. Üstelik bu programların tamamı, kendisini “bizden” olarak tanımlayan, aynı çevreye seslenen mecralardı. Kitap tanıtıldı, metnin derdi anlatıldı, niyet açıklandı. Görünürlük açısından bir eksiklik yoktu.
Bu kadar sevilen bir yazarın kitapları neden satmaz?
Yüz binlerce görüntüleme, binlerce beğeni, sayısız övgü… Buna rağmen satış rakamları neden bu kadar düşüktür?
Özellikle son kitabı "Satılık Adam" bu soruyu somutlaştırıyor. Yazar, kitabını anlatmak için pek çok programa çıktı. Üstelik bu programların tamamı, kendisini “bizden” olarak tanımlayan, aynı çevreye seslenen mecralardı. Kitap tanıtıldı, metnin derdi anlatıldı, niyet açıklandı. Görünürlük açısından bir eksiklik yoktu.
Ama satışlar sınırlı kaldı. Büyük kitap satış platformlarında bile birkaç bin adedi aşamadı.
Oysa benzer görünürlüğe sahip başka yazarlar için tablo farklı. Ahmet Ümit kitaplarını ön satışta on binlerle buluşturabiliyor. Ayşe Kulin imza günlerinde, tek seferde binlerce okurla buluşuyor. Fuarlar, uzun kuyruklar, tekrar tekrar basılan kitaplar… Bu durum yalnızca edebi tercihlerle açıklanabilir mi?
Burada mesele iyi ya da kötü yazmak değil.
Asıl mesele, sahiplenme ile okuma arasındaki fark.
Bir yazarı sevmek, onun kitaplarını almak anlamına gelmiyor.
Onu savunmak, metniyle temas etmek anlamına gelmiyor.
Vefa ise çoğu zaman, somut bir karşılığı olmayan bir duygu olarak kalıyor.
Her yazarın bir okur kitlesi vardır. Bu kitle, yazarın ne yazdığına bakmaksızın kitabı alır, okur, takip eder. Burada gördüğümüz şey ise daha çok bir seyir hâli. İzleyen, dinleyen, konuşan ama metne yaklaşmayan bir kalabalık.
Paylaşım var, yorum var, üzülme var.
Ama okuma yok.
Destek yok.
Söz ile eylem arasındaki mesafe açıldıkça, ortaya bir çelişki çıkıyor. Söylenenle yapılan örtüşmüyor. Vefa, hatırlamakla sınırlı kalıyor; sahiplenmeye dönüşmüyor.
Bu nedenle ortada bireysel bir başarısızlıktan çok, kolektif bir alışkanlık var. Konuşmayı eylemin yerine koyan, teması temsilin önüne geçiren bir alışkanlık.
Ne kadar yakından bakılırsa bakılsın, bu çelişki kendini gösteriyor.
Ve insanı, hafif ama kalıcı bir rahatsızlıkla baş başa bırakıyor.