Doğumhanenin kapısında erkek çocuk bekleyen babalara hepimiz tanık olmuşuzdur. Bizler, daha doğmadan istenmeyen çocuklar, aşağılanan, yeri yurdu olmayan kızlar

İnsanın değerinin olmadığı, hele biz kadınların en şanssız olduğu coğrafyada doğmuşuz.

Doğumhanenin kapısında erkek çocuk bekleyen babalara hepimiz tanık olmuşuzdur.

Bizler, daha doğmadan istenmeyen çocuklar, aşağılanan, yeri yurdu olmayan kızlar ordusuyduk.

Bu kadar belirsizlik ve bilinmezlik varken, "var olan" kadınlarımızı ayakta alkışlıyorum ellerim parçalanana kadar.

Her şeyin çok görüldüğü, yakıştırılamadığı eksik eteklerdik bizler. Toplumun anlayamadığı, anlamak istemediği, yaftaladığı, erkek egemenliği altında var olmak için çırpınan, yok sayılan bataklık kırlangıçlarıydık.

Anaların okşamadığı, sevgiye aç ruhu natamam kızlardık. Evlilikte de durum değişmiyordu zaten; belki tokat, belki hakaret, ama hep 'yok sayılma' hissi kapkara inciler gibi diziliyordu boynumuza; 'işte halkan bu!..' deniliyor ve tanımadığın sevda şarkılarını hiç söyleyemeden unutuveriyorduk.

Siyah beyaz fotoğraflar hep başucumuzu, istediğimiz ama ulasamadiğimız imkansızlıklar hep yüreğini dolduruyordu.

Aptallıklar yaşıyor, bilmediğimiz sevdalara daliyor, yanlış insanlar, yanlış sevgilere çıkıyorduk.

Hep yürüdüğümüz yollar kapkara yollara çıkiyordu. Ziftlere, çakıl taşlarına dolaşan ayaklarimızda zincirler, kafamızda köleliğin tacı işte orada başlıyordu zaten.

Ruhunun isyanı sökecek, tacını alacak olacaksın KRALİÇE👑.

Sen ruhunda giydirmişsen tacını, bir gün mutlaka güç asası elindeyken tacını takan kralın ayaklarının ucunda yeryüzü pırlanta kahkahalarına uyanacak, kıpkırmızı güncesi başlayacak bütün deli kadınların.

Çünkü senin ruhun inceldikçe daha narin, daha zarif şeylere eğilim duyar.

Kalbinin inceligine güven.

Kraliçe sensin...

KIYMET ŞAHİN/ŞUBAT 2024.