Siyaset bazen büyük projelerle değil, küçük bir insanî anla tartışmaya açılır. Tut ilçesinde yaşanan ve basına yansıyan o kare de tam olarak böyle bir örnekti.

Bir Fotoğraftan Siyaset Çıkarmak

Ekrem Gürcan Çadır Tartışması Ne Anlatıyor?

Türkiye’de siyaset bazen büyük projelerle değil, küçük bir insanî anla tartışmaya açılır. Tut ilçesinde yaşanan ve ulusal–yerel basına yansıyan o kare de tam olarak böyle bir örnekti.

Ekrem Gürcan Çadır, Tut’ta bir ziyaret sırasında; emar randevusuna geç kaldığı için mağdur olan bir vatandaşın kendisine telefonla ulaşması, sorunun çözülmesi ve ardından vatandaşın Çadır’ı görünce sarılıp teşekkür etmesi…
Kameralar bu anı yakaladı. Sonrası malum:
“Abartıldı”,
“PR yapıldı”,
“Çok önemli bir şeymiş gibi sunuldu” eleştirileri…

Oysa gerçek çok daha sade.

Büyütülen Şey Aslında Neydi?

Şunu açıkça söylemek gerekir:
O vatandaş teşekkür etmese, o an kameraya yansımasa, kimse bu meseleyi bilmeyecekti. Zaten dile de getirilmeyecekti. Çünkü il başkanları, milletvekilleri, belediye başkanları her gün onlarca benzer sorunla muhatap olur. Bu, siyasetin olağan akışıdır.

Sorun çözmek “haber” değildir.
Ama çözülmeyen sorunlar siyaseti bitirir.

Bu yüzden burada tartışılması gereken; bir teşekkür anı değil, neden bu kadar çok insani temasın siyasette olağanüstüymüş gibi algılandığıdır.

Aileden Gelen Bir Duruş

Ekrem Gürcan Çadır’ı anlamak için biraz geriye bakmak gerekir.
Babası Nevzat Çadır, İnönü Üniversitesi’nde öğretim görevlisiyken, Adıyaman’da ilk Meslek Yüksekokulu açıldığında bu okula müdür olarak atanan, aydın, entelektüel bir eğitimciydi.

O dönemi yaşayanlar bilir…
Ben de o yıllarda Nevzat Çadır’la çok sayıda haber yaptım, görüşler aldım. Adıyaman’a birkaç fakülte daha kazandırmak için verilen mücadelenin tanığıyım. Bugün Adıyaman Üniversitesi denilen yapının fikrî ve kurumsal temelinde, Nevzat Çadır gibi isimlerin emeği vardır.

Ekrem Gürcan Çadır, işte böyle münevver, okuyan, araştıran, kamu yararını önceleyen bir aile geleneğinin içinden geliyor.

Karakter Siyaseti

Bugün Adıyaman’da birçok insan Çadır’ı şu cümlelerle tarif ediyor:

  • Kimseye karışmaz,

  • Kimseyi rahatsız etmez,

  • Sessizdir ama dikkatlidir,

  • Dürüsttür, namusludur,

  • “Adam gibi adam”dır.

Bu özellikler, Türkiye siyasetinde çok sık rastlanan meziyetler değildir.
Belki de bu yüzden AK Parti Adıyaman İl Başkanlığı görevine atanırken, bu karakter özellikleri özellikle dikkate alındı.

Bir Haftada Gelen Şöhret

Tut’taki o görüntü, Ekrem Gürcan Çadır’a belki 3–5 yılda ulaşacağı bir bilinirliği, bir haftada getirdi.
Eleştiriler oldu mu? Oldu.
Ama şunu da teslim etmek gerekir:
Milyonlarca liralık reklam bütçesiyle yapılacak tanıtım, kendiliğinden oluştu.

Üstelik bu süreçte Adıyaman’ın adı da sıkça anıldı. Yani mesele sadece bir kişi değil, bir şehir oldu.

Utanması Gerekenler Kim?

Burada asıl yanlış yerde utanç aranıyor.
Bir vatandaşın sorununu çözüp teşekkür alandan değil;

  • Hırsızlardan,

  • Yalancılardan,

  • Sahtekârlardan,

  • Kul hakkı yiyenlerden,

  • Namussuzlardan
    utanılmalı.

İnsana dokunmak suç değildir.
Aksine, siyasetin en temel görevidir.

Bundan Sonra Ne Olur?

Ekrem Gürcan Çadır’ın bundan sonraki süreçte özellikle sağlık sektörü başta olmak üzere Adıyaman’a yapılacak yatırımlar, takip edeceği dosyalar ve sahadaki varlığı daha çok konuşulacaktır.

Adıyamanlılar ona güveniyor.
Bu güven kolay kazanılmaz.
Ama zor da boşa çıkarılır.

Son Söz

Tut’ta yaşanan o an, bir “PR hikâyesi” değil;
Türkiye’de siyasetin ne kadar insani temasa aç olduğunu gösteren küçük ama anlamlı bir fotoğraftır.

Ve görünen o ki;
Av. Ekrem Gürcan Çadır, bu güveni boşa çıkaracak bir profil değildir.