Ve o cephede öyle hikâyeler yazıldı ki… Dünyanın hiçbir destanı bu kadar gerçek, bu kadar ağır ve bu kadar kutsal olmadı.

Gazi Demirel yazıyor....

Bugün 18 Mart…
Bir milletin küllerinden yeniden doğduğunu dünyaya ilan ettiği günün 111. yılı.

Çanakkale bir savaşın çok ötesinde; yokluk içinde var olmanın, umutsuzluk içinde umut olmanın adıdır.

Toprağa düşen her damla kanın bir vatanı yeniden yeşerttiği yerdir.
Ayaklarında çarık, sırtında yıpranmış bir kaput…
Ama yüreğinde koca bir milletin onuru vardı Mehmetçiğin.
Cepheye giden yol bazen taşlıydı, bazen çamurlu…

Ama o yolları yalnız askerler değil,
Anadolu’nun anaları yürüdü.
Kağnılar gıcırdayarak ilerledi gecenin karanlığında…

Bir yanda mermi sandıkları,
Bir yanda dualar.

Anadolu kadını, evladının yiyeceğini bölüp Mehmetçiğe verdi.
Bir tas çorbayı, bir parça ekmeği paylaştı.
Çünkü biliyordu:
O cephede duran sadece bir asker değil,
Bir milletin geleceğiydi.
Ve o cephede öyle hikâyeler yazıldı ki…
Dünyanın hiçbir destanı bu kadar gerçek, bu kadar ağır ve bu kadar kutsal olmadı.

Bir Mehmetçik vardı…
Çatışmanın ortasında kolunu kaybetmişti.
Komutanları onu cephe gerisine göndermek istedi.
Ama o başını kaldırdı, gözlerinde ateş gibi bir kararlılıkla şöyle dedi:
“Sağ kolumu kaybettim…
Ama ziyanı yok komutanım.
Sol kolum var!”
İşte Çanakkale ruhu buydu.
Bir kol eksik olabilir…
Ama vatan sevgisi eksik olamazdı.

Bir başka siperde ise başka bir Mehmetçik savaşın ortasındaydı.
Silahını ateşlerken parmağının koptuğunu fark etmemişti.
Soğuk, barut kokusu ve ölümün gölgesi arasında
komutanına dönüp şöyle dedi:
“Komutanım…
Parmağımı oynatamıyorum.
Galiba soğuktan dondu…”
Komutanı gerçeği gördüğünde içi parçalandı.
Parmak donmamıştı…
Parmak yoktu.
Ama o Mehmetçik hâlâ vatanı savunmaya devam ediyordu.
Çünkü Çanakkale’de bedenler yaralanıyordu
ama ruhlar asla teslim olmuyordu.
İşte bu yüzden Çanakkale bir destandır.
Topla tüfekle değil;
imanla, fedakârlıkla, millet olma bilinciyle yazılmış bir destan…
Ve o destanın en büyük kahramanlarından biri,
Anafartalar’ın kumandanı,
milletimizin ebedî başkomutanı
Mustafa Kemal Atatürk’tür.
Bugün hâlâ bazı kendini bilmezlerin, vatan hainlerinin, ülkeyi peşkeş çekenlerin Atatürk’e dil uzattığını görüyoruz, dili kopacısalar....
Onlara tek bir soru sormak yeterlidir:
Siz bu ülke için ne yaptınız?

Bu vatan, kolunu kaybedip “Bir kolum daha var” diyerek cepheye dönenlerin omuzlarında yükseldi.
Parmağı kopsa da savaşmaya devam edenlerin yüreğiyle kuruldu.
Kağnılarla mermi taşıyan anaların duasıyla büyüdü.
Bu vatan;
Mustafa Kemal’in dehası,
Mehmetçiğin cesareti,
Anadolu’nun fedakârlığı ile kurtuldu.
Unutmayacağız.
Unutturmayacağız.
Çünkü Çanakkale geçilmedi…
Çünkü Çanakkale bir milletin dirilişidir.

Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere
Çanakkale’de ve bu vatan uğruna can veren tüm aziz şehitlerimizi
minnet, rahmet ve sonsuz şükranla anıyoruz.
Ruhları şad olsun. 🇹🇷