Ocaklı Bozkurtlar, tepeden tırnağa Türk! Diliyle kalbi arasında mesafe bulunmayan temiz bir Müslüman, Türk ülküsüne inanmış tavizsiz birer Türk milliyetçileriydiler

OCAKLI OLMAK...
“Kalem ile süngü ile
Türk ve Turan yazacağım,
Cenk zamanı gelsin hele,
Türk ve Turan yazacağım.”

Diyen o güzel Turan türküsünü davamız adına söylemeye devam edeceğiz…
Ocaklılar olarak: Dönmeleri, devşirmeleri, bizim temsil noktasının çok uzağında bulunanları, ahlakı çürümüşlüğü ayyuka çıkanları, hareketin önünde baraj oluşturanları, ayak takımıyla, siyasi ücreti belli olanları, kanla yazılan davamıza ve şerefli mâzimize gölge düşüren haysiyet yoksunları, konulduğu kabın şeklini alan omurgasızlarla iş tutanları da en yüksek perdeden yanlışlarını söyleyeceğiz ve sorgulayacağız; şehitlerimiz, gazilerimiz, şerefli mazimiz ve ülkücü hareket adına…
Ocaklı Şehitler ve Gaziler; hiçbir silahın, yüreğini namlu yapan bir ülkücü kadar güçlü olmadığını hayatlarını ortaya koyarak gösterdiler…
Ocaklı gençler, hep ateşle imtihan oldular…
Örs ve çekiç arasında şekillendiler…
Vatan diyerek, millet diyerek, devlet diyerek ve dahi Turan diyerek kavga ettiler... 
“Kanımız Türklüğe Kurban Olsun” sloganını sadece söz olarak söylemediler, sözden fiile geçirdiler... 
Çünkü onların amellerinde noksanlık olsa bile, yürekleri İMAN doluydu…
Ocaklı Bozkurtların, yüreği siyasetin her türlüsünden büyük, tepeden tırnağa Türk! Diliyle kalbi arasında mesafe bulunmayan temiz bir Müslüman, Türk ülküsüne inanmış tavizsiz birer Türk milliyetçileriydiler. 
Bizi biz yapan “Ocak ruhundan” ayrıldığımız veya taviz verdiğimiz zaman “Ocaklı Şehitlerimizin” kemikleri sızlar. Dillere destan ve tarihe mal olmuş ülkücülük ruhunu ve aşkını ne yaşatabiliriz ne yaşayabiliriz ne de anlatabiliriz. “Gönüllerde Gül” açtıran o “ölümsüz ocak ruhu” yeni baştan yenilemeye, güçlendirmeye mecburuz. 
Ocak ruhu; Türk'e hayat veren damar ve tüm emperyal hastalıkları yok edecek ilaçtır. İstiklal ve geleceğimizin teminatıdır. Bu ruh; mana, dava ve bir o kadar da Türklük aşkıyla donanmış, bezenmiş kutlu sevdadır.  O kutlu ruh, Turan ülküsüne yürüyen Türk'ün yürek sesidir. Bu sebeplerle Türk devletlerinin son kurtuluş umudu olan Ülkücü damar, asla kurumamalı ve kurutulmamalıdır.
Selam olsun; Ocaklı ruhunu yitirmeyenlere…
Selam olsun; Puslu gecelerde karanlık sokaklara “Milliyetçi Türkiye” yazanlara…
Selam olsun; Tahta sandalye üzerinde,
 “Bir kemiğin ardında saatlerce yol giden 
 İtler bile gülecektir kimsesizliğimize”

 Marşını söyleyen ve bugün o ruhu yaşatan Ocaklı dostlara…OCAKLI OLMAK...
“Kalem ile süngü ile
Türk ve Turan yazacağım,
Cenk zamanı gelsin hele,
Türk ve Turan yazacağım.”

Diyen o güzel Turan türküsünü davamız adına söylemeye devam edeceğiz…
Ocaklılar olarak: Dönmeleri, devşirmeleri, bizim temsil noktasının çok uzağında bulunanları, ahlakı çürümüşlüğü ayyuka çıkanları, hareketin önünde baraj oluşturanları, ayak takımıyla, siyasi ücreti belli olanları, kanla yazılan davamıza ve şerefli mâzimize gölge düşüren haysiyet yoksunları, konulduğu kabın şeklini alan omurgasızlarla iş tutanları da en yüksek perdeden yanlışlarını söyleyeceğiz ve sorgulayacağız; şehitlerimiz, gazilerimiz, şerefli mazimiz ve ülkücü hareket adına…
Ocaklı Şehitler ve Gaziler; hiçbir silahın, yüreğini namlu yapan bir ülkücü kadar güçlü olmadığını hayatlarını ortaya koyarak gösterdiler…
Ocaklı gençler, hep ateşle imtihan oldular…
Örs ve çekiç arasında şekillendiler…
Vatan diyerek, millet diyerek, devlet diyerek ve dahi Turan diyerek kavga ettiler... 
“Kanımız Türklüğe Kurban Olsun” sloganını sadece söz olarak söylemediler, sözden fiile geçirdiler... 
Çünkü onların amellerinde noksanlık olsa bile, yürekleri İMAN doluydu…
Ocaklı Bozkurtların, yüreği siyasetin her türlüsünden büyük, tepeden tırnağa Türk! Diliyle kalbi arasında mesafe bulunmayan temiz bir Müslüman, Türk ülküsüne inanmış tavizsiz birer Türk milliyetçileriydiler. 
Bizi biz yapan “Ocak ruhundan” ayrıldığımız veya taviz verdiğimiz zaman “Ocaklı Şehitlerimizin” kemikleri sızlar. Dillere destan ve tarihe mal olmuş ülkücülük ruhunu ve aşkını ne yaşatabiliriz ne yaşayabiliriz ne de anlatabiliriz. “Gönüllerde Gül” açtıran o “ölümsüz ocak ruhu” yeni baştan yenilemeye, güçlendirmeye mecburuz. 

Ocak ruhu; Türk'e hayat veren damar ve tüm emperyal hastalıkları yok edecek ilaçtır. İstiklal ve geleceğimizin teminatıdır. Bu ruh; mana, dava ve bir o kadar da Türklük aşkıyla donanmış, bezenmiş kutlu sevdadır.  O kutlu ruh, Turan ülküsüne yürüyen Türk'ün yürek sesidir. Bu sebeplerle Türk devletlerinin son kurtuluş umudu olan Ülkücü damar, asla kurumamalı ve kurutulmamalıdır.
Selam olsun; Ocaklı ruhunu yitirmeyenlere…
Selam olsun; Puslu gecelerde karanlık sokaklara “Milliyetçi Türkiye” yazanlara…
Selam olsun; Tahta sandalye üzerinde,
 “Bir kemiğin ardında saatlerce yol giden 
 İtler bile gülecektir kimsesizliğimize”

 Marşını söyleyen ve bugün o ruhu yaşatan Ocaklı dostlara…