Çünkü milliyetçilik, Avrupalıların masa başında ürettiği bir fikir değil; Türk’ün at sırtında, savaş meydanında, devlet kurarak yazdığı bir fikirdir.
MİLLİYETÇİLİK FRANSIZ İHTİLALİ İLE DEĞİL, TÜRK'ÜN TARİHİ İLE BAŞLAR.
Milliyetçiliği 1789 Fransız İhtilali’yle başlatanlar ya tarihi bilmiyor ya da bilerek inkâr ediyorlar. Çünkü milliyetçilik, Avrupalıların masa başında ürettiği bir fikir değil; Türk’ün at sırtında, savaş meydanında, devlet kurarak yazdığı bir fikirdir.
Fransızlar “ulus” kelimesini icat ederken, Türk milleti Orhun Yazıtlarında taşlara şu sözü kazılmıştı.
“Ey Türk! Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe senin töreni kim bozabilir?”
Bu söz milliyetçilik dersi değildir; milliyetçiliğin ta kendisidir. Egemenliktir, bağımsızlıktır, baş eğmezliktir. Bugün kim bu cümlenin ağırlığını taşıyabilir?
Türk’te millî şuur sonradan oluşmadı. Göktürk’te vardı, Hun’da vardı, Selçuklu’da vardı, Osmanlı’da vardı. Türk, devletsiz kalınca bile devlet kurmayı bilen bir millettir. Vatan onun için harita üzerindeki çizgi değil; uğruna ölünmüş topraktır. Türk’ün bastığı yer geçici olmaz, ebedî olur.
Avrupa ise mezhep kavgalarından başını kaldıramamış Katolik ve Protestanlar birbirini. boğazlamış ve birbirini yakmıştı. Milleti birbirine bağlayan yüksek değerlerin hiçbirisine sahip değillerdi. Türkler Avrupa kapılarına dayandığında “Türkler geliyor” sözü paniğin değil, çaresizliğin ifadesiydi.
Çünkü Türkler gittikleri her yere düzen getirdiler. Nizam getirdiler. Türk’e yukarıdan bakan ve küçümseyenler Türk'ün azameti ve gazabıyla karşılaşmıştır. Emir Timur’un Türklüğün sancağını Suriye’ye kadar dikmesi tesadüf değildir. Türk’e hakaret eden Firdevsi’nn mezarını teklememiş "Kalk ayağa hakaret ettiğin Türk geldi" diyerek milletin onur refleksini ortaya koymuştur.
Bugün Türklüğü dine indirgemeye çalışanlar da aynI gaflet ihanet İçindedir. Türk, İslam’dan önce de cihandı, devlet kuruyordu, dünyayı titretiyordu. Sonra Müslüman oldu ama Türk olmaktan vazgeçmedi. Çünkü Türklük iman değil, karakter meselesidir bugüne kadar. Türk'e diz çöktüreceğini zannedenler hep kaybetmiştir.
Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ne mutlu Türküm diyene” sözü, işte bu tavizsiz duruşun onurlu şerefin adıdır. Bu söz kimlikten kaçanlara değil, kimliğini onurla taşıyanlaradır. Türk olmaktan rahatsız olanın bu milletle bir derdi vardır.Milliyetçilerle sıkıntısı ve derdi olanlar da İstiklal mahkemelerinde bedelini ödemişlerdir.
Milliyetçilik Türk için bir tercih değildir. Bir süs değildir. Bir slogan hiç değildir.
Milliyetçilik Türk’ün varlık sebebidir. Türk milliyetçiliği yoksa Türk de yoktur.