Bu artık münferit bir olay değil. Bu, tekil bir suç da değil. Bu; sistematik bir ihmalin, cezasızlığın ve vicdani çöküşün adıdır.
Çocuklarımız Öldürülüyor: Bu Bir Çöküştür
Bu artık münferit bir olay değil.
Bu, tekil bir suç da değil.
Bu; sistematik bir ihmalin, cezasızlığın ve vicdani çöküşün adıdır.
Çocuklarımız öldürülüyor.
Sokakta…
Evde…
Okul yolunda…
Şiddetin ortasında, ihmaller zincirinde, korumasız bırakılarak.
Ve biz her defasında aynı cümleleri kuruyoruz:
“Çok üzücü.”
“Takipçisi olacağız.”
“Bir daha yaşanmasın.”
Ama yaşanıyor.
Çünkü kimse gerçekten hesap vermiyor.
Bir ülkede çocukların isimleri haber bültenlerinde “son dakika” anonslarıyla geçiyorsa;
orada adalet ağır aksak işlemiyor,
orada adalet yerle bir olmuş demektir.
Çocuklar korunamıyorsa;
kanunlar sadece kâğıt üzerinde kalmışsa,
vicdanlar suskun, sorumlular görünmezse,
yetişkinler masum değildir.
Sessizlik, suçun ortağıdır.
Biz büyükler sustukça şiddet cesaret buluyor.
Biz alıştıkça, katiller daha da pervasızlaşıyor.
Her unutulan çocuk, bir sonrakine zemin hazırlıyor.
Ve bugün…
En son Atlas öldürüldü.
Atlas…
Adı bile gökyüzüydü.
Bir çocuğun adını mezar taşına yazmak,
bir toplumun alnına sürülmüş kara bir lekedir.
Bu sadece Atlas’ın ölümü değildir.
Bu, çocukluğun toprağa gömülmesidir.
Bu, geleceğin sessizce katledilmesidir.
Bir ülke, çocuklarını koruyamıyorsa;
ne büyür,
ne iyileşir,
ne de “gelecek” iddiasında bulunabilir.
Gönül Notu
Bu satırları bir anne olarak yazıyorum.
Bir gün “benim çocuğum” korkusuyla değil,
“hiçbir çocuk” diyebilmek istiyorum.
Atlas’ı unutturmayın.
Çünkü unutulan her çocuk,
bir sonrakinin davetiyesidir.
— Recebiye Çatak Sezer