Malum, DTSO kayıtlarında 26 bin 515 üye bulunuyor. Seçme ve seçilme hakkına sahip 9 bin 946 üyeden yaklaşık 4 bininin sandığa gittiği açıklandı.
ASIL MESELE ŞİMDİ BAŞLIYOR!
Diyarbakır’da hafta sonu Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri yapıldı.
Sandıklar kuruldu, oylar kullanıldı ve sonuç belli oldu:
Mehmet Kaya’nın başını çektiği Mavi Liste, 16 meslek komitesinin tamamını kazandı.
Malum, DTSO kayıtlarında 26 bin 515 üye bulunuyor. Seçme ve seçilme hakkına sahip 9 bin 946 üyeden yaklaşık 4 bininin sandığa gittiği açıklandı.
Yani seçme hakkına sahip üyelerin yaklaşık yüzde 40’ı oy kullandı.
Burada dikkat çekici noktalardan biri katılım.
Kaya’nın seçim sonrası açıklamasına göre, bir önceki seçime kıyasla sandığa katılım yaklaşık yüzde 50 arttı.
Üstelik bu seçim tek adaylıydı.
Sonucu büyük ölçüde belli olan bir seçimden söz ediyoruz.
Böyle bir tabloda katılımın düşük olması beklenebilirdi.
Ancak öyle olmadı.
Kaya da seçim sonrasında özellikle bu noktaya dikkat çekti. Tek adaylı bir seçimde katılımın düşük olmasını beklediklerini ancak bunun gerçekleşmediğini söyledi.
Bu veri, elbette seçimin anlamını artırıyor.
Çünkü karşısında alternatif bir liste bulunmamasına rağmen iş dünyası sandığa geldi.
Benim seçim günü gözlemim de buna işaret ediyordu.
Okul bahçesindeki hareketlilik, İstasyon Caddesi’ndeki yoğunluk, üyelerin birbirleriyle temasları ve Kaya’nın gelen üyeleri bizzat karşılaması, seçim atmosferinin beklenenden daha canlı olduğunu gösteriyordu.
Dolayısıyla ortaya çıkan tabloyu yalnızca “tek liste seçildi” şeklinde okumak doğru değil.
***
PEKİ NEDEN ALTERNATİF ÇIKMADI?
Elbette bir seçimde alternatiflerin olması önemlidir.
Farklı fikirlerin, projelerin ve yönetim anlayışlarının yarışması demokratik rekabeti güçlendirir.
Nitekim Kaya da seçim öncesinde bize aktardı; tek adaylıktan duyduğu rahatsızlığı dile getirdi:
“Keşke bir rakip olsaydı.”
Burada sorulması gereken kritik soru şu:
Neden rakip çıkmadı?
DTSO seçimlerinin dört yılda bir yapıldığı biliniyor.
Dolayısıyla adaylık, seçimden birkaç hafta önce ortaya çıkacak bir karar olmamalı.
Aday olmak isteyenin önceden sahada olması, üyelerle temas kurması, kentin ekonomik sorunlarına ilişkin bir program ortaya koyması gerekiyor.
Gerçek rekabet ancak böyle oluşur.
Bu nedenle seçim sonrasında yalnızca “Neden tek liste oldu?” sorusunu sormak yetmez.
Asıl soru şudur:
Neden alternatif bir liste kurulmadı?
Neden yeni bir yönetim iddiası ortaya konulmadı?
Neden başka bir vizyon ortaya çıkmadı?
Eleştirmek elbette kolay.
Ancak seçim sonrasında yapılan bazı eleştirilere bakınca ister istemez şu sözü hatırlıyorum:
Heybeden konuşmak kolay!
Oysa öz eleştiri açısından bakılması gereken yer çok daha farklı.
“Neden alternatif bir liste kurulmadı, neden cesaret edilmedi?”
Önce bunun cevabını vermek gerekiyor.
***
GÜÇLÜ DESTEK, DAHA BÜYÜK SORUMLULUK
Ne diyoruz?
Güçlü destek, beraberinde güçlü sorumluluk getirir.
Kaya’nın seçim sonrasında söylediği şu söz bu açıdan oldukça önemli:
“Mesajın farkındayız. Sorumluluğumuzun farkındayız.”
Bence seçim sonucunun asıl karşılığı burada.
Çünkü sandıktan çıkan destek artık geride bırakılmış bir seçim başarısı değil.
Önümüzdeki dört yıl için verilmiş bir görev.
Kaya, “Diyarbakır kendine yakışan bir seçim yaptı. Biz de Diyarbakır’a karşı görevlerimizi yerine getireceğiz” diyerek yeni dönemin çerçevesini de çizdi.
Şimdi iş dünyasının önündeki soru belli:
Ne yapılacak?
