Eski günlerde, tarihin bilmem kaçındaki, siyah beyaz güncenin takvim yapraklarında kaldı şaşırmak. Az da olsa şaşırmayı özledim. Olaylara ve kişilere şaşırmak.

ŞAŞIRDIK MI? TABİİ Kİ HAYIR

Çok eski günlerde, tarihin bilmem kaçındaki, siyah beyaz güncenin takvim yapraklarında kaldı şaşırmak. Az da olsa şaşırmayı özledim. Olaylara ve kişilere şaşırmak isterdim...

Çok üzülmek, sıra dışı üzüntüler yaşamak, yıllar önce duyduğum hikâyeler ve bugünün güncellenmiş hâlleri… Ahlâk, iş, aile, dostluklar, sevgiler… Sevgililer, ne çok üzüldük ve şaşırdık. Neler yaşadık! Hepimizin anlatacak bir dolu hikayeleri var. Bazen mutluklarda ve sevinçlerde şaşırtanlar da var. Umarım hep başınıza onlar gelir. İnanın İnsanın doğası bazen doğadan daha enteresan fırtınalar, depremler ve seller yaşatıyor. Az şey kalır ruhunuzda yaşadığınız hızlı çöküntülerden. Bir varmış, bir daha, çok şey varmış veya hiçbir şey yokmuşçasına… Ruhun bağlar arabeske kurar gökyüzüne çilingir sofrasını, birde ay dolunayda vurur da vurur yumruğunu. Nasıl yani gerçekten mi öylemi olmuş?

Bunu daha ergene çalan zamanlarında yaparsın da yaş kemale erince, olgunluğun Keremali Dağı’na ya da Everest Dağı’nın karlı tepesine anlatırsın. Veyahut anlatamazsın kimselere o garip hislerini. Bazen sonunda yaşadığın sevgi, bazen güven, bazen şiddet ve sevgisizlik, ah biliyor musun ne olmuş, aaa gerçekten mi diye şaşırır, iki veya üç gün heybemize yük ederek taşıyıp, üzülürdük. Şimdi güven lodosa karışmış. Yok öyle bir şey! Anlatılanlara, yaşanılanlara, bunları yaşayanlara şaşırdık mı? Hayır!

Ne yaşarsanız yaşayın az ötede oynayın. Şaşırmıyorum artık. Herkesten her şeyi bekliyorum. Ne yazık ki bir avuç sevdalısı olduğum gökyüzü çocuğu ile sevda, güven ve sevgi ile dans ediyoruz masmavi bulutların eşliğinde.

Kıymet Şahin

28.Mart.2024 23:45