Hatta o kadar biliniyordu ki, depremin gece saatlerinde meydana gelme ihtimali dahi senaryolara işlendi. Ve bu ihtimaller doğrultusunda Kahramanmaraş merkezli büyük bir ulusal deprem tatbikatı yapıldı.
6 Şubat: Geliyorum Diyen Felaket mi, Görmezden Gelinen İhmal mi?
6 Şubat 2023…
Takvimler o günü gösterdiğinde Türkiye sadece yerle bir olmadı; hafızası, vicdanı ve adalet duygusu da enkaz altında kaldı.
Bu deprem, söylendiği gibi “ansızın gelen bir felaket” değildi.
Bu deprem, ne sürprizdi ne de kaderin acı bir cilvesi…
Aksine; bilinen, beklenen, tarih aralığı dahi konuşulan bir yıkımdı.
Bilim insanları, deprem araştırmacıları, uzmanlar, AFAD ve ilgili kurumlar yıllarca uyardı.
“Geliyor” dediler.
“Yaklaşıyor” dediler.
“Hazırlanın” dediler.
Hatta o kadar biliniyordu ki, depremin gece saatlerinde meydana gelme ihtimali dahi senaryolara işlendi.
Ve bu ihtimaller doğrultusunda Kahramanmaraş merkezli büyük bir ulusal deprem tatbikatı yapıldı.
Bu gerçeği kimse görmezden gelmesin diye, o günün resmî kaynağını olduğu gibi paylaşıyorum:
Kaynak:
https://kahramanmaras.afad.gov.tr/kahramanmaras-ulusal-deprem-tatbikati-gerceklestirildi
Kahramanmaraş 2019 Ulusal TAMP Tatbikatı Gerçekleştirildi
11.10.2019
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun talimatlarıyla start alan ve eş zamanlı olarak Ankara’daki AFAD Afet ve Acil Durum Yönetim Merkezinden takip edilen Türkiye’nin en büyük deprem tatbikatında, senaryo gereği kentte meydana gelen 7,5 büyüklüğündeki depremde okullar boşaltıldı, enkaz altında kalan vatandaşlar kurtarıldı.
Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) kapsamında, 9-10-11 Ekim 2019 tarihlerinde Kahramanmaraş merkezli gerçek zamanlı ulusal deprem tatbikatı gerçekleştirildi.
Tatbikat, Doğu Anadolu Fay Hattı’ndaki Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesinde 9 Ekim 2019 saat 13.22’de meydana gelen 7,5 şiddetindeki deprem senaryosu üzerine; toplam 1413 personel, 1 helikopter, 271 araç ve 1 arama-kurtarma köpeğinin katılımıyla icra edildi.
Adıyaman, Gaziantep, Kahramanmaraş ve Malatya depremden en çok etkilenen iller olarak ulusal seviyede; Kilis, Osmaniye ve Şanlıurfa az etkilenen iller olarak il seviyesinde tatbikatta yer aldı. Bu iller dışındaki 19 il ise birinci ve ikinci derece destek iller ile ulusal seviyede yardım eden iller olarak tatbikata katıldı.
Tatbikatı bizzat yöneten Bakan Soylu, Jandarma Genel Komutanlığı’nın telsiz sistemi JEMUS üzerinden iletişim kurduğu Kahramanmaraş Valisi Vahdettin Özkan’dan depremin bölgedeki etkileri ve yürütülen çalışmalarla ilgili ayrıntılı bilgi aldı. Ayrıca tatbikata katılan tüm hizmet gruplarından, depreme ilişkin edindikleri ilk bilgileri paylaşmalarını istedi.
Afet Yönetim ve Karar Destek Sistemi’nde (AYDES) toplanan tüm bilgiler, AFAD Başkanlığı Afet ve Acil Durum Merkezi’ndeki ekranlardan takip edildi.
