“Seviyor, sevmiyor...” Hepimizin geçmişinde bir papatya falının izleri vardır. Seviyorsa, içimizde coşkunun kanatlandığı o an, sanki aşk birden gerçeğe dönüşür.
BUGÜN GÜNLERDEN PAPATYAM VE RUHUMDAKİ ASTERİA
“Seviyor, sevmiyor...” Hepimizin geçmişinde bir papatya falının izleri vardır. Seviyorsa, içimizde coşkunun kanatlandığı o an, sanki aşk birden gerçeğe dönüşür. Sevmiyorsa, papatya yapraklarını yeniden baştan sıyırır; bu kez sonucu değiştireceğimize inanırız. Ne kadar masumdu o zamanlar aşklar…
Dile dökülmez, kolayca tüketilmezdi hisler.
Sevmelere dair çiçeklerle gelen mesajlar vardı. Ve papatyalar… Onlar masumiyetin, adaletin ve zarafetin sembolüydü. Mitolojik hikâyesinde ise Zeus’un kızı Asteria, tam bir iyilik meleğiydi.
Asteria, yeryüzündeki kötülüklere dayanamayan bir kalbe sahipti. Her gördüğü adaletsizlik ve acıya gözyaşı dökerdi. Bir gün, yüreği bu yükü daha fazla taşıyamayacağını anladı ve baba Zeus’a yalvardı: “Beni bu kötü dünyadan al baba, ruhumu huzura kavuştur.”
Zeus, kızının bu içten yalvarışına dayanamadı ve onu gökyüzüne gönderdi. Orada mutlu olacağını umuyordu. Ancak Asteria, insanları gökyüzünden izlerken gördüğü her kötülük için ağlamaya devam etti. Gözyaşları yeryüzüne düştüğünde her bir damla, kötülüklere inat bembeyaz ve incecik papatyalara dönüştü.
Papatyalar bize aslında hep bir şeyler anlatmak ister… Bu kadar zarif bir güzellik asla sadece bir tesadüf olamaz. Her yaprağında iyiliği, saflığı ve umudu taşır. Onlar, kötülüğe rağmen hayat bulan masumiyetin çiçeklenmiş hâlidir.
Ve belki de bu yüzden papatyalar hep güzelliği, asaleti ve naifliği temsil eder. Gökyüzünden gelen bir meleğin gözyaşlarından doğmuş olmaları, onlara anlamlarının ötesinde bir değer katıyor.
Her papatya, dünyaya bırakılmış bir iyilik nişanı gibidir.
Bugün günlerden papatya… Ruhumdaki Asteria, her bir yaprağın masumiyetinde yeniden filizleniyor.
KIYMET ŞAHİN
04 Ocak 2026