Bakanlığın, yerinde dönüşüm yapmak isteyen vatandaşlara 750 bin TL hibe + 750 bin TL kredi desteğini açıklamasının ardından Adıyaman’da kontrolsüz bir süreç başladı.

ADIYAMAN’DA “YERİNDE DÖNÜŞÜM”, “YERİNDE MAĞDURİYETE” DÖNÜŞMEDEN…

Bakanlığın, yerinde dönüşüm yapmak isteyen vatandaşlara 750 bin TL hibe + 750 bin TL kredi desteğini
açıklamasının ardından Adıyaman’da kontrolsüz bir süreç başladı.

Bu açıklamayla birlikte, adı sanı pek duyulmamış onlarca müteahhit bir anda ortaya çıktı; reklam panoları iddialı vaatlerle doldu taştı.

“Son sistem tünel kalıp, 1. sınıf malzeme, m²’si 15 bin liradan anahtar teslim…”

“Deprem yönetmeliğine uygun, son teknolojiyle m²’si 13 bin liradan, bir yılda teslim…”

Bu cazip söylemler, özellikle çok daireli sitelerde yeterince sorgulanmadan kabul gördü.

Oysa bugün gelinen noktada, bu vaatlerin büyük bölümünün gerçekçi olmadığı acı bir şekilde ortaya çıktı.

Edinilen bilgilere göre;
300–500 daire değil, 1000, 1500 hatta 2000 dairelik projeler için sözleşme imzalayan müteahhitler oldu.

Ve ne yazık ki bugün artık şantiyesi duran, iflas eden, telefonlara çıkmayan müteahhitlerden söz ediyoruz.

23 BİN BAŞVURU, BÜYÜK BİR RİSK

Adıyaman’da yerinde dönüşüm için yaklaşık 23 bin başvuru yapıldı.
Ancak bu başvuruların önemli bir kısmında ciddi sıkıntılar yaşanıyor.

Vatandaşların anlattıkları tabloyu daha da ağırlaştırıyor:

“Dairemiz 150 m². Müteahhitle m²’si 15 bin liradan anlaştık.

Toplam bedel 2 milyon 250 bin TL.
1,5 milyon TL hibe ve kredi aldık, kalan 750 bini eşimin altınlarını bozdurarak ve borçlanarak peşin ödedim.

Bir yıl geçti, sadece temel atıldı.
Şimdi arıyorum, telefonlara bile çıkmıyor…”

Bir başka vatandaş, hibe ve kredi dışında kalan bedel için arabasını satmış, ancak binasının temeline bile kazma vurulmamış.

PEKİ BU NOKTAYA NASIL GELİNDİ?

Bu kadar büyük bir sürece girilirken neden yeterli tedbirler alınmadı?
Neden baştan sona denetimli bir sistem kurulmadı?

Şu soruların mutlaka sorulması gerekiyordu:

• Bu işe giren müteahhitlerden iş bitirme belgeleri istendi mi?

Daha önce kaç konut yapmışlar, sicilleri nasıldı?

• “Siz TOKİ misiniz, Emlak Konut musunuz?

Bu kadar daireyi hangi mali güçle, hangi organizasyonla yapacaksınız?” diye soruldu mu?

• Bankalardan mali yeterlilikleri sorgulandı mı?

Sermayesi olmayanlara neden bu kadar büyük işler verildi?

• Daha temel kazılmadan, hibe ve kredinin %10’unun (daire başı yaklaşık 150 bin TL) ödenmesi doğru muydu?

Temel atacak sermayesi olmayan birinin bu işe girmesi zaten başlı başına bir risk değil miydi?

• Hibe ve kredinin %30’u, yani daire başı yaklaşık 500 bin TL, yapı kullanma izin belgesi alındıktan sonra ödeniyor.

Bu da 500 dairelik bir projede 250 milyon TL demek.

Böyle bir yükün altına giren bir müteahhitten, bu paranın en az yarısı kadar teminat istenemez miydi?

• Bir müteahhidin alabileceği daire sayısı neden 300 ile sınırlandırılmadı?

SONUÇ

Ortada artık inkâr edilemez bir gerçek var:

Yerinde dönüşüm, gerekli denetimler yapılmadığı için birçok vatandaş için yerinde mağduriyete dönüşmüş durumda.

Bugünden sonra yapılması gereken nettir.

Görev, başta ilgili kurumlara düşmektedir.

En azından bundan sonrası için;

• Yeni bir yol haritası çizilmeli,
• Denetim mekanizmaları güçlendirilmeli,
• Vatandaşın birikimini, arabasını, altınını kaptırdığı bu düzensizliğe acilen son verilmelidir.

Aksi hâlde bu tablo sadece büyür, mağduriyetler derinleşir.
Mithat SOLGUN