Üniter devlet yapısının korunması ve Suriye’ye vatandaşlık bağı ile bağlı olmayı kabul eden tüm etnik ve mezhep kimlikleri ne kazandı ise aynı hakları Kürtler de kazandı.

SURİYE’DE SURİYE VATANDAŞI KÜRTLER NELER KAZANDILAR ?

Suriye’nin toprak bütünlüğünün ve üniter devlet yapısının korunması ve Suriye’ye vatandaşlık bağı ile bağlı olmayı kabul eden tüm etnik ve mezhep kimlikleri ne kazandı ise aynı hakları Kürtler de kazandı.

Yani Türkiye’de kendini Kürt soylu kabul eden ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kimliğine sahip Kürtlerin sahip olduğu tüm haklara artık Suriye’de yaşayan Suriyeli Kürtler de sahip olacaklar.

Esat döneminde vatandaşlık haklarının çoğuna sahip değillerdi. Çoğu kimlik sahibi bile değildi. Nüfus cüzdanları yoktu.

Eşit vatandaşlık haklarına sahip değillerdi. Bürokraside, devlet yönetiminde yoktular. İtilen, horlanan ve eziyet edilerek sürülen bir zamanlar ABD’denin siyahileri gibi, Suriye’nin siyahileri idiler.

Arık Suriyeli Kürtler, Türkiye’de olduğu gibi , milletvekili, belediye başkanı, bakan, yüksek bürokrat, subay, general ve ordu komutanı, hakim, savcı olabilirler. Dün sahip olamadıkları öğretmenlik, mühendislik ve avukatlık gibi meslekleri yapabilirler. Tüm öğretim kurumlarından eşit yurttaşlar olarak faydalanabilirler.

Aynen Türkiye de olduğu gibi.

Bu yazıyı yazma sebebim bazı milliyetçi arkadaşlarımızın YPG- SDG kazandı, Şara anlaştı, Halep’e Kürt vali atanacak, ordu komutanları Kürtlerden olacak benzeri ifadeler kullanmalarıdır.

Diyarbakır’da, Van’da, Mardin’de nasıl ki Kürt kökenli belediye başkanlarımız varsa aynen Suriye’de de Suriye vatandaşlığı kimliğine sahip ve Suriye’nin toprak bütünlüğüne ve üniter yapısına bağlı her Kürt soylu Suriye vatandaşı da Suriye şehirlerinde belki şimdi atama ile ama sonrasında seçimlerle elbette belediye başkanı seçileceklerdir.

Suriye’de bölücü emperyal maşası YPG- SDG benzeri a-simetrik savaş çeteleri yok edilecek derlen Suriye’de Kürtler yok edilecek diyen yoktu zaten.

Ama başta DEM ve PKK olmak üzere, onların peşine takılan Özgür Özelin CHP yönetimi (CHP ‘nin Atatürk sevdalısı, vatansever ve cumhuriyet bağlı ve bölcülüğe karşı ve ezici çoğunlukta olduğuna inandığım seçmeni hariç) olayı Kürtlere karşı katliam ve baskı, zulüm olarak görmeye anlatmaya ve iddia etmeye devam ediyorlar.

CHP yönetimi, genel merkezinde yuvalanmış etnisite-mezhep kliğinin ve kripto dönme devşirme bir çekirdeğin “Emperyalizmin” işbirliğine teşne siyaset çizgisi ile bu milletin önüne nasıl iktidarı devralmak üzere çıkacaklardır anlamak zor.

Karabağ’ı, yanlış okudular, Suriye’yi yanlış okudular, Libya’yı yanlış okudular ve halen daha yanlış okumaya devam ediyorlar.

CHP’de yönetim 1923-1938 çizgisine kavuşmadan milyonlarca yurtsever, demokrat, emperyalizme karşı, cumhuriyete bağlı, Türk’e ve Türklüğe aşık Atatürk’ün gerçek izine dönmeden asla bu milletten kendisini yönetme yetkisini alamaz ve alamayacaktır da.

Halep oradaysa arşında burada !

Hakkı Şafak Ses