Mustafa tesbihin imamesinden tutup sağa sola sallayarak gülmesine bir anlam veremedim. Biraz sonra Bekir Tongül, Emir Kuşdemir, Orhan Poyraz da gelince kaynak başladı.
BIZIMDE AVUKAT LARIMIZ VARDI.
ULUCANLAR DAN BİR ANI
1978 Ulucanlar cezaevi 2. Koğuş,sabah kalkmadım Biraz kırkınlık vardı üstümde nöbetçi aza Yıldırım abiye söyledim biraz daha uyumuşum. Öğlene doğru kalkıp bir demlik çay söyleyip, duvar dibine doğru giderken Mustafa Pehlivanoğlu ile Mehmet Kavas volta atıyorlardı selam verdim,Mustafa tesbihi bana doğru sallayarak Gülmeye başladı. Hiç oralı olmadan duvar dibinde boş bir yer bulup oturdum.
Voltasının her dönüşünde Mustafa tesbihin imamesinden tutup sağa sola sallayarak gülmesine bir anlam veremedim. Biraz sonra Bekir Tongül, Emir Kuşdemir, Orhan Poyraz da gelince kaynak başladı.
Hey Kavas,Abidinpaşa da çocuklar solculara Kavas abimiz çıksın siz görürsünüz diyorlarmış. Tamam Cürüm bir çıkalımda gerisi kolay, Kavas ABİDİNPAŞA nın bıçkın delikanlısı aynı zamanda 3 kurşun yemiş gazimizdir. Bu arada çayımız gelince ikinci demliğin siparişini verip bırakın şu voltayı çayımızı içelim herkesin çayını verdiğimde Mustafa bana yine tesbihini sallayarak gülünce. Hayırdır Cürüm gülerek teşbih sallamakta ne oluyor. Seni asacaklarmış dedi.
Beni niye assınlar daha iddianamem yazılmadı, kaleme çıkmadım,mahkeme tarihim bile belli olmadı niye assınlarki. Gazeteleri okumadın mı hayır yeni kalktım, git Milliyeti oku sizi yazıyor.
Rahmetli cürümüm gazeteyi verdiğinde baktım sağ görüşlü Şahin Gülhan ve Şakir Kocaadamın idamı ıstendi diye yazıyor. İyi dedim en azından iddianamemiz yazılmış, mahkeme tarihimiz belli olmuştur.
Artık görüş gününü vede avukatımı beklemeye başlamadım. Ertesi gün avukatım görüşe geldi önce bana biraz moral vermeye çalışsada gazeteye kafamı takmamamı söyledi. Daha ne iddianame var nede mahkeme, dosyan hale sorgu hakimliğinde mahkemeye çıkmam için yaklaşık bir yıl sürebileceğini tatlı bir dille anlatınca iyide abi bu bilgileri gazete nerden buldu, Bence tutuklamayı yapan savcı Yüksel Yazıcı bilgileri basına sızdırmış aynı savcı Engin Yağcının olay şahitiydi ve onun yüzünden Engin Yağcı ceza aldı.
Aradan iki hafta geçmiştiki aynı gazete bu defa Mustafa Pehlivanoğlu ve cürümlerinin idamı istendi diye haber yapınca teşbih sallama sırası bana gelmişti bazen Bekir Tongül de katılırdı bu bu oyuna. O zaman şakalaşarak güldüğümüz idam isteminin iki yıl sonra gerçek olacağını nerden bilebilirdikki.
Aradan iki ay geçmiştiki aynı gazete yine yazmıştı bizi. Bizle ne derdi vardı bilemiyorum. Tam 10 ay lık tutukluyken savcılık kalemine çıktım iddianamemi aldığımda iki idam maddesi vardı. Tabi iddianame yi yazan savcı yine Yüksel Yazıcı idi. Bir ay sonra mahkemeye çıkacakken bu seferde sıkıyönetim ilan edilince bizim dosyalar sıkıyönetim mahkemelerine,bizlerde Ulucanlar’dan Mamak cehennemine nakil olduk.kısacası tutuklandığım günden 13 ay sonra ilk mahkemeye,18 ay sonrada tahliye oldum.
1980 öncesi Ankara da verilen mücadelenin isimsiz kahramanlarını yazarsak bence mahkemeden mahkemeye koşan cezaevi ziyaretlerimizi yapan avukatlarımız Aydemir Karabatak,Şehsuvar Bektaş,Seyfettin Ercan,Yalçın İlikli,Can Özbay, Abdul Kadir Erdil, Şerafettin Yılmaz, Muştak Karabağ ,Şehidimiz Hüseyin Cahit Aküzüm ü ilk saraya yazmamız lazım.
Bizden önce gidenlere Allah rahmet eylesin mekanları cennet olsun. Kalanlara sağlıklı bir ömür ve Selam olsun.
05.07.2020. ALANYA ŞAHİN GÜLHAN