***
YENİ DÖNEMİN ANAHTARI: ORTAK AKIL
Kaya’nın açıklamalarında dikkat çeken başlıklardan biri de DTSO’nun yeni dönemde yalnızca Diyarbakır’a değil, bölgesel kalkınmaya odaklanacağı mesajıydı.
Ve burada öne çıkan kavram:
Ortak akıl.
Bölgenin ekonomik sorunlarının daha güçlü bir sesle gündeme taşınması, projeler üretilmesi ve kamu politikalarına yönelik yol haritaları hazırlanması hedefleniyor.
Bu, DTSO açısından yeni dönemin en önemli rotalarından biri olabilir.
Çünkü Diyarbakır’ın ekonomik sorunlarını yalnızca kent sınırları içerisinde değerlendirmek artık yeterli değil.
Yatırım, üretim, istihdam ve ihracat kapasitesini bölgesel ölçekte ele almak gerekiyor.
***
KAYBEDİLEN SADECE SERMAYE DEĞİL
Kaya’nın “bölgesel kalkınma” vurgusu bu nedenle önemli.
Yaklaşık 40 yıllık çatışmalı sürecin ekonomik açıdan büyük bir yıkım yarattığını, bunun sonucunda beyin ve sermaye göçü yaşandığını ifade etti.
Teşviklerin ve yasal düzenlemelerin de bölgesel gelişmişlik farkını kapatmakta yeterli olmadığını belirtti.
Buradan çıkarılması gereken sonuç açık:
Diyarbakır’ın yalnızca yatırım istemesi yetmez.
Yatırımcının kentte kalacağı, yeni yatırım yapacağı ve istihdam oluşturacağı bir ekonomik ortam oluşturmak gerekir.
Bunun yolu ise güven, öngörülebilirlik, üretim ve ortak akıldan geçiyor.
***
SEÇİM BİTTİ, ŞİMDİ ORTAK ZEMİN ZAMANI
DTSO elbette tek başına bu yükün altından kalkamaz.
Ticaret Borsası, OSB, belediyeler, kamu kurumları, üniversite ve diğer sivil toplum kuruluşları da bu tablonun parçası.
Seçim döneminde farklı kurumların farklı pozisyonlar alması doğaldır.
Artık geride seçim fotoğrafları, destek açıklamaları ve siyasi pozisyonlar kalmalı.
Önümüzde ise çok daha somut bir soru var:
Diyarbakır için ne yapacağız?
Çünkü kurumların farklı düşünmesi sorun değil.
Asıl sorun, kentin ortak meselelerinde ortak hareket edememek.
Diyarbakır’ın ihtiyacı yeni tartışmalar değil.
Üretim. Yatırım. İstihdam. İhracat. Ve en önemlisi: Ortak akıl.
***
ARTIK ÇITA DAHA YÜKSEK
Karacadağ OSB, Tekstil İhtisas OSB, mevcut OSB’nin genişlemesi ve yeni yatırım alanları gibi çalışmaların devam etmesi gerekiyor.
Fakat artık çıta daha yüksek.
Mesele yalnızca “Bir şeyler yapılıyor mu?” sorusu değil.
Asıl soru: “Ne kadar sonuç alınıyor?”
Diyarbakır daha fazla yatırım istiyor. Daha fazla üretim istiyor. Daha fazla istihdam istiyor. Gençlerin bu kentte gelecek kurabilmesini istiyor.
İhracatın büyümesini, KOBİ’lerin güçlenmesini istiyor.
Kısacası sandıkta verilen desteğin ekonomik karşılığını görmek istiyor.
Kaya’nın seçim sonrası açıklamasındaki “Sorumluluğumuzun farkındayız” sözü de tam burada anlam kazanıyor.
Çünkü dört yıl sonra yeniden sandık kurulacak. O gün konuşulacak olan bugünkü seçimin sonucu olmayacak.
“Ne yaptınız?” sorusunun cevabı olacak.
***
DİYARBAKIR NE KAZANACAK?
Benim sandıktan okuduğum mesaj şu: Diyarbakır iş dünyası istikrarı destekliyor.
Ama bu istikrarın sonuç üretmesini de istiyor. Kurumların birlikte hareket etmesini bekliyor. Ama bunun sahadaki karşılığını görmek istiyor.
Kaya’nın seçim sonrası açıklamaları da bu sorumluluğun farkında olduğunu gösteriyor.
Dolayısıyla artık sıra hizmette.
Çünkü dört yıl sonra konuşulacak olan kimin seçimi kazandığı değil;
Diyarbakır’ın ne kazandığı olacak.
Ve bence DTSO seçimlerinin asıl hikâyesi de tam burada başlıyor.
***
GÜNÜN SÖZÜ
Sandık güveni verir. O güveni geleceğe dönüştürmek ise artık sizin işinizdir.