O, 1979 yılının Eylül ayı… Bursa’da Taner Kalkancı ülküdaşımız pusuya düşürülür… Sekiz kurşun yarası alır… Hastaneye yetiştirilir… Ameliyata alınır… Ameliyat uzun sürer…
TURAN YOLUNDAKİ ŞEHİT AĞABEYİMİZ,
TURAN İBRİM!..
Turan ağabeyimizin mücadelesi ve şehadeti, “Ülkücü Hareketin” sadece geçmişteki maddi ve manevi zenginliklerinin destansı bir sayfası değildir.
Aynı zamanda “Ülkücü Hareketin”, gelecekteki zaferlerinin manevi mayası ve meşalesi olacak bir mirasın altın sayfalarından biridir.
“Üç Kan Hikâyesi”nden!..
……………………
O, 1979 yılının Eylül ayı… Bursa’da Taner Kalkancı ülküdaşımız pusuya düşürülür… Sekiz kurşun yarası alır… Hastaneye yetiştirilir… Ameliyata alınır… Ameliyat uzun sürer… Kan yetmez… Acil kana ihtiyaç vardır… İkinci, üçüncü ameliyat gerekmektedir… Gün geceye dönmüştür…
Çevre illere telefon edilir…
İzmir Ocak Başkanı Mehmet Ali Metin, Bursa’dan Himmet ağabeyin “acil kan yetiştirin” imdadına 17 ünite kan hazırlar.
Elde taka bir Murat 124… Başka araç yoktur. Bir ağabeylerinin Renault arabasını isterler. Araba geldiğinde çeyrek depo benzin vardır.
Yetmiş beş liraya dolan depoyu tam doldurabilmeleri için elli yedi liraya ihtiyaç vardır. Ocakta bulunan sekiz on arkadaş ceplerini boşaltır, otuz sekiz lira toplarlar. On dokuz liraya ihtiyaç kalır.
Tam bu sırada başkanın odasına Turan İbrim ağabeyleri girer. Eczacı olan Turan ağabeyleri:
— Hayırdır çocuklar, bu ne telaş?
— Abi, Bursa’ya kan yetiştirmemiz lazım. Arabayı bulduk, benzin parasını denkleştiremedik. On dokuz liraya ihtiyaç var.
— Hadi şanslısınız, bizim eczane bugün nöbetçi. Arayalım bakalım kasada kaç lira var?
Gültepe’deki eczane aranır… Kalfaya Turan ağabeyleri sorar:
— Kasada kaç lira var?
— 27 lira abi.
— Hemen çırakla ocağa gönder.
— Peki abi.
Para gelir. Turan ağabeyleri cebindeki 20 lirayı da ekler:
— Yolda lazım olur. Allah yolunuzu açık etsin, haydi yola koyulun bakalım…
Sabaha karşı saat 03.30’da hastaneye yetişirler. Hastanede toplanan kan 117 üniteyi bulur.
Ama bu kanlar Taner’e nasip olmaz. 03.05’te ülküdaşları ruhunu teslim etmiş, ülkücü şehitler arasında yerini almıştır.
Ramazan ile Yasin bitkin, yorgun ve üzgün; öğle namazında Ulu Camii’nden cenazesi kaldırılacak olan Taner ülküdaşlarına son görevlerini yapmak için izin almak üzere İzmir Ocak Başkanı Mehmet Ali Metin’i ararlar:
— Başkanım, yetiştik yetiştik ama maalesef… Taner 03.05’te ruhunu teslim etmiş… Müsaade edersen cenazesini kaldırdıktan sonra yola çıkmak istiyoruz.
Telefonun diğer ucunda başkanları titrek bir sesle:
— Allah rahmet eylesin. Bursalı ülküdaşlarımız şehidimizin cenazesine yeter. Siz buraya öğle namazına yetişin, Turan İbrim ağabeyi eczanesinde kurşunladılar… Şehit oldu!..
—————
“Niçin yazmıyorsunuz yaşadığınız hatıraları hâlâ?” diyen arkadaşlarımız, ah bir bilseler ki o yaşananları anlatacak her harf ciğerimize saplanan bir kurşun; yazılan her satır yüreğimizi kanatan izlerdir.
Yaşadığımız bir “tiyatro” değildi ki anlatabilelim!..
Ne kahramanlıkları, ne acıları ve ne ihanetleri yaşadı “Ülkücü Hareket”!..
Yukarıdaki birkaç satırlık hikâye, “titrek bir kalem ve kâğıdı ıslatan yüzlerce gözyaşı” ile yazıldı.
Ve 20 yıldır “Üç Kan Hikâyesi!..”, canlı ve en çok okunan; geçmişte yaşadıklarımızın bir saniyelik özeti…
Çünkü o, hepimizin yaşadıklarının üç beş satırlık bir parçası!..
Mekânın cennet olsun Turan ağabeyim.
Hakkı Şafak Ses