Şanlıurfa’da asayişin ve kamu düzeninin sağlanması adına son dönemde gerçekleştirilen operasyonlar, vatandaş nezdinde dikkatle takip edilmekte ve takdir edilmektedir.

ŞANLIURFA YENİDEN GÜVENLİ BİR ŞEHİR OLMALI

Şanlıurfa’da asayişin ve kamu düzeninin sağlanması adına son dönemde gerçekleştirilen operasyonlar, vatandaş nezdinde dikkatle takip edilmekte ve takdir edilmektedir. İl Emniyet Müdürlüğü’nün ortaya koyduğu bu kararlı mücadele, şüphesiz önemli bir adımdır. Ancak gelinen noktada açıkça görülmektedir ki; bu çabalar henüz yeterli değildir ve süreklilik arz eden daha kapsamlı bir güvenlik politikası kaçınılmazdır.

Vatandaşın en temel beklentisi nettir: Daha görünür, daha etkin ve kesintisiz bir denetim. Özellikle şok yol uygulamaları ve trafik kontrollerinin artırılması yönündeki talepler her geçen gün yükselmektedir. Gerek gazetemizin istihbarat servisine ulaşan ihbarlar, gerekse bireysel geri bildirimler, Şanlıurfa’da yaşayanların ve şehri ziyaret eden yerli-yabancı misafirlerin ortak bir kaygıda buluştuğunu göstermektedir: Güvenlik ve düzen.

Bu kaygıların başında ise kentin en önemli manevi ve turistik merkezlerinden biri olan Balıklıgöl ve çevresi gelmektedir. Halilürrahman Gölü ve Balıklıgöl platosu, taşıdığı yüksek manevi değere rağmen, son dönemde asayişe aykırı olayların yoğunlaştığı bir alan haline gelmiştir. Böylesine hassas bir bölgenin yalnızca bekçilerle değil, doğrudan polis kontrolü altında tutulması; giriş-çıkışların teknolojik sistemlerle, özellikle yüz tanıma gibi modern yöntemlerle denetlenmesi artık bir zorunluluktur.

Şehrin bir diğer kronik sorunu ise ulaşım ve trafik düzenidir. Ne yazık ki Şanlıurfa’da trafik, çözüm bekleyen bir sorun olmaktan çıkmış, adeta günlük yaşamı felç eden bir noktaya ulaşmıştır. Bu konuda yerel yönetimlerin yeterince inisiyatif almaması, vatandaşın beklentisini doğrudan güvenlik birimlerine yöneltmiştir. Uzun süredir dile getirilen İl Trafik Komisyonu’nun yeniden yapılandırılması ve somut adımlar atılması gerekliliği hâlâ karşılık bulamamıştır. Oysa ana arterlere bağlanan birçok yan yolda tek yön uygulamasına geçilmesi, özellikle Çiftehan, Türk Meydanı ve Akarbaşı bölgelerinde pilot uygulamalar başlatılması, trafiği rahatlatacak önemli adımlar olacaktır.

Öte yandan, Emniyet ve Yunus Emre caddelerinde “prestij yol” adı altında yapılan düzenlemelerin, caddeleri fiilen otoparka dönüştürmesi ve trafik akışını sekteye uğratması, şehir planlaması adına ciddi bir sorgulamayı gerektirmektedir. Kuralları ihlal eden bu düzensizliğe göz yumulmamalı, kamu düzeni kararlılıkla sağlanmalıdır.

Şehirde yalnızca trafik değil; organize suç, uyuşturucu, tefecilik ve ruhsatsız işletmeler gibi başlıklar da ciddi bir güvenlik meselesi olarak karşımızda durmaktadır. Özellikle bazı bölgelerde kontrolsüz alanların oluştuğuna dair güçlü iddialar, bu alanlarda sürekli ve planlı operasyonların gerekliliğini ortaya koymaktadır. Devletin güvenlik gücü, suçla mücadelede kesintisiz ve kararlı bir şekilde sahada olmalıdır.

Ayrıca parklar, bahçeler ve mezarlıklar gibi kamusal alanların büyük ölçüde denetimsiz bırakılması, bu alanların madde bağımlılarının kullanımına açık hale gelmesine neden olmuştur. Vatandaş bu alanların kamera sistemleriyle izlenmesini ve güvenlik güçlerinin aktif denetimine alınmasını talep etmektedir.

Bir diğer önemli sorun ise gürültü kirliliğidir. Toplum huzurunu doğrudan etkileyen bu durum karşısında hiçbir gerekçe kabul edilmemeli, kurallar tavizsiz uygulanmalıdır.

Şanlıurfa halkı, daha sık ve daha kapsamlı denetimler istemektedir. Çünkü bu şehir, geçmişte huzurun, kardeşliğin ve hoşgörünün sembolü olmuştur. Bugün yeniden aynı kimliğe kavuşması, ancak kararlı bir güvenlik politikası ve ortak irade ile mümkündür.

Unutulmamalıdır ki; Şanlıurfa halkı, güvenli bir şehir idealinde her zaman devletinin ve polisinin yanındadır.