Çoğu zaman akıl ve vicdan birlikte olur ve karar verir. Birinin olduğu yerde diğeri de olmalıdır. Tek başına işe yaramazlar. Akıl da vicdan da birbirini tamamlar.

İnanıyorum.

Allah’a, insana, kendime…

Hiç pişman değilim.

Aklım da vicdanım da bunun için var.

Kuşkulanmak, kin tutmak, kıskanmak kötülüğe hizmet eder. Ben aklımı ve vicdanımı iyi şeyler için kullanırım.

Kötülük için kullanmak da mümkündür; böyleleri de var. Bu bir tercihtir. “Yaradılış” deyip geçemeyiz. Akıl bunun için vardır: İnsan, bir vicdan taşıdığını fark etsin ve onu en doğru yerde, en iyi şeyler için kullansın diye.

Çoğu zaman akıl ve vicdan birlikte olur, birlikte karar verir. Birinin olduğu yerde diğeri de olmalıdır. Tek başına işe yaramazlar. Akıl da vicdan da birbirini tamamlar. Biri diğerine küsmez, küsmemelidir. Ölçüyü, ayarı ve yeri birlikte belirlerler.

Ben inanırım.

İnsana, Allah’a…

Kötülük yaptığını bildiğim insana da inanırım. Bazen düzeltmeye gücüm yetmez belki. Yine de değişmesini isterim. Umutla, sabırla beklerim. Bu bazen erken olur, bazen geç. Ama bir gün mutlaka olur. Bazen son nefeste, bazen ilk nefeste… Daha doğarken, yürümeyi öğrenirken, konuşurken, düşünürken…

Allah’ın “insan olsun” diyerek hayata üflediği varlık, nasıl biri olacağına kendisi karar verir.

Gücümün yetmediklerini, gücü yetene terk etmem.

Başka bir vicdanın ya da aklın yerime karşılık vermesi, her zaman iki vicdanı da tatmin etmez.

Vicdansızlığın bile bir vicdanı olduğuna inanırım. Çünkü insan, en çok da vicdanını sustururken kendini ele verir.

Ölüm gerçektir.

Hem de en sahici gerçek.

Bildiğimiz tek kesin doğru… En kesin doğru...

Ölüm korkutmasın. O, en adaletli hüküm, en yalın gerçektir.

Korkma. Sadece inan. Benim gibi. O zaman kötülüğün de, çaresizliğin de, gücün de, güçsüzlüğün de ortaya çıkar. Ve sen bunu, hiçbir yardım almadan, en yalın haliyle anlarsın. En sahici gerçeğin olarak kabul edersin.

İnan.

İnanmadığın her doğru, aslında inandığın bir gerçeğin gölgesidir.