Helikopter ve insanlı keşif uçaklarıyla bölgenin durumuna ilişkin havadan elde edilen görüntüler de merkeze aktarıldı.
Tatbikat kapsamında, GSM operatörlerinden vatandaşlara; sabit hatlar üzerinden yapacakları görüşmelerin 10–15 saniyeden fazla sürmemesi, iletişim için internet hatlarını ve kısa mesajı tercih etmeleri yönünde uyarı mesajı göndermeleri istendi.
Üç gün süren ve 26 ilin katılımıyla gerçekleşen tatbikat, illerde ve bakanlıkta yapılan değerlendirme toplantısı ile sona erdi.
Peki sonra ne oldu?
Tatbikat bitti.
Dosyalar raflara kaldırıldı.
Uyarılar not edildi…
Ama olası depremden etkilenebilecek illerin en iyisi ceset torbaları hazırladı; arzu edilen hazırlık ise yapılmadı.

6 Şubat gecesi geldiğinde;
enkaz altındaki insanlar yakınlarını kurtarmak için bir murç, bir balyoz dahi bulamadı. Demirci pazarındaki dükkânların kepenklerini kırarak oralardan malzeme teminine çalıştılar.
Adıyaman Belediyesi, olası enkazlardan insan çıkarabilmek için deposuna 300’er adet murç ve balyoz koyabilseydi, en az Adıyaman’da 2–3 bin kişi kendi çabalarıyla yakınlarını enkazdan çıkarabilirdi.
Bir anne, bir baba, bir evlat;
kendi elleriyle sevdiklerini kurtarabilirdi.
İnsanlar tırnaklarıyla, parmaklarıyla taşı, duvarı yarmaya çalıştı ama nafile…
Ölenler öldü;
kalanların ise enkaz altındaki sevdiklerinin feryadı hâlâ kulaklarında.
Soğukta…
Karda…
Ayazda…
İnsanlar, enkaz başlarında bağıra bağıra ağladı
ve çoğu, sevdiklerinin donarak can verişine seyirci kalmak zorunda bırakıldı.
Adıyaman’dan bir kesit…
2019 yılında yapılan o tatbikata Adıyaman’dan katılan bir belediye görevlisi, görev bilinciyle döndü.
Gitti, belediyenin en üst yöneticilerine bir liste sundu.
Olası 7,5 büyüklüğünde tahmin edilen bir depremde arama-kurtarma için gerekli araç ve malzemeler listesi çok da kabarık değildi: Beton delme ekipmanları, çekici, balyoz, çivi, kırma makineleri vb.
“Hazırlıklı olmalıyız” dedi.
Cevap kısa ve netti:
“Belediyemizin bu malzemeleri almaya şimdilik bütçesi yok.”
Liste masanın kenarına itildi.
Çünkü daha “önemli” bir iş vardı:
Yıkılan eski hükümet binasının yerine yapılacak cami projesi…
Çok önemli görülen meydan camisi projesinden de depremde hayatını kaybeden hiçbir Adıyamanlı yararlanamadı.
Çünkü onlar, ihmalin enkazı altında kaldı.
Bugün kaybettiğimiz elli bin can,
bir “kader” masalına sığdırılamaz.
Deprem öldürmez.
Binalar öldürür.
İhmal öldürür.
Ve asıl acı olan şudur:
Hesap sorulması, önlem alınması gereken beceriksiz ve liyakatsiz sorumlular dururken,
kolaycılığa kaçıldı;
30 yıl önce atılmış bir imza üzerinden
75 yaşındaki Hasan Akbaş ve Osman Bulut’a fatura kesildi.
6 Şubat sadece binaları yıkmadı;
hayata olan inancımızı,
adalete olan güvenimizi de sarstı.
Bu yüzden 6 Şubat bir “felaket” değil;
adı konmamış, üzeri örtülmüş büyük bir ihmalin adıdır.
Ve unutulursa…
Bir daha olur.