Siyasetin içine kadar sızan ahlaki çöküntüden, kamuoyuna yansıyan utanç verici iddialardan sergilenen pişkin tavırlardan utanıyorum!
BU ÜLKE BUNLARI HAK ETMİYOR! MECLİSİN İTİBARI KİMİN ELİNDE?
Bir vatandaş ve gazeteci olarak bu ülkede yaşanan bazı olaylar karşısında utanıyorum. Ülkemden, milletimden, bayrağımdan değil; siyasetin içine kadar sızan ahlaki çöküntüden, kamuoyuna yansıyan utanç verici iddialardan ve bunlar karşısında sergilenen pişkin tavırlardan utanıyorum!
Artık kimin inancını nasıl yaşadığını tartışmıyoruz. Çünkü mesele inanç meselesini çoktan aşmış durumda. Mesele; ahlak, karakter, dürüstlük ve temsil sorumluluğudur. Fon iddialarından kamu kaynaklarının kötüye kullanıldığı yönündeki suçlamalara, siyasi ilişkilerden kamuoyunda tartışma yaratan özel hayat iddialarına sosyal medyada dolaşan porno videolarindan kadar hangi birini konuşalım?
Şimdi soruyorum: Bu milletin oyuyla Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gönderilenler, gerçekten bu milletin değerlerini temsil ettiklerinin bilincinde mi? Meclis çatısı altında oturmak, yalnızca bir koltuk sahibi olmak değildir. O koltuk; namus, şeref, dürüstlük ve milletin emanetine sahip çıkma sorumluluğudur.
Hakkında ciddi iddialar ortaya atılan bazı isimlerin, hiçbir şey yaşanmamış gibi toplumun karşısına çıkması, kamu vicdanında derin yaralar açıyor. Elbette herkes için masumiyet karinesi geçerlidir. Ancak bu ilke, hesap verme sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. İddialar varsa araştırılmalı, gerçekler ortaya çıkarılmalı ve suç sabit görülürse kim olduğuna bakılmaksızın hukuk önünde hesabı sorulmalıdır.
Daha da düşündürücü olan, çocuklarımızı sosyal medyanın ve televizyon ekranlarının olumsuz etkilerinden korumaya çalışırken, yetişkinlerin sergilediği bazı davranışların kötü örnek oluşturmasıdır. Çocuklarımıza dürüstlüğü, namusu, ahlakı ve adaleti nasıl anlatacağız? Biz onlara güzel ahlakı öğretmeye çalışırken, toplumun önünde duran bazı insanların davranışları hangi mesajı veriyor?
Artık bu toplumun siyasi kimliklere göre ahlak ölçüsü belirlemesinden vazgeçmesi gerekiyor. Bir insan bizim partimizden diye yanlışını savunamayız. Karşı partiden diye de haksızlığa uğramasına göz yumamayız. Hırsızlık iddiası varsa araştırılmalı, yolsuzluk iddiası varsa soruşturulmalı, suç işleyen varsa hukuk önünde hesap vermelidir. Adaletin partisi, makamı ve siyasi kimliği olmaz!
*Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin itibarı korunmalıdır.* Meclis, milletin iradesinin tecelli ettiği en yüksek demokratik kurumlardan biridir. Bu kurumun saygınlığına gölge düşüren davranışlar karşısında susmak, sorumluluk sahibi insanların yapacağı bir iş değildir. Siyasi partilerin genel başkanları da milletvekilleri de kendi içlerinde gerekli denetimi yapmalı, kamuoyunu tatmin edecek açıklamaları ortaya koymalıdır.
Daha dün 11 ilimizi yerle bir eden büyük depremi yaşadık. Binlerce insanımızı kaybettik, şehirlerimiz yıkıldı, ailelerimiz dağıldı. Böylesine büyük acılar yaşamış bir toplumun, bugün bir de siyasetteki ahlaki tartışmalarla yıpratılmasına kimsenin hakkı yoktur. Elbette yaşanan her felaketi insanların davranışlarına bağlamak doğru değildir. Ancak toplum olarak ahlaki sorumluluğumuzu, kul hakkını ve adaleti yeniden düşünmek zorundayız.
Benim çağrım çok açık: *Kanunlar herkese eşit uygulanmalı, siyasi dokunulmazlıklar hesap vermenin önünde engel hâline gelmemeli, kamu görevini kötüye kullanan kim olursa olsun hukuk gereğini yapmalıdır.* İdam gibi telafisi mümkün olmayan cezalar üzerinden değil, bağımsız ve tarafsız yargının etkin işlemesi, caydırıcı ve adil yaptırımların uygulanması üzerinden çözüm aranmalıdır.
Unutulmasın ki bir ülkede adalet zayıflarsa güven de zayıflar. Devletin itibarı, yönetenlerin makamlarından değil, hukuka bağlılıklarından gelir. Meclis'te oturanlar milletin efendisi değil, milletin emanetini taşıyan temsilcileridir.
*Son sözüm şudur: Bu ülke sahtekârlığı, ikiyüzlülüğü, yolsuzluğu ve ahlaki çürümeyi hak etmiyor. Bu millet temiz siyaset, dürüst temsilci ve adalet istiyor.*
Artık susma zamanı değil! Hangi partiden, hangi makamdan, hangi siyasi görüşten olursa olsun; hakkında ciddi iddialar bulunan herkes için şeffaflık, hesap verebilirlik ve hukuk işletilmelidir.
Çünkü biz makam değil, adalet istiyoruz. Biz ayrıcalık değil, eşit hukuk istiyoruz. Biz bu ülkenin çocuklarına utanacakları değil, gurur duyacakları bir gelecek bırakmak istiyoruz! İnananlar için! Unutmayın terazi kurulacak Allah'ın adaleti mutlaka bir gün tecelli edecek Allah'ım hakkımızı yiyenlerin kimliği siyasi görüşü bulunduğu konum ne olursa olsun, azabını şiddetli kıl, onları cehennem ateşinde en ağır ceza ile cezalandır.amin