“Bunları yazarsam parti zarar görürmüş.. Sanki bir partiye üye olmak, insanın aklını, vicdanını ve kalemini kapının dışında bırakması gerekiyormuş gibi!

KİMSE BENDEN KÖRÜ KÖRÜNE ALKIŞ BEKLEMESİN

Siyasette yıllardır aynı bayat cümleleri duyuyoruz:

“Sen bizim partiye neden karışıyorsun. Partimizi neden eleştiriyorsun?”

Anlaşılan bir gazeteci olarak onlardan icazet almamı filan istiyorlar. 😁

“Bunları yazarsam parti zarar görürmüş..

Sanki bir partiye üye olmak, insanın aklını, vicdanını ve kalemini kapının dışında bırakması gerekiyormuş gibi!

Buradan açıkça söylüyorum:

Ben hiçbir partinin yanlışını, sırf o partiye mensup olduğum için görmezden gelmem.

Kendi partimin yanlışını eleştirmekten çekinmiyorsam, başkasının yanlışına neden sessiz kalayım?

Benim siyaset anlayışımda biat yoktur. Körü körüne bağlılık yoktur. Yanlış karşısında susmak hiç yoktur.

Birileri bundan rahatsız oluyorsa, kusura bakmasın.

Ben onların siyasi konforunu korumak için yazmıyorum.

Bugün Cumhurbaşkanı’nın yanlışını eleştiriyorsam, yarın kendi partimde gördüğüm yanlışı da aynı cesaretle yazarım.

Çünkü benim için parti rozeti, yanlışların üzerini örten bir kalkan değildir.

Yanlış yapan kim olursa olsun eleştiririm.

İster iktidar olsun, ister muhalefet…

İster kendi partim olsun, ister başka bir parti…

Yanlışın karşısında susmak, benim anlayışıma göre siyaset değil; teslimiyettir.

Bugüne kadar hiçbir siyasi makamın, hiçbir yöneticinin ve hiçbir gücün karşısında kalemimi eğmedim.

Bundan sonra da birkaç kişinin “Partiye zarar veriyorsun” feryadıyla susacak değilim.

Partiye zarar veren, yanlışları yazan değildir.

Partiye zarar veren; yanlış yapan, yanlışta ısrar eden ve eleştirilmekten korkandır.

Kendi partimdeki insanın yanlışını eleştirirken, başka çevrelerin yanlışlarına sessiz kalacağımı kim söyledi size?

Benim ölçüm belli:

Doğruysa doğru.

Yanlışsa yanlış.

Kimse benden körü körüne alkış beklemesin.

Ben alkışlamak için değil, gördüğümü söylemek için yazıyorum.