Bunu duydum ama aile arasında olduğu için bir biçimde çözüleceğini düşündüm. Uzatmayayım adam en yakınını dolandıracak kadar alçak bir sahtekâr.
DÜRÜST ADAY ARAYAN SAHTEKÂR DELEGE
Yıllar önce notlarım arasında bulunan yaşanmış bir hikayem var.
Allah eksikliğini göstermesin. Gelenim gidenim çoktur. Gençten bir adam var arada yanıma uğrar hal-hatır sorar konuşuruz. Bir partinin de delegesiymiş.
Ben tehlikeli bulduğum için kırmadan gücendirmeden dikkatli olmaya çalışırım. Son duyduğumda yurt dışında çalışan bir yakınına bir daire göstermiş. Burayı sana uygun fiyata alalım demiş. Yakını’nın vekâletini almış. Fotoğrafını da almış. Güzel bir tapu düzenlemiş vermiş. Parasını almış. Gelecek yıl kadıncağız geldiğinde o dairede oturan olduğunu ve mal sahibi olduğunu, kendisinin elinde bulunan tapunun ustalıkla yapılmış sahte bir belge olduğunu şaşkınlıkla öğrenmiş.
Bunu duydum ama aile arasında olduğu için bir biçimde çözüleceğini düşündüm. Uzatmayayım adam en yakınını dolandıracak kadar alçak bir sahtekâr.
Bu sahtekâr yakında kongre olacak partisinde üç aday olduğundan bahisle üçüyle ilgili de olumsuz şeyler anlattı. “Hocam yeminle söylüyorum oy verecek düzgün bir adam yok” diye dert yandı.
Ben gülümsedim, madem öyle salona bile gitme, oyunu kullanma mealinde bir şeyler söyledim.
Biraz daha sohbetten sonra gitti. Şaşkınlık içindeyim. Akrabasına hayali daire satan sahtekar, üç kağıtçı adam, üyesi olduğu partiye dürüst bir başkan arıyor, bulamıyor. Zavallı çaresizlik içinde üzülüp duruyor.

Adaylar tanıdığım kadarıyla akrabasına hayali daire satacak kadar alçak değiller. Ama sahtekâr delege aday beğenmiyor.
Aslında bu olay bizim anlayacağımız bir durum değil. Sosyolog ve psikologların bilimsel çalışmasıyla anlaşılabilecek karmaşık bir durum...
Siz ne dersiniz