Viranşehir’de mevsimler değişirken yalnızca havanın sıcaklığı değişmez; evlerin düzeni, sokakların sessizliği, mutfakların kokusu, insanların günlük telaşı da değişir.

VİRANŞEHİR’DE KIŞ KAPIYA DAYANDI

Evlerde tatlı bir telaş, mutfaklarda bereket, gönüllerde eski kışların sıcaklığı...

Viranşehir’de mevsimler değişirken yalnızca havanın sıcaklığı değişmez; evlerin düzeni, sokakların sessizliği, mutfakların kokusu, insanların günlük telaşı da değişir.

Mezopotamya’nın kavurucu yaz sıcakları geride kalırken, sabahın erken saatlerinde yüzümüze çarpan serin rüzgârlar kışın yaklaştığını haber veriyor. Gündüzleri hâlâ kendini hissettiren güneş, akşam saatlerinde yerini tatlı bir serinliğe bırakıyor.

Viranşehir’de şimdi evlerde başka bir hareketlilik, başka bir heyecan var.

Kış hazırlıkları başladı.

Bu hazırlıklar yalnızca soğuktan korunmak için yapılan işler değildir. Her birinin içinde yılların birikimi, annelerimizin emeği, ninelerimizin tecrübesi ve kuşaktan kuşağa aktarılan güzel geleneklerimiz vardır.

Yaz boyunca güneşin altında kurutulan biberler, patlıcanlar, domatesler çoktan kilerlerdeki yerini aldı. Binbir zahmetle hazırlanan ev yapımı salçalar kavanozlara dolduruldu. Turşular kuruldu, kurutmalıklar özenle saklandı.

Her kavanozda bir emek, her kurutmalıkta bir alın teri, her hazırlıkta bir aile sıcaklığı saklı.

Viranşehir’in bereketli topraklarında yetişen ürünler, maharetli ellerde kış sofralarının vazgeçilmez lezzetlerine dönüşüyor.

Bir zamanlar analarımızın, ninelerimizin büyük bir sabırla yaptığı bu hazırlıklar bugün de pek çok evde yaşatılıyor. Çünkü bu topraklarda kışlık hazırlamak, yalnızca yiyecek depolamak değil, aynı zamanda yarını düşünmek, israftan kaçınmak ve aile sofrasının bereketini korumaktır.

Mutfaklardaki telaş evlerin içine de taşınıyor.

Yazlık halılar, ince kilimler, hafif perdeler kaldırılıyor. Yerlerine kalın halılar, kışlık perdeler ve sıcak tutan yatak takımları çıkarılıyor.

Avlularda, bahçelerde yıkanıp Mezopotamya güneşinde kurutulan halılar yeniden odalara seriliyor. Evlerin her köşesinde temizlik, düzen ve yenilenmenin tatlı heyecanı yaşanıyor.

Özellikle eski Viranşehir evlerini hatırlayanlar bilir...

Geniş avlulu evlerde kış hazırlıkları başlı başına bir aile dayanışmasıydı. Komşular birbirine yardım eder, bir evin işi bittiğinde diğerine koşulurdu. Halılar birlikte yıkanır, kışlık yiyecekler birlikte hazırlanır, yorgunluklar bir bardak çayın etrafında unutulurdu.

O günlerin en güzel tarafı da buydu.

İnsanlar yalnızca kışa değil, birbirlerine de hazırlanırdı.

Şimdilerde modern evler, kaloriferler ve doğal gazla ısınan konutlar çoğalsa da sobanın etrafında geçen eski kış akşamlarının hatırası hâlâ gönüllerde yaşıyor.

Odaların başköşesine kurulan sobalar, özenle temizlenen borular, avlu köşelerine istiflenen odunlar ve kömür çuvalları...

Sobanın üzerinde ağır ağır kaynayan çaydanlık, kızaran ekmek dilimleri, közde pişen patatesler...

Hele bir de dışarıda yağmur yağıyor, rüzgâr pencereleri dövüyorsa...

İşte o zaman sobanın çevresinde toplanan ailenin sohbetine doyum olmazdı.

Büyükler geçmişten söz eder, çocuklar anlatılan hikâyeleri dinler, bir bardak çay eşliğinde saatler geçerdi.

Televizyonun, telefonun ve teknolojinin bugünkü kadar hayatımıza hâkim olmadığı o yıllarda insanların birbirine ayıracak daha fazla zamanı vardı.

Belki imkânlar bugünkü kadar geniş değildi ama komşuluk daha canlı, aile sohbetleri daha uzun, paylaşmanın mutluluğu daha büyüktü.

Bugün Viranşehir’de kış hazırlıklarına bakarken yalnızca mevsimin değiştiğini değil, geçmişten bugüne taşınan bir kültürün izlerini de görüyoruz.

Ancak kışın bir başka yüzünü de unutmamak gerekir.

Her evde aynı bereket, her sofrada aynı bolluk olmayabilir. Kışlık yakacağını temin etmekte zorlanan, evinin ihtiyaçlarını karşılamak için mücadele eden ailelerimiz de var.

İşte böyle zamanlarda Viranşehir’in kadim yardımlaşma ve dayanışma geleneğine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuluyor.

Komşusu üşürken sıcak evinde huzur bulamayan, sofrasındaki ekmeği paylaşmayı bilen insanların şehridir Viranşehir.

Bu güzel geleneği yaşatmak hepimizin sorumluluğudur.

Çünkü bir şehrin zenginliği yalnızca evlerinin büyüklüğüyle, sokaklarının genişliğiyle değil; insanlarının merhameti, paylaşma duygusu ve birbirine sahip çıkmasıyla ölçülür.

Kış kapıya dayanırken Viranşehir’de evler hazırlanıyor, kilerler doluyor, kalın halılar seriliyor, sıcak yuvaların kapıları yeni bir mevsime açılıyor.

Dileğimiz odur ki bu kış hiçbir ev soğuk, hiçbir sofra bereketsiz, hiçbir gönül yalnız kalmasın.

Mezopotamya’nın kadim şehri Viranşehir’de kış; yalnızca soğuğun değil, aile olmanın, komşuluğun, dayanışmanın ve paylaşmanın da mevsimi olsun.

Çünkü kışı güzel kılan sobanın ateşi değil, o ateşin etrafında birbirine sevgiyle yaklaşan insanların yürek sıcaklığıdır.