa kalırım.
Ne güzeldir o buluşma... Ne kırgınlık vardır aramızda ne de hesaplaşma.
Sözcükler gelir oturur yanıma. Kalemim konuşur, yüreğim cevap verir. En güzel şiirler, en sahici cümleler o saatlerde doğar.
Çünkü gece, insanın kendine en yakın olduğu zamandır.
Eskiden yalnızlık sanırdım bunu. Şimdi biliyorum ki bu, insanın kendiyle kurduğu kutsal beraberliktir.
İçimdeki kızı çok seviyorum. İçimdeki kadını da... Yılların bana öğrettiği o güzel insanı da...
Birbirimizi susturmuyoruz. Birbirimizi yargılamıyoruz. Sadece dinliyoruz.
Kendisiyle iyi anlaşan insanın, kimseyle kavgası kalmıyor hayatta. Çünkü en güvenli limanı kendi yüreğinde buluyor.
Ben geceleri seviyorum. Dolunayı seviyorum. Sessizliği seviyorum.
Ama galiba en çok da bütün bu sessizliğin içinde karşıma çıkan beni seviyorum.
Ben ve gecem...
Uzun zamandır birbirimize çok iyi geliyoruz.
KIYMET ŞAHİN/